BİLİME, SANATA, YARATICILIĞA TAHAMMÜLSÜZLÜK!

Belki bininci kez, başka başka sözcüklerle de olsa, aynı şeyi tekrarlıyorum:
Bilimin yerine, dini inançları koyarsanız… Sanatın yerine din kurallarını yerleştirirseniz… Yaratıcı düşüncenin, eleştirel düşüncenin yerine dini dogmaları doldurursanız… Hiç ama hiçbir yere varamazsınız. Ne birey olarak, ne de toplum olarak! Dini inançlar, bilimin, sanatın alternatifi değildir, olamaz!

“The Economist” dergisinden ve “New York Times” gazetesinden sonra İngiliz“The Times” gazetesinde çıkan, yazarlar, sanatçılar, aydınlar tarafından imzalanan eleştirel ilana Başbakan ve hükümetin bunca öfkesine neden, galiba yukarıda vurguladığım ayırımı yapamamaları.

Fazıl Say düşmanlığı

Başbakan “Sen!” diye hitap ettiği imzacılara hakaret ederken ve hükümet bunun hesabını soracağız diye kükrerken; yapımcı ve yönetmen Fuad Kavur30 ismin nasıl bir araya geldiğini, hesap vermeye hazır olduklarını açıklıyordu ajanslara.

Ancak Takvim gazetesi ya gündemi izlemediğinden ya da Fazıl Say’a kastettiğinden, The Times’da çıkan ilanın Fazıl Say tarafından yazıldığını manşetten verip, kin kusmaya devam ediyor.

Akit gazetesinin tehditleri karşısında Fazıl Say ne mi yapıyor?

Söyleyeyim: İki gün önce (30 Temmuz) Bayreuth festivalinde resital. Festivalin Wagner’in 200. yıldönümü için ona sipariş verdiği eserini ilk kez çalıyor. Bestesinin adı “Nietzsche and Wagner”…

Bitmedi: Dün akşam (31 Temmuz) Rheingau Müzik Festivali’nde (Almanya) resital veriyor ve Festival Ödülü’nü alıyor… (Programda Mussorgski, Prokofiev, Janacek ve yeni bestesi “Wagner and Nietzsche”)

Bitmedi: Bu akşam izleyicilere interaktif konferans veriyor…

Bitmedi: Yarın akşam (2 Ağustos) Menton Festivali’nde (Fransa) Stuttgart Oda Orkestrası’yla konser… Mozart 21. Konçerto ve kendi bestesi: “Goethe – Divan Şarkıları”

Ülkemde densizler Fazıl Say düşmanlığını körüklerken o ne mi yapıyor?

Söyleyeyim: 6-10 Ağustos tarihlerinde Gümüşlük Müzik Festivali kapsamında özellikle genç bestecilere yönelik vereceği “Masterclass” (uzmanlık – ustalık sınıfı) derslerine hazırlanıyor.

Önemli olan bunlar! Gerisi lafı güzaf!

Gezi Parkı Konçertosu’nu beklerken

Fazıl Say’ın iki piyano ve orkestra için bestelediği; ilk kez önümüzdeki ekimde Hannover’de çalınacak olan “Gezi Parkı 1” adlı konçertosunu sabırsızlıkla ve heyecanla beklerken, beynime bir e-posta saplandı! Konusu: “Benden uyarması, kararı siz verin!!!”

(Bu ileti için okurum ve “Selanik Alev Alev”, “İstanbul Falcısı” kitaplarının yazarı Ali Dilber’e teşekkür ederim.)

Paylaşıyorum:

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Öğretim Üyesi Prof.Orhan Çeker:

“Müzik için haram diyemeyiz ama helal de diyemeyiz. İçeriği İslama uygun olmalıdır.
Ama kadın sesi içeren müzik kesinlikle caiz değildir.”

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Döndüren: “Çalgı aletleri, bunları çalmak, satmak ya da şarkı söylemekten para kazanmak, nefsi azdıran, örneğin diri bir kadının ya da şarabın heyecan verici niteliklerini anlatan şarkılar, çalgısız dahi olsa caiz değildir.”

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Ekrem Buğra Ekinci: “Şarkı, ancak çalgı ve kadın sesi içermiyor, sözleri de dinen sakıncalı değilsedinlenebilir.”

İstanbul Müftü Yardımcısı, Yeni Cami ve Şehzadebaşı Camii vaizi Timurtaş Hoca:

“Okullara müzik dersi koyanlar inşallah Cenab-ı Hakkın gazabına uğrayacaklar!”

İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman: “Hanefi mezhebine göre müziğin icrası da, dinlenmesi de haramdır. Bir değneğin, bir çubuğun bir yere ahenkli bir şekilde vurulması bile bu hükme dahildir ve haramdır.”

Üniversitelerimize ve hukuk sistemimize geçmiş olsun!