ARTIK GİTME!

“Ne zili artık ya, yeter. Gitme.”

Bu sözler 5 yaşındaki bir çocuğa ait. 

Adı Deniz.

Daha 8 aylıkken hasreti yaşamaya başlayan Mustafa Balbay’ın oğlu…

 Ergenekon davasında verilen kararlardan sonra ilk açık görüş arefe gününe denk geldi. 
Anne Gülşah Balbay 34 yıl 8 ay ceza alan eşini, çocukları Yağmur ve Deniz’le birlikte görmek için yine Silivri yoluna düştü. 
Her Çarşamba olduğu gibi; Ankara’dan İstanbul’a… 

Deniz o büyük kalbiyle 5 Ağustos’ta birşeylerin değişeceğini düşünüyordu. 
Ama yine aynı yol, yine aynı X-Ray, yine aynı demir, yine aynı duvar…

 Mustafa Balbay yine umutluydu, yine dimdikti, gözleri parlıyordu. 33’lük delikanlı gibi karşıladı canlarını.

 Ama Deniz…

 Düne kadar cezaevini gördüğünde ağlıyor, içeri girmemek için diretiyordu. O beton ve demir yığını gelişimini engelliyordu. 
Bu yüzden doktorların, “Bir süre götürmeyin” dediği Deniz, bugün cezaevinden hiç çıkmak istemedi. 

Hasret giderdiler o dünyanın en hızlı geçen 1 saati içinde…

 Bitti.

Gardiyanlarla göz göze geldiler. Gitme vaktiydi. 

Deniz biliyordu o bakışları, o ayrılışları. 

Baba Balbay “Zil çaldı Deniz, benim gitmem gerek” dedi. 

5 yaşındaki Deniz artık isyandaydı “Ne zili artık ya, yeter. Gitme” sözleri döküldü ağzından. 

Gitme! 

Gitti. Mecburdu.
 İlk kez Mustafa Babası, onları yolculamadan yanlarından kalkıyordu. Kapıyı kapatıp, koğuşuna yöneldi.

Deniz arkasından fırladı. Babasının çıkıp, gittiği kapıyı yumrukladı.

“Ben de babamla içeri gireceğim” feryadı cezaevinin duvarlarına çarptı… Çarptı… Çarptı…

Duvarlar yıkılmasa da, gardiyanlar yıkıldı, gözler doldu.

Kimsenin Deniz’e söyleyecek bir sözü yoktu.

Ne denir, ne anlatılır ki?…

Ama bizim, birilerine söyleyecek sözümüz var:

Bayram arefesinde Deniz’e şu yaşattıklarınız var ya; bedduaya bile değmezsiniz!…