KURYE ALİ’NİN 3 KREDİ KARTINA NE OLACAK?

Ali motosikletli kurye. Bir pizzacıda çalışıyor şu aralar. Şu aralar dedim çünkü Ali sık sık işsiz kalıyor. Çalıştığı günler çalışmadıklarına kıyasla çok daha az. Buna karşın 3 kredi kartı var. Bankalar kartları verirken belli ki gelirini falan sormamışlar. Birinin borcunu diğeri ile ödüyor. O ödemediği zaman eşi sırtlanıyor borcu. Ali taksitle alıyor alacağını… Parasız kaldığı zaman çıkarıyor kartını cüzdanından, gidiyor bir bankamatike ve hemen nakit avansını çekiyor. Faizleri ile birlikte katlanan borcu ise “eve haciz gelmesin” diye bir lokantada bulaşıkçılık işinde çalışan karısı Nazmiye sırtlanmak zorunda kalıyor çoğu zaman. İzin günlerinde temizliğe giderek.

Ali örneği öyle tek tük değil. Türkiye genelinde kredi kartına yüklenenlerin, karttan nakit avans çekerek ay sonunu getirmeye çalışanların sayısı çok fazla. Sadece asgari ödeme yapıp borcu faizlendirdikleri için, ödemeleri gereken tutar da sürekli olarak arttı. Bu durum hem bundan kazanç sağlayan bankaların işine geldi hem de ekonomiyi canlı tutmak istediği için taksitle alışverişleri özendiren, orta hatta dar gelirlilerin kredi ile ev, araba sahibi olmalarını teşvik eden iktidarın. Bu yüzden ekonomide çalan tehlike çanlarını görmezlikten geldi AKP. Hatta kredi borcunu ödeyemeyenlere yönelik “POS Tefeci” diye tanımlanan bir sektörün doğmasına bile göz yumuldu. SMS, sosyal paylaşım siteleri veya internet ortamında; “Kredi kartı borcunuzu 12 eşit taksit ile 3 ay erteleme kampanyasını kaçırmayın. Tel:…” şeklindeki duyurulara koştu çaresiz kalan insanlar…

Ta ki özellikle son üç ayda kredi kartından nakit çekime yüklenerek, “bir karttan çek diğerine yatır” yolunu izleyen tüketici borcunu döndürmekte tıkanma noktasına gelinceye kadar.

TBB verileri haziran ayında, bir önceki aya göre, finans kurumlarına ferdi kredi ve kredi kartları borcunu ödemeyenlerin toplam sayısının bir önceki aya göre yüzde 19.9 artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu ciddi bir artış.

Neyse sonunda BDDK harekete geçebildi. Kredi Kartı Mevzuatı’nda yapılacak değişikliğe göre geliri 1000 TL ve altındakiler için kredi kartı limiti 1000 TL ile sınırlandırılacak. Limiti 1000 TL üzerinde olanların gelirini belgelendirmesi gerekecek. Bu kişilerin gelirlerinin sürekliliği kontrol edilecek. Tabii asgari ödeme limiti de artırıldı.

Bu durum 4.5 milyon insanı yakından ilgilendiriyor. Türkiye’de toplam kredi kartı sayısı 56.5 milyonu buluyor ve bu kart sahiplerinin yaklaşık yüzde 8’inin aylık geliri 1000 TL’nin altında kalıyor.

Gecikmiş bir karar. Aslında AKP iktidarı ile eşzamanlı olarak patladı kredi kartı kullanımı. Denize düşen yılana, paraya sıkışan bankaya ve kredi kartına sarıldı. Cebinde parası olmayan, ay sonunu getiremeyen vatandaş, kredi kartı ile gelecek aylardaki kazancını şimdiden harcamaya başladı. Anı kurtardı ama geleceğini “borca” esir etti.

Peki kredi kartı borcundan dolayı insanların mağdur olmasına, evlerinin yıkılmasına, intihar etmelerine BDDK ve hükümet neden seyirci kaldı? Olması gerekenleri bugüne kadar neden yapmadı?

Çünkü bu şekilde dönüyordu ekonominin çarkları. İnsanlar da benimsemişlerdi taksitli yaşamlarını,“Tamam” diyorlardı. “Eskisi gibi değilim ya, karnımı öyle ya da böyle doyurabiliyorum. Taksitle harcamamı da yapıyorum, televizyonum, ev aletlerim var, taksitle ev hatta araba bile alabilecek haldeyim.

Sağlık sorunum çözüldü neredeyse… Tatilde çoluk çocuğu arabaya doldurup köye gidebiliyorum. Hafta sonları alışveriş merkezlerinde dolanıp vakit geçiriyorum. Daha ne isteyeyim”…

Belli ki şimdi iş sürdürülemez boyutlara ulaştı. Yoksa hükümetin bu durumu yeni fark etmiş olması mümkün değil.

Ama bu önemli bir tehlikenin de sinyallerini veriyor. Türkiye’de kendisi olsa bile adı daha resmen konmayan derin bir ekonomik krizin pençesine düşmekte olduğumuzu…