VADE YAKLAŞIYOR

Ağustosu da bitiriyoruz, eylüle şunun şurasında 10 gün kaldı Sıcak bir sonbaharın eşiğindeyiz Hükümet çözüm süreci için adım atma durumunda.

Aslında Tayyip Bey’in amacı, mümkün olduğunca sorunu ertelemek ve önmüzdeki seçimler sürecine kadar, çatışmasızlık durumunu sürdürmek.

Ama daha uzun süre hiçbir şey yapmadan süreç devam ediyormuş, izlenimini sürdürmek imkanı yok.

Artık bir şeyler yapmak gerek. Bu biliniyor da, ne yapılması gerektiği bilinmiyor.

Yapılabilecek kolay şeyler var. Zaten onlar da önümüzdeki günlerde hayata geçirilecek.

Örneğin Öcalan’ın İmralı’da yapılmasını istediği düzenlemelere yetkililer şimdiden olumlu yanıt verdiler.

İsteklerin başında 2009 da yanına getirilen 5 hükümlünün gönderilerek yerlerine cezaevlerinde bulunan yüksek düzeyde sekiz PKK lının yrleştirilmesi var.

Ayrıca yatakhane olarak kullanılan odanın yanına bir de çalışma odası eklenmesini istiyor Öcalan.

Eh artık devletle görüşmeler de yapıldığına göre. herhalde devlet, muhatabından bir çalışma odasını esirgemez.

Nitekim gelen haberler, bu isteğe de olmaz denmeyeceği yönünde.

Ama tabii cezaevi koşullarında meydana gelecek olan bu iyileştirmeler sürecin ilerlemesini sağlayacak temel girişimler olmaktan uzaktır.

***

Eğer hükümet tarafından, ilerleme sağlayacak özlü girişimlerde bulunulmaz da, durum yine savsaklanırsa ne olacak?

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın bazı meslektaşlarımızla yaptığı görüşşmede hazır bulunan, haberlerine güvenilir, yorumlarına değer verilir gazetecilerden Sedat Ergin, Erdoğan’ın sınırlı açılımları karşısında Kürt hareketinin tavrının ne olacağı konusunda şunları söylüyor:

“Bu konudaki soruma Demirtaş’ın yantlarından aldığım izlenim, Kürt hareketinin başlamış olan süreci tümden koparma riskini göze alamayacağını gösteriyor. Demirtaş bütün olumsuz ihtimallerin sıralanmasına karşılık yine de silahlarına dönüş olmaması için çalışacaklarını ifade etti”

Bu arada hükümetin eylülden itibarın açıklayacağı bir demokratikleşme paketinden de söz ediliyor.

Söz konusu açıklamalara fazla bir kıymet atfetmek olanaksızdır. Her ne kadar önlemlerin adı “demokratikleşme paketi” olsa da sonbahar ile birlikte baskıyı daha da arttırmaya hazırlanan AKP’nin demokratikleşme yönünde herhangi bir adım atmasını beklemek abes olur.

Zaten karşı tarafın da, gerçek demokratikleşmeyle bir ilgisi yok.

***

Kürt siyasi hareketinin demokratikleşmeden anladığı, kollektif etnik haklar. Bunu da gizlemiyor, açıkça söylüyorlar
Ancak bu alanda istem sahiplerini tatmin edecek adımları atılması da, Tayyip Bey’i diğer seçmenler karşısında güç durumda bırakacak, sandıkta büyük kayıplara uğramasına yol açacağı için şu sırada pek mümkün görünmüyor..

Tayyip Bey’in elinin etnik tabanlı talepleri kabul edecek kadar güçlenebilmesi ise, yerel seçimler ile onu izleyecek Meclis ve ardından gelecek Çankaya seçimlerinden güçlenerek çıkmasıyla mümkündür.

Bu da, bugünden seçimlere kadar geçecek süre içinde radikal bazı girişimlerde bulunulmasını engelleyecek bir faktör.

Peki bu durumda ne olacak?

Herşeye rağmen yeniden silhlar mı konuşmaya başlayacak?

Sanmıyorum.

Aslında önümüzdeki dönemde, olacak olan ve de şu sıralarda da olmakta olan, bir şey olmuyormuş gibi görünürken, bir şeylerin olmasıdır.

Yani Tayyip Bey, Kürt siyasi hareketinin isteklerini karşılayacak herhangi bir somut girişimde bulunmadan, Kürt siyasi hareketinin Kürdistan olarak nitelediği bölgede iktidarın fiilen TC’den Kürt hareketine transferine göz yumacak ve böylelikle, kamuoyunda bir şey olmuyor izlenimini uyandırırken, o arada, olan olacaktır.

Sonrası?

Onun yanıtını ise, üç seçimin bitiminde göreceğiz.