İNSAF! YETER ARTIK!

Dünyanın öbür ucunda olsan da, yüreğin ait olduğun yerde atıyor, ait olduğun yerle birlikte atıyor… Ait olduğun yer, sadece doğduğun yaşadığın değil, anılarını, acılarını, sevinçlerini, sevgilerini biriktirdiğin yer… Geçmişini geleceğin hizmetine verdiğin yer… Kendini sorumlu hissettiğin yer… Çocuklarının, torunlarının yaşamasını istediğin yer… Öleceğin yer…

İnsan bir kez ölür. Oysa biz her gün yeniden yeniden ölüyoruz! Darbe olur, ölürüz. Darbe girişimi olur, ölürüz.

Darbe girişimi sonuçlanmaz, yine ölürüz. Darbe olmaz, “Ya olsaydı” korkusuyla ölürüz. “Darbe tehdidi vardı” derler, ölürüz… “Darbe olabilir” kuşkusu ortaya salınır, yeniden yeniden ölürüz…

Hay darbe kadar taş düşsün başınıza!

Darbe oldu, darbe olacak diye şiddet uygula! Darbe olmadıysa da yarın olabilir diye baskı uygula! Sen darbeye meyillisin, sen potansiyel darbecisin diye hukuku yok say! Darbe sözcüğünü on yıldır mazlum ve mağdur olma durumunun baş malzemesi yap!

İnsaf yeter artık! Bu ne darbe paranoyasıdır!

Türkçemde harika bir deyiş vardır: Lafla peynir gemisi yürümez! Hiç duymadınız mı?!

***

Bu darbe paranoyası, “Komşunu ihbar et” zihniyetiyle örtüşüyor. Bu darbe paranoyası Başbakan”ın, “muhbir vatandaş” özlemiyle bütünleşiyor. Bu darbe paranoyası Milli Eğitim Bakanlığı”nın, Gezi direnişlerine katılan öğrencileri ve öğretim üyelerini birbirine kırdırma politikasıyla destekleniyor.

Bunların sonucudur ki daha çok şiddet, daha çok baskı, daha çok şiddet…

İnsaf! Yeter artık!

***

Sanat diyorsun; tiyatro, opera diyorsun; Edinburgh Festivali, Salzburg Festivali diyorsun… Dur hele diyorlar. Önce hesap ver:

Sen Mısır’daki darbeyi lanetledin mi? Ne kadar? Az mı lanetledin, çok mu lanetledin?

İşte söylüyorum: Askeri ve sivil tüm darbeleri LANETLİYORUM! Amasız, fakatsız… “Ancak”, “Lakin…” demeden!

Komşuda akan kanı görüp, kendi ülkesinde akan kana gözlerini kapayanlara ne demeli? Gezi direnişlerinde öldürülen gençleri, gözü çıkartılan, sakat kalan çocukları görmezden gelenlere ne demeli?

Mısır’da ordu öldürüyor, Türkiye’de polis. Biri katliam yazıyor, öteki “destan”? Bu nasıl iş?

Darbeyi ve katliamı lanetletmekten çok, Mursi’yi ve Başbakan Erdoğan’ı desteklemeye nasıl, ne zaman dönüştürüldü bu iş?

Başbakan “Demokrasiyi sorgulamaya” başladığından beri mi?

Cuma namazından sonra, Başbakan’ın oğlunun da katıldığı “Demokrasi = küfür sistemi”, “Kahrolsun demokrasi, geliyor hilafetin sesi” afişleri, hilafet özlemleri ortaya saçıldığından beri mi?

Mısır’daki darbeyi lanetlemeyen Batı, düşman diye bellendiğinden beri mi?

Yoksa Başbakan “Rabia” işareti yaptı diye; onu kopya eden yandaş sporcu ve sanatçılar Başbakan’a destek yarışına girdiğinden beri mi?

***

Dünyanın öbür ucunda olsan da, yüreğin ait olduğun yerde atıyor, ait olduğun yerle birlikte atıyor…

Ülkem, ait olduğum yer hiç bu kadar gerilim içinde yaşamamıştı. Toplum hiç bu kadar bölünmemişti. “Darbe” sözcüğünü ağzından düşürmeyerek kimse bunca bölücülük, bunca kışkırtıcılık, bunca ayırımcılık, bunca şiddet uygulamamıştı.

İnsaf! Yeter artık!