KOMPLO TEORİSYENLERİ NEOCONLARIN EMRİNDE

Türkiye gibi bir ülkede komplo teorilerini eleştirmek sırat köprüsünden geçmeye benzer. Kıldan ince ve kaygan bir çizgi üzerinde ilerlemeye çalışırsınız. Dengenizi biraz kaybedecek olsanız aşağıda sizi cehennem beklemektedir. Komplo teorilerini eleştirmenin zorluğu da buna benzer. Söz konusu hurafelerin emperyalizmi aklamak ve mazur göstermek dışında hiçbir işe yaramadığını bilirsiniz. O nedenle kıyasıya eleştirir; ideolojik içeriklerini teşhir etmeye çalışırsınız. Bu konuda zaaf göstermek, ideolojik planda ayağınızın kayması anlamına gelir. Aşağıdan yükselen sıcak yüzünüzü yalar. Öte yandan emperyalist mahfillerde planlanan ve “komplo teorilerini eleştiri” adı altında yürütülen bir faaliyetten de haberdarsınızdır. Bu faaliyetin amacının antiemperyalist her analizi komplo teorisi, İsrail’e yönelik her eleştiriyi antisemitizm ilan etmek olduğunu bilirsiniz. Komplo teorilerini eleştirirken başını neoconların çektiği bu uğursuz ekolle aranıza sürekli bir sınır çekmeniz gerekir. Ayağınız kaydığı anda cehenneme düşeceğiniz kesindir.

Neoconlara göre “Doğulu aklı”

Aslında hem komplo teorisyenleri hem de neoconlar aynı kaptan yemekte ve aynı kaba pislemektedir. Ne kadar farklı görünürlerse görünsünler, söyledikleri aynı kapıya çıkmaktadır. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde yaşananlar ve son olarak Suriye’ye planlanan emperyalist saldırı bu gerçeği kanıtlamak için bizlere müthiş bir fırsat sunmaktadır. Bu uğursuz ortaklığı daha iyi anlayabilmek için isterseniz önce emperyalist mahfillerin “komplo teorilerini eleştirme” adı altında yürüttükleri faaliyetlere bir göz atalım. Bunlara göre Ortadoğuluların, yani Arapların, Türklerin ve özellikle de İranlıların zihinsel yapıları Batılılarınkinden farklıdır. Söz konusu farklılık yüzünden “komplo zihniyeti” denilen hayalet Ortadoğu’nun üzerinde gezinip durmaktadır. Bu zihniyetin en güzel örneğiyse Ortadoğuluların geri kalmışlıklarından ve başlarına gelen felaketlerden Batılıları sorumlu tutmalarıdır.

Bu görüşleri savunanların kim olduklarına baktığımızda meselenin özü daha iyi anlaşılacaktır. Aslında liste uzun ama şimdilik birkaç isimle yetinelim. İlk sırada Edward Said’in “son oryantalist” dediği Bernard Lewis gelmektedir. Bütün yazılarında Ortadoğu’yu ve Arapları aşağılamaya, itibarsızlaştırmaya çalışan Lewis emperyalizm ile oryantalizm arasındaki ilişkinin ete kemiğe bürünmüş hali gibidir. “Medeniyetler Çatışması” tezinin asıl mucidi ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin mimarlarından olan Lewis’e göre Doğu, özgürlük ve demokrasi gibi kavramları tercüme yoluyla tanımıştır. Batılıların Doğu’da giriştikleri işgaller aslında buralarda özgürlüğün ve ilerlemenin önünü açmıştır. Nankör Doğulular ise kendi geri kalmışlıklarına bahane olarak “Batı emperyalizmi’’ diye bir günah keçisi yaratmışlardır.

Bir diğer neocon olan Daniel Pipes da Doğu’nun geri kalmışlığının nedeni olarak emperyalizmi gösterenlerin hepsini komplo teorisyeni ilan eder. Pipes’a göre Ortadoğu’da komplo teorilerinin yaygın olmasının nedenleri bölgenin sürekli hâkimiyet mücadelesine sahne olmasında, Zerdüştlükten ve manihezimden beslenen İran kültüründe ve İslamiyetin doğasında gizlidir.

Beyaz Saray danışmanlarından Robert S. Robin ise ABD hükümetine bağlı “Kişilik Analizi Politik Davranış Merkezi"nin kurucusu Jerrold M. Post ile birlikte kaleme aldığı kitabında Ortadoğu’nun sorunlarının nedenini emperyalizme bağlamanın komplo zihniyetinin bir sonucu olduğunu ileri sürer. Robins ve Post’a göre Ortadoğuluların tipik bir özelliği olan politik paranoya “Marksist-Leninist ideolojiden etkilenen, toplumsal devrimden yana olan teröristler” arasında çok güçlüdür.

Örnekleri uzatabiliriz ama buraya kadar anlatılanlardan komplo teorilerini eleştirme adı altında yürütülen bu faaliyetler hakkında bir fikre sahip olmak mümkün. Noam Chomsky’nin dediği gibi ABD, kendi kurumlarını eleştiriden korumak için komplo teorisi yaftasına başvurmakta ve yapmak istediklerine dikkat çekenleri “komplo teorisyeni” diye saf dışı bırakmaya çalışmaktadır. Bahsi geçen “eleştirilerin” ideolojik içeriği, en az eleştirdikleri hurafeler kadar berbattır. Gerçeğe ve akla aykırı bu saçmalıklar, tıpkı komplo teorileri gibi emperyalizmi kutsamaktadır.

Büyük komplonun emrinde

Ortadoğu yüzyıldan fazla bir zamandır emperyalist paylaşım savaşının merkezi durumundadır. Bu bölgedeki ülkelerin başta ABD olmak üzere emperyalistlerden çekmediği kalmamıştır. ABD’nin Türkiye’de, İran’da ve daha birçok ülkede darbe tezgâhladığı bilinen ve kabul edilen bir gerçektir. BOP ile birlikte 24 ülkenin sınırlarının değişmesi gerektiği bizzat zamanın ABD Dışişleri Bakanı Coondoleezza Rice tarafından ifade edilmiştir. O tarihten bu yana yaşananlar ortadadır. Irak, uyduruk bir “kitle imha silahları var” gerekçesiyle işgal edilmiş ve parçalanmıştır. Türkiye, ABD ve işbirlikçileri eliyle parçalanmaya doğru sürüklenmektedir. Kısacası Ortadoğuluların, işin içinde ABD varsa, bir komplodan şüphelenmeleri için yeterince neden bulunmaktadır. Türkiye, ABD’nin planları doğrultusunda aylardır Suriye’yi parçalamak isteyen eşkıyalara yardım etmektedir. Şimdi de “kimyasal silah kullanıldı” yalanıyla Suriye’ye emperyalist bir komplo tezgâhlanmaktadır. Yıllardır her taşın altında Yahudi arayanlarsa, İsrail’in de desteklediği bu saldırganlığı canla başla savunmaktadır. İsrafil Sur’a üflemiş ve komplo teorisyenleri derhal büyük komplonun emrine girmiştir. Kısacası işin teorik kısmı bir kenara bırakılmış, gözlerimizin önünde komplonun pratiği yapılmaktadır. Üstelik bu büyük komplo, ülkemizi yıllardır komplo teorileriyle yönetmeye çalışanlar ve ABD’de komplo teorisi avına çıkan neoconlar tarafından birlikte kotarılmaya çalışılmaktadır. Her iki kesim de Büyük Ortadoğu Projesi için el ele vermiş durumdadır. Bu uğursuz işbirliği komplo teorilerinin aslında kimin işine yaradığını gösteren en somut örneklerden birisi olarak tarihe geçecektir.