SİZİ GİDİ DARBECİLER, SİZİ!

Siyasal jargonda “hükümet darbesi”nin tanımı, bir kişi ya da örgütün yasadışı müdahaleyle hükümeti devirmesi ve iktidarı zorla ele geçirmesidir. Zaten bu yüzdendir ki Türkiye’de yaşanan 1960, 1971, 1980 hükümet darbeleri ve hatta 28 şubat 1997 süreci, “askeri müdahale” olarak açıklanır.

Özetle ister sivil, ister asker örgütlenmesi olsun, “cebren”, yani zor kullanarak hükümet devirmek amacıyla yapılan müdahale sonucuna, darbe denir.

Ne var ki AKP hükümeti, darbelere bildiğiniz gibi öylesine karşı ve Sayın Başbakan öyle bir demokrasi havarisi ki ; Türkiye dışındakilere bile çok duyarlı. Mısır’da kendisi gibi ve ancak kendisi kadar demokrat, ama “Müslüman Kardeşi!” Mürsi’yi iktidardan deviren Mısır ordusuna kızıp köpürüyor, ver yansın ediyor.

AKP iktidarı öylesine demokrat ve Sayın Başbakan da havarisi ki, Türkiye hapishaneleri, zaten oluşmamış darbeler, doğmamış müdahaleler mezarlığı!

***

Yüzlerce insan, Balyoz ve Ergenekon davalarında girişilmemiş bir darbe girişimi, yapılmamış bir askeri müdahale olasılığı suçundan “Düşman Hukuku”na göre yargılandılar, onlarcası ömürboyu hapis cezasıyla içeri tıkıldı…

Başbakan Erdoğan ve hükümeti, içerde şiddetle cezalandırdığını Mısır’da da hiddetle telin ederek, buraya kadar tutarlı.

Ama AKP zurnası, Suriye’ye gelince zırt diyor ve hem Batılı müttefiklerini çağırıp, hem bizzat hazırlandığı “askeri müdahale”yle Suriye’de rejimi devirecek bir darbenin çığırtkanlığını yapıyor!

Bu ne yaman çelişkidir?

Mısır’da Mısır ordusu Mısır hükümetini devirince darbedir de, AKP ordusu Batılı emperyalistlerle bir olup Suriye hükümetini devirince darbe değil midir?

Askeri müdahale dedikleri, AKP ve Müslüman Kardeşler’ine karşı yapılınca suç, Baas Partisi ve Alevilere karşı yapılınca yasal mıdır?

***

Demokrasi hevenkinden sadece “seçim” tanesi yiyen Başbakan’ın “seçilmiş, seçilmiş” diye tutturduğu Mürsi, Beşar Esad’dan daha mı çok seçilmiştir? Hayır. Suriye’de Esad’ın oyları da, yandaşları da Mısır’daki Mürsi’den fazla…

Seçimlerde hile derseniz, eh o zaman, Türkiye’deki seçimleri de konuşmak gerekir!

Eğer ki demokrasi, seçimden çok bireysel hak ve özgürlük genişliği demekse, Mürsi’nin Esad’dan daha demokrat olduğuna kargalar bile güler. Hele azınlık haklarını kıyaslamak gerektiğinde, Suriye’li Esad, Mısır’lı Mürsi’ye beş basar!

Mercimek kadar aklı olan biliyor ki, Batılı bir ittifakın ya da bir başına Türkiye’nin Beşar Esad’ı yıkmak üzere yapacağı askeri müdahale, Suriye’ye demokrasi getirmeyecek. Daha doğrusu Irak’a ne kazandırdıysa, onu verecek: Yıkım, kıyım, kan, gözyaşı ve en az ikiye parçalanacak bir mülk.

Peki kimyasal silahların öldürdüğü çocuklara içi sızlayan Başbakan, bizzat Türkiye’nin katılacağı askeri müdahale, çığırtkanlığını yaptığı darbe sırası ve sonrasında ölecek çocuklara gözyaşı dökecek mi, dökmeyecek mi?

Esad’ın ordusunun öldürdüğü çocuklar masum da, Türkiye’den ateşlenen Patriot’ların ya da bizzat AKP ordusu ve müttefiklerinin öldüreceği çocuklar suçlu mu olacaklar?

***

Sahi, şu anda Türkiye’nin verdiği silahlarla ÖSO’nun, El Kaide’nin öldürdüğü “sabi”lere ne diyor, acaba AKP silahşörleri? Şeytanın dölleri, oh mu olsun diyorlar, acaba?

Kendilerine demokrat ABD’nin, Fransa’nın ve demokrat bile olmayan Sünni Arap ülkelerin Suriye’ye niçin saldırmak istediğini anlamayan kaldıysa, zeka testi yaptırsın. Kimyasal silah gerekçesinin doğruluğunu Irak’ta gördük, Suriye’de de sonuç farklı olmayacak.

Batı emperyalizmi, zaten Orta Doğu ve Afrika haritasını enerji stokları, tatlı su rezervleri doğrultusunda değiştirmeye kararlıydı, şimdi de küresel krize tek çare görüyor, savaşları. Ama Amerika’dan, Avrupa’dan çook uzaklarda açıyor bu savaşları, hep uzaklarda… Savaş bu, nasıl başladığını bilirsin, nasıl biteceğini bilmezsin, yaklaştırır mı sınırlarına, halkına?

Ya Türkiye? Ya AKP, niye ille de Suriye ile savaşmak istiyor? Neden Esad rejimini dert etti Sayın Başbakan, sınırlarında sıfır dost politikası yetmedi de düşman eksikliği mi çekiliyor?

Yoksa AKP ekonomisini kurtarmak için de mi tek çare savaş ve içerde Başkan seçilmek için dışarda “askeri müdahale”ye mi ihtiyaç var?

Biraz edep yahu!

İç savaş, dış savaştan daha az iğrençtir. Hiç olmazsa kime karşı dövüştüğünüzü bilirsiniz.
Anatole France

“G” NOKTASI

BİR BARIŞ GETİR
Dünya denen evimize
bir resim getir
karşısına bulutları koy
gökyüzü girsin içeri
çocukları saklayacaksın unutma
kadınları bütün canlıları
bu diktatörler
ne isterler bizden
teke tek dövüşseler ya
öldürseler birbirlerini
temizlense ortalık
kurtulsa yeryüzü
bir deniz getir
karşısına rüzgarları koy
maviler girsin içeri
mazlumları saklayacaksın unutma
barışsın sen
emeği gözet vur zalimlere
kanatların var yok umrumda değil
ister güvercin ol ister kartal
sana emanet insanoğlunun umutları
bir bebek getir
karşısına annesini koy
kaybetsin ölüm kazansın hayat
yen bu sömürüyü yalancı kıyametleri
sonsuza kadar bütün özgürlükler girsin içeri.

A.KADRİ ERGİN