SAVAŞ ÇIĞLIKLARI ATAN, KENDİ ÇOCUĞUNU SAVAŞA YOLLAMAYACAK OLANDIR!

Savaş tamtamları her yerde çalınıyor. Ama en yüksek, en yoğun çalan bizim Başbakan! Vur çık olmaz diyor, sınırlı olmaz diyor, Esad yok edilinceye dek, sonuna dek, kalıcı savaş diyor. Savaştan yana olmayanlara kızıyor, savaş kışkırtıcılığı yapmayan medyaya öfkeleniyor, illa ki savaş istiyor…

Dış politika uzmanları çeşitli ülkelerin tavırlarını yani çıkar hesaplarını, kararlarını, çelişkilerini tartışadursun… Ben şunu bilir, şunu söylerim:

Savaş çığlıkları atanlar, kendi çocuklarının savaşa yollanmayacağını bilenlerdir. Kendi çocuklarının savaşta öldürülmeyeceğini bilenlerdir. Kendi çocuklarının yaşama hakkını garanti altına almış olanlardır!

On yıl önce Irak’ta

Siz bu yazıyı okuduğunuzda belki de ABD’nin, İngiltere’nin, Fransa’nın hesapları yine değişmiş olacak… Belki savaşa girilmiş olacak… Belki Erdoğan, birbirini öldüren Müslümanların bir bölümünün en yeni “süper kahramanı” ilan edilecek…

Bu belkiler, bilinmeyenler arasında ben on yıl öncesini 2003’ü çok sık düşünüyorum.

Hani Irak’a saldırmak için, Saddam’ın elindeki “kitle imha silahları” üzerine söylenenleri… Raporlar “kanıt yok” dediği halde, Birleşmiş Milletler’de Powell’in yaptığı göz yaşartıcı konuşmaları… Bugün hepsinin yalan olduğunu biliyoruz. Aldatıldığımızı biliyoruz…

O gün de savaş kışkırtıcıları vardı. Ama Türkiye’de olağanüstü bir mücadele verildi Meclis’ten tezkere geçmesin diye. Ve başardık! Bütün Türkiye ayaklandı bu pis savaşın parçası olmak istemiyoruz diye!

Ya bugün? Erdoğan milleti bu kadar çok mu korkuttu? Savaşı istemeyenlerin sesi neden bunca cılız?

Ama belki de erken davrandım bu soruyu sormakta. Bugün 1 Eylül, Dünya Barış Günü ve ülkemin her yerinde savaşa karşı çıkanların el ele vereceği gün! Eğer yandaş medya Erdoğan korkusundan barış özlemini dile getirmeye korkarsa, siz yine Halk TV’den izleyebilirsiniz…

Çehov der ki

Tiyatroda Çehov’un bir sözü vardır: “Eğer sahnede bir silah varsa, oyun bitmeden önce mutlak patlar…” Hayatta da öyle…

Madem kimyasal silahları kullanmak savaş nedeni olabiliyor, o zaman kimyasal silah üretme, değil mi!

Ama anlaşılan dünyayı yönetenler, süper kahraman olmak isteyenler, Çehov’un bu tiyatro kuramını bilmiyor ya da gözlerini öylesine hırs, para, çıkar ve güç bürümüş ki, vazgeçmek akıllarına bile gelmiyor!

Silah üretiminden kolay kolay vazgeçmeyecek dünya güçleri, yeryüzünde diktatörler oldukça!

Diktatörler, daha çok baskı, daha çok yasak, daha çok adaletsizlik, daha çok savaş istemekten vazgeçmeyecek kendi çocuklarının hayatını garantiye aldıkça…

Vicdan mı dediniz? Anaların, babaların acılarını bizden ya da onlardan diye ayırandan…

Öldürülen gençleri, çocukları, “bizden” ya da “düşmandan” diye bölenlerden… Acıları, insanlığı, hakkaniyeti ve adaleti sayılara vurandan, yüzde elliyi var, yüzde elliyi yok sayandan, mukayese eden, kıyaslayandan vicdan mı bekliyorsunuz? Güldürmeyin beni!

Savaş çığlıkları atanlar, kendi çocuklarının savaşa yollanmayacağını bilenlerdir. Kendi çocuklarının savaşta öldürülmeyeceğini bilenlerdir. Kendi çocuklarının yaşama hakkını garanti altına almış olanlardır!