UFO HİKâYELERİNİN SİYASAL KÖKENİ

ABD’deki 51. Bölge yıllar boyunca komplo teorisyenlerinin ilgisini çekti. Güney Nevada’daki bu geniş ve kamuya kapalı alan hakkında bir sürü hikâye uyduruldu.

Bunlara göre ABD uzaylılarla işbirliği içindeydi. 51. Bölge’deki üslerde kalan uzaylılar insan genetiğine dair çalışmalar yapıyor; ABD’li yetkililere tarihle ve bilimle ilgili mühim bilgiler veriyorlardı. Komplo teorisyenleri bölgede görülen uçan cisimlerin bu türden bir işbirliğini kanıtlayan UFO’lar olduğunu öne sürüyorlardı.

Geçtiğimiz günlerde ABD’de 51. Bölge ile ilgili ortaya çıkan raporlar meseleye açıklık getirdi. Raporlara göre 51. Bölge gerçekten vardı ama burası UFO’lar için değil U2 casus uçakları ve yeni uçak modellerinin denenmesi için kullanılıyordu. Bu durum uzaylılar ve uçan tanımlanamayan cisimler, yani UFO’lar hakkında komplo teorileri üretenleri şimdilik boşa düşürdü. Söz konusu çevrelerin bu hayal kırıklığını çabucak atlatacaklarına ve kısa bir süre sonra yeni komplo teorileriyle karşımıza çıkacaklarına kesin gözüyle bakabiliriz. İsterseniz şimdilik uzaylılarla ve UFO’larla ilgili iddiaların ne zaman başladığına ve bu iddiaların hangi siyasal koşullar altında komplo teorilerine dönüştüğüne kısaca bir göz atalım.

Uçan daire lafı nereden geliyor?

Dünya dışı varlıkların faaliyetleri hakkındaki ilk eserin 1650 yılında Massachusett’te John Winthrop tarafından kaleme alındığı biliniyor. Winthrop eserinde, bölgesindeki tuhaf gökyüzü olaylarını gözlemleyerek dünya dışı varlıkların dünyadaki olaylara müdahaleleri üzerinde durmuştu1. 1686 yılında ise Bernard Le Bovier de Fontenelle dünya dışında da yaşamların olabileceği konusunda bir makale kaleme aldı. Kilise bu türden rivayetlere karşı hemen sert bir tavır aldı çünkü dünya dışı varlıklarla ilgili iddialar bu dünyanın tekliğini ve eşsizliğini savunan Hıristiyanlıkla çelişiyordu. Bu yüzden söz konusu faaliyetler hemen cadılık olarak adlandırıldı.

1896 yılında Avrupa ve ABD’de uçakların uçmaya başlamasıyla birlikte uçan cisimler ve dünya dışı varlıklar hakkındaki iddialar açısından yeni bir döneme girildi. Zamanın gazeteleri Venüslüler ya da Marslılar tarafından kaçırıldığını iddia eden insanların haberleriyle dolmaya başlamıştı. Charles Fort isimli şarlatanın uydurduğu “vakalar” ileriki dönemlerde uzaydan gelen konuklara inanan okültik çevreler açısından en önemli referans kaynağı olacaktı. Fort, biraz tuhaf bir biçimde de olsa uçan daireler edebiyatını başlatmıştı.

Bu meselenin ne kadar etki yaptığı 31 Ekim 1938 yılında anlaşıldı. Orson Welles tarafından H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı isimli kitabından uyarlanan bir radyo oyununda Marslıların New York’a saldırdıklarının söylenmesi büyük paniğe yol açtı. Polise uzaylıların ilerleyişi hakkında ihbar yağmaya başladı. Oyun o kadar ciddiye alınmıştı ki, uzaylılar tarafından ele geçirilmek istemeyen bir kadın intihar etmeyi bile denedi.

24 Haziran 1947 tarihi bu türden haberler açısından bir milat oldu. Bu tarihte Washington eyaletindeki Cascade Dağları üzerinde uçan Kenneth Arnold, gökyüzünde tanımlanamayan cisimler gördüğünü ileri sürdü. Arnold söz konusu cisimlerin hareketlerini suyun üzerinde kayan fincan tabaklarına benzetmişti. Böylelikle “uçan daire” lafı ilk kez kullanılmaya başlandı. Bu dönemin ardından birçok kişi benzer bir biçimde uçan nesneler gördüğünü iddia etmeye başladı. Bu ihbarlar sonradan modern UFO söylencelerinin temellerini oluşturacaktı. 2

Antikomünist UFO’lar

Burada altı çizilmesi gereken UFO’lar hakkındaki iddiaların bu tarihlerde artmaya başlamasıdır. Nitekim Arnold’un uçan daireleri ilk kez tanımlamasından birkaç ay sonra New Mexico Roswell yakınlarında bir uçan dairenin enkazının bulunduğu ileri sürüldü. Yetkililer bunun yere çakılmış bir meteoroloji balonu olduğunu söylüyordu ama bu açıklama herkesi tatmin etmedi. 1950 yılında Frank Scully balon iddiasının meseleyi örtbas etmek isteyen ABD ordusu tarafından uydurulduğunu ileri sürdü. Scully’nin komplo senaryoları en üst politik makamlara kadar uzanıyordu. Komplo senaryosu olay yerini ziyaret eden meraklılar sayesinde para kazanmaya başlayan kasaba sakinleri tarafından büyük bir hararetle desteklendi.

Bu esnada bilim kurgu yazarı Ray Palmer’ın Kenneth Arnold’un gördüklerine dair yorumları dünya dışı yaratıkların varlığı ve faaliyetleri konusunu daha da alevlendirdi. Palmer’ın dergisi Fate’de yazan Richard S. Schaver, daha 1944 yılında yeraltında uzaylıların soyundan gelen canlıların yaşadığını ve bunların özel bir beyin kontrol teknolojisiyle insanlığı hâkimiyetleri altına almayı planladıklarını yazmıştı. Palmer ve Shaver böylelikle, amaçları korku ve şaşkınlık yaratarak dünyayı ele geçirmek olan insan görünümlü kötü niyetli uzaylılar efsanesinin temellerini atıyorlardı.

Tam bu noktada biraz durmak ve 1950’li yılların başında belirginleşmeye başlayan “komplocu ve kötü uzaylı” figürünün ortaya çıkma nedeni üzerine düşünmek gerekiyor. Aslında UFO iddialarının ortaya çıkışı ile dönemin politik havası arasında doğrudan bir ilişki mevcuttur. ABD’deki hemen herkesin havadan bir Sovyet saldırısı beklediği bu yıllarda, eşyanın tabiatına uygun olarak “kimliği belirlenemeyen uçan cisimler” görme olayları yaygınlaşmıştır. Mesele bu kadarla da kalmamış; yaşanmakta olan Soğuk Savaş, kötü amaçlı uzaylılar hakkındaki rivayetlere antikomünist bir içerik kazandırmıştır. Bu konuda en iyi örnek, Morris K. Jessup tarafından yazılan The Case for the UFO (UFO Olayı) isimli kitaptır. Jessup’a göre Sovyetler Birliği’ndeki “Kızıl Hükümdarlık” aslında kötü uzaylı yaratıklarla işbirliği halindeydi. Sovyetler Birliği Himalayalardaki tapınaklarda bulunan gizli uçuş tekniklerini öğrenmek için bu bölgeleri ele geçirmek istiyordu. Bu durumda UFO’lar komünistlerin bağlaşıkları olan uzaylıların gizli silahlarıydı. Uzaylıların Sovyetler Birliği ile ittifakı meselesi komplo teorisyenleri tarafında daha sonra da ele alındı. Söz konusu “Şer Cephesi” zamanla Çinlileri ve farklı devrimci hareketleri kapsayacak kadar genişletildi.

1950’li yıllarda George Adamski ismi duyulmaya başlandı. Adamski, 1952 yılında Venüslüler tarafından kaçırıldığını ve onlar tarafından yeryüzündeki insanlar arasına elçi olarak atandığını iddia ediyordu. 1956 yılında yayımlanan Inside the Space Ships (Uzay Gemilerinin İçinde) isimli kitabında Adamski ordu ve hükümet mensuplarının Venüslülerden haberdar olduklarını ve bunlardan bazılarıyla ilişki kurduklarını söylüyordu.3

Adamski’nin söylediklerinin başlangıçta politikayla ilgisi yoktu. Bu ilişkiyi arkadaşı George Hunt Williamson 1959 yılında Flying Saucer Review dergisine yazdığı bir makalede kurdu. Williamson’a göre dünyadaki bazı güç odakları, dünya dışı varlıkların olduğunun açıklanmasıyla insanlar üzerindeki hâkimiyetlerini kaybedeceklerinden korkuyordu. Bu, kökleri çok eski çağlara uzanan komplonun bugünkü temsilcileri uluslararası banka ve finans sektörüydü. Üniversitede arkeoloji profesörü iken öne sürdüğü tezler yüzünden unvanını kaybeden Williamson’a göre, Mars’a yerleşmiş olan Elohim isimli yaratıklar bu gezegenin yaşanmaz hale gelmesi üzerine dünyaya göç etmişti. Gizli bilgilerini kristallerde toplayan Elohimliler bunları “Aslanın gizli yerleri” denilen yerlerde saklıyordu. Bu yerlerden bazıları Tibet’teydi ve Çin ordusu bölgeye aslında bu bilgileri ele geçirmek için girmişti.4

“Siyahlı Adamlar” ve Yeni Galaktik Düzen

1970’li yıllarda UFO’lar hakkındaki iddialar daha da politikleşti ve ABD’deki aşırı sağcı akımların savunduğu komplo teorileriyle iç içe girdi. Philip Argyle-Stuart’ın iddiaları bu iç içe girmenin en tipik örneğidir. Stuart’a göre Vulkan gezegeninden gelen uzaylılar Hazarlar 1776’da İlluminati’yi kurmuşlar, 1815’de Rotschild ailesiyle birlikte mali dolaplar çevirmişler, 1848’de komünist ve 1895’de de Siyonist hareketi oluşturmuşlardı.

1986 yılında, George C. Andrews’un Extraterrestials Among Us (Aramızdaki Dünya Dışı Varlıklar) isimli kitabı yayımlandı. Andrews kitabında bir grup zenginin dünyayı yönetmek için uzaylılarla işbirliği yaptığını iddia ediyordu. Bu kitap sayesinde uzaylıların varlığını örtbas etmek için gizli faaliyet gösteren “Siyahlı adamlar” miti ortaya çıkacaktı.5

Komplo teorisyenleri UFO’lar gibi son derece renkli bir konuyu kullanıma sokmakta gecikmediler. Burada William M. Cooper’dan bahsetmek gerekiyor. Bir zamanlar ABD Ordusu’nda da görev yapan Cooper, gelmiş geçmiş bütün komplo örgütlerinin Yeni Dünya Düzeni için çalıştıklarını iddia ediyordu. Ona göre ABD ile uzaylılar anlaşmışlardı ve bu anlaşmayı halktan gizlemeye çalışıyorlardı. Cooper bu konudaki iddialarını daha sonraları sahte olduğu anlaşılan “MJ-12 Belgeleri” isimli uydurma evraklara dayandırıyordu. Tek Dünya Devleti komplosunu kozmik boyutlara sıçratan Cooper, asıl amaçlananın Tek Galaksi Devleti olduğunu öne sürdü.6

Ergenekon 51. Bölge’ye karşı

Uzaylılar ve UFO’larla ilgili komplo teorileri zaman içerisinde giderek akıl ve izan dışı bir hal aldılar. Jim Marrs, David Icke gibi meczuplar ve Jan Van Helsing gibi neonaziler komployu kozmik boyutlara taşıdılar. Helsing’e göre Markab isimli güneş sisteminden gelerek Yahudileri kontrollerine alan kötü uzaylılar, Aldebaran Güneş Sistemi’nden gelen iyi uzaylılara karşı savaşıyorlardı. İyi uzaylılar Ergenekon İddianamesi’nde de adını duyduğumuz Agarta’yı kurmuşlardı. II. Dünya Savaşı’nın ardından birçok Nazi Agarta’ya kaçmıştı. Bu kozmik faşist ittifakın ayda da gizli bir üssü vardı. ABD ise buna karşılık 51. Bölge’de kötü uzaylılarla işbirliği yapmaktaydı.

Görüldüğü üzere uzaylılar ve UFO’lar hakkındaki iddialar Soğuk Savaş esnasında komplo teorilerine dönüşmüştü. 51. Bölge hakkındaki iddialar ise bütün bu komplo teorilerinin merkezinde yer almaktaydı. Bölgenin üzerindeki esrar perdesinin aralanması bu türden hikâyelerin üretiminde kısa süreli bir krize yol açabilir. Fakat komplo teorisyenleri için bu sıkıntılı durumun bir engel teşkil etmeyeceğini söylemek mümkündür. Onlar o müthiş hayal güçleriyle bu krizi de kısa sürede aşacak ve bildikleri yoldan ilerlemeye devam edeceklerdir.

1Eduard Gugenberger, “Die Verschwörung der Ausserirdischen”, Typologien des Verschwörungsdenkens, der. Helmut Reinalter, Studien Verlag, 2004, s. 115.
2Age, s. 117.
3Adamski’nin kitabı dilimize de çevrildi. George Adamski, Uzay Gemislerinde, Ruh ve Madde Yayınları, çev. Cengiz Cevre.
4Turgut Gürsan, Hitler Almanyası’nın Gizli Tarihi, 4. baskı, Selis Kitaplar, Ağustos 2005, s. 150-151.
5Lindsay Porter, Dünyayı Yöneten Gizli Örgüt İlluminati, Neden Kitap, Ekim 2006, s. 213.
6William Cooper, Apokalips’in Atlıları Gizli Örgütler ve Yeni Dünya Düzeni, Selis Kitaplar, çev. Zeki Enes Akkan, Mart 2003.