TERİM MUCİZESİ

Son yıllarda, hüsran yaratan, milli takım 10 eylül salı, Dünya Kupası eleme maçında Bükreş’in National Stadında , beklenmedik şekilde, Romanya’yı 2 – 0 yendi.

Sonucun beklenmedik olduğunu söylemek biraz tartışma götürüyor.

Evet, daha önce grupta yaptığı maçlar göz önünde bulundurulduğunda, Milli takımın yenmekten daha çok yenildiği Romanya karşısında deplasmanda galip gelmesini beklemek hayalcilikti.

Ama Türkler gerçekten çok hayali sever, olağanı değil de mucizeyi beklerler.

Salı gecesi de öyle oldu. Mucize beklendi ve gerçekleşti.

Basın genelde bunun nedenini Fatih Terim’e bağladı.

Çarşamba ve perşembe günkü gazetelere bakarsan bir çok “Fatih Terim Mucizesi” başlığı görürsün.

Fatih ile mucize birbirleriyle çok bağdaşan, iki kavram olarak kabul ediliyor bizde.

Daha önce Galatasaray’da da,Milli Takımda da mucizeler!” göstermişti Fatih.

Onun için kimse Salı akşamı zaferle biten Romanya maçını kimse yadırgamadı.

“Romanya galibiyeti ne getirdi?” dersen yanıtı açık:

-Mucize beklentilerinin sürmesini sağladı.

***

Gerçekten de takımımızın gruptan çıkıp Brezilya’daki finallere gidebilmesi için kalan iki maçı da , (biri grup lideri Hollanda ile) kazanması, Macaristan’ın da puan kaybetmesi gerek.

Bunlar olursa finale gidecek miyiz?

Hayır! İkinciler arasında oynanacak play – of tan da çıkmamız zorunlu.

Görüyorsun ki, iş oldukça zor.

Zoru başaran adam Fatih Terim takımının başına getirildiğine göre artık herkes yeni bir mucize yaşanacağına inanıyor.

Ben de işin bu yönü üzerinde durmak istiyorum.

Fatih Terim’in mesleğinde çok başarılı biri olduğunu kimse yadsıyamaz.

Galatasaraylılar’a ve Milli Takım Teknik Direktörü olarak, bütün Türkiye’ye mutlu sonuçlar yaşattığı için hepimizin kendisine bir teşekkür borculuz.

Kendisine her zaman güvendiğim Fatih Hoca konusunda hiç değilse benim duygularım bu.

Fatih Terim’e güç işleri başardığını gördüğüm için güveniyorum, mucize yaratmak yeteneğinden dolayı değil.

Zaten, mucizeler “fani”lere özgü değil, Tanrı’nın işi.

Ben Fatih Terim’e, mucizeden değil, futbol adamı değerlerinden dolayı güveniyorum.

***

Hiç unutmuyorum 1996 yılında Fatih Terim Galatasaray’ın başına gelirken, onu Federasyon’daki çalışmalarıyla yakından tanıyan Şenez Erzik şunları söylemişti:

-Göreceksin başarılı olacak! çok çalışkandır, titizdir, ihtiraslıdır, kendini iyi yetiştirmiştir.

Nitekim öyle de oldu.

Bilmiyorum Şenez Erzik, onun UEFA’ Şampiyonluğuna kadar uzanacağını da öngörmüş müydü?

Ama şurası kesin ki, uluslararası bir futbol adamı olan dostum, bu sonucu hiçbir zaman “mucize”ye bağlamamış, Terim’in hasletleri yanında, o zamanki takımın gücünü de gözden uzak tutmamıştır.

Fatih Terim’e “mucizelerin adamı” demek onu övmek değil.

Övgü Şenez Erzik’in dikkati çektiği noktaları vurgulamak ki, o da zaten gerçekçilik.

“Girişim- başarı” sürecindeki neden sonuç bağlantısını görmeyip, bunu doğa üstü mistik güçlere bağlamak bize geçmişimizden,miras kalmış bir alışkanlık.

Nitekim astroloji ye çok düşkün olan ve bu özelliği kimilerince daha sonra bilime önem verme olarak nitelenen III: Mustafa, zamanın başarılı hükümdarlarından, aydınlanmacı Prusya Kralı Büyük Frederick’e elçi göndererek, hayranı olduğu başarılarının sırrını sormuş ve bunu sağlamak için kendisine üç müneccim tavsiye etmesini istemiş.

Prusya Kralı Büyük Frederick ise başarısının arkasında üç müneccim değil, üç neden bulunduğu yanıtını vermiş, onları da şöyle sıralamış: Güçlü maliye dolu hazine, güçlü ordu, ordunun talimlerle sürekli istim üzerinde tutulması.

Mucize arayanlara Büyük Frederick’ten gelen bu yanıt hoş değil mi?