ADNAN HOCA “MAAZALLAH” DER Mİ?

Geçtiğimiz günlerde Adnan Oktar “kerameti kendinden menkûl başarılar” serisine bir yenisini daha ekledi. Oktar’a kendi televizyonu A9’da “masonluk diploması” verildi ve 33. derece mason ilan edildi. Sünnet düğününü andıran programda Oktar’a belgesini veren Gianfranco Pilloni, Gran Loggia d’Italia U. M. S. O. I. (Unione Massonica Stretta Osservanza Iniziatica)’nin yani İtalyan Büyük Locası Titiz Kabul Töreni Geleneği Masonik Birliği’nin yöneticisi. İsimdeki “İtalyan Büyük Locası” lafına fazla takılmayın. Pilloni’nin locası, Adnan Hoca ve benzerleri dışında kimsenin tanımadığı ve ciddiye almadığı bir kuruluş. Üç-beş kafadar ve bir web sayfasıyla her isteyen rahatlıkla bir benzerini kurabilir. Buraya kadar “tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” denebilir.

Uyduruk bir locanın doğuşu

Aslında tarihte “tanınmayan” localara ve kendilerini önemli göstermeye çalışan dolandırıcılara dair birçok hikâye var. Asıl ismi Guiseppe Balsamo olan Kont Alexander Cagliostro’nun komik hikâyesi de bunlardan biri. 1743 yılında Palermo’da doğan Guiseppe Balsamo gençliğinde bir eczacının yanında çalıştı. Bu dönemde simyayla ilgilenmeye ve para karşılığı aşk ve gençlik iksirleri hazırlamaya başladı. Balsamo’nun gözü yükseklerdeydi. Bu yüzden iksir hazırlama ve benzeri ufak çaplı vurgunlarla yetinmedi; Rite de la Haute Maçonnerie Egyptienne (Mısır Yüksek Masonluğu Riti) adında mistik öğelerle bezeli bir öğreti icat etti. Balsamo, yaymaya başladığı gizli öğretiyle yaptığı yolculuklar esnasında tanıştığını iddia ediyordu. Kendini “Büyük Kophta” ilan ederek bu uyduruk locanın başına geçti ve insanları dolandırmaya başladı. Bin yaşında olduğunu ve piramitlerin yapılışını hatırladığını iddia eden “Büyük Kophta”nın aslında basit bir eczacı kalfası olması işleri zorlaştırıyordu. Bu yüzden bir de soyluluk unvanı uydurdu ve kendisini Kont Cagliostro olarak tanıtmaya başladı.

Cagliostro uydurduğu mistik öğretiler sayesinde döneminin ünlü simalarıyla tanıştı. İngiltere’de masonluğa geçtiği iddia edildi. Fransa Kralı 16. Louis’nin ilgisini çekti; Versailles Sarayı’nda bile konuk edildi. Ancak, 1785 yılında Kraliçe Marie-Antoinette’in çok değerli bir gerdanlığının çalınmasına karıştığı için tutuklandı. Daha sonra İtalya’ya geçerek sözde Mısır masonluğunu örgütlemeye çalıştı ama bu sefer de Engizisyon tarafından tutuklandı.

Zeki birisi olan Cagliostro kurtulmak için Engizisyon yargıçlarının hoşuna gidecek türden bir ifade vermesi gerektiğini anlamıştı. Hemen gereğini yaptı ve masonlar ile İlluminati’nin, bütün Avrupa’da, zincirleme devrimlerle Papalığı ve hanedanlıkları ortadan kaldırmayı hedeflediklerini öne sürdü. Eğer Engizisyon biraz daha zorlasaydı, Cagliostro büyük ihtimalle İlluminati’nin İsa Peygamberin ölümünden de sorumlu olduğunu söyleyecekti. Neyse ki gerek kalmadı.

Sihirli Flüt ve Cagliostro

Cagliostro’nun dolandırıcı olduğu yaşadığı dönemde biliniyordu. Örneğin ünlü Casanova, otobiyografisinde ondan ve şarlatanlıklarından söz etti. Friedrich Schiller Der Geisterseher (Ruh Görücü) isimli bitmemiş çalışmasında ve Johann Wolfgang Goethe Der Gross-Coptha (Büyük Koptha) isimli romanında onun dolandırıcılığıyla dalga geçtiler. Bunlara rağmen Cagliostro tuhaf bir biçimde bir sürü insanı da etkilemişti.

Cagliostro’nun ve uydurduğu hikâyelerin etkisi uzun yıllar boyunca sürdü. Canını kurtarmak için yaptığı sözde itiraflar yüzyıllar boyunca komplo teorisyenlerinin en önemli kaynağı oldu. 1791 yılında Papalık tarafından yayımlanan bu itiraflar iki yıl içinde Almanca, Fransızca ve Lehçe gibi bir sürü dile çevrildi. Cagliostro’nun Mısır masonluğu da ezoterik çevreler içerisinde uzun yıllar etkili oldu. Alexander Dumas ve Tolstoy eserlerinde ondan bahsettiler. Johann Strauss onun için bir beste yaptı. Sihirli Flüt Operası’nı hazırlarken masonik öğeleri kullanan Mozart da Cagliostro’dan etkilenenler arasındaydı. Bu yüzden Sihirli Flüt’teki Sarastro’nun aslında Cagliostro olduğu iddia ediliyor.

Mason düşmanlığından 33. dereceye

Kuşkusuz Adnan Hoca ve onun hizmetine girmeye hazır olduğunu söyleyen “mason üstadı” Pilloni ile Kont Cagliostro arasında önemli farklar var. Örneğin bu ikili hakkında şimdiye kadar bir beste yapılmadı. Evet, Adnan Hoca’nın mehdilik iddialarıyla ilgili söylentiler var, ama şimdiye kadar kimse ona “Büyük Koptha” gibi ilginç bir sıfatla hitap etmedi. Televizyonuna çıkardığı kızlar sayesinde Adnan Hoca’nın “ne muhteşem ve karizmatik bir erkek” olduğuna dair duyumlarımız var tabii, ama Cagliostro’nun performansının Casanova’yı bile ürküttüğünü unutmamak gerekiyor. Kaldı ki Adnan Hoca’nın her geçen sene koyulaşan saçlarının sırrının gençlik iksiri değil, saç boyası olduğu belli bir şey. Ayrıca Cagliostro’nun, Adnan Hoca’dan farklı olarak akıl hastanesinde hiç kalmadığı da biliniyor. Yalnız Adnan Hoca’dan, Putin’in ve Esat’ın kulağını çekmesini isteyen Pilloni’nin bu konudaki durumu şimdilik belirsizliğini koruyor. Dolayısıyla Cagliostro gibi bir dolandırıcıyla Adnan Hoca ve Pilloni arasında benzerlik kurmak zorlama olabilir. Yine de Adnan Hoca ve çevresini, tarihteki uydurma locaların akıbetleri hakkında uyarmak bir vatandaşlık vazifesi olarak önümüzde duruyor. Mason düşmanlığından bir çırpıda 33. derece masonluğa sıçrayalım derken yanlış yere düşebilirler.