HER DİKTATÖR EDEBİYATTAN KORKAR

Başlıkta tümce benim değil. Kazakistan steplerinde hapis yatan genç bir yazarın mektubundan. “Her diktatör edebiyattan korkar…” Ben o tümceyi içimde büyüttüm, büyüttüm, büyüttüm: Her diktatör sanattan korkar… Her diktatör tiyatrodan korkar… Her diktatör resimden, heykelden korkar… Her diktatör en çok yazıdan, sözden, mizahtan, şiirden, hele hele karikatürden korkar…

Böyle olmaz, baştan başlamalıyım:

Çarpıcı doğa

Buzullar, volkanlar, fiyortlar, dumanı tüten dağlar, ovalar… Fokur fokur fokurdayan yeraltı suları ve çamurlar… Acayip biçimlere bürünmüş lav yığınları, lav ovaları ve buz kubbeleri… Yüksekten akan çağlayanlar, alçakta duran krater gölleri, iç denizler, termal banyolar… Nereye giderseniz gidin hep okyanuslarla, sularla çevrili olmak… Peşinizi bırakmayan kesif bir kükürt kokusu…

Sanki başka bir gezegendeymişim duygusunu veren İzlanda’dayım. Burası bir ada ülke ve insanı baştan çıkaran eşsiz bir doğaya sahip. Bunlara bir de izleri hâlâ duran Viking geçmişini ve mirasını, ayrıca insanların dilinden düşmeyen hayalet öykülerini de ekleyin… Bu muhteşem doğanın tadını çıkarmama; birbirinden ilginç sözlü ve yazılı öykü geleneğinin peşinden sürüklenmeme pek fırsatım yok ne yazık ki… Çünkü ülkenin başkenti Reykjavik’te (sözcük anlamı, “dumanlı koy”) sabahtan akşama bir toplantı salonuna kapanmış durumdayız. Kapandığımız salon kentin çok görkemli modern opera binasında. Ülke nüfusu 320 bin kişi (kentin değil, ülkenin nüfusu) ama yine de irili ufaklı sayısız salonu barındıran bir opera binaları var. (Ağla İstanbul ağla!)

65 ülkenin katılımı

“Dünya Yazarlar Birliği” – Uluslararası PEN Kulüpleri Federasyonu’nun bu yılki kongresi İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te 9-12 Eylül’de, kongre salonu olarak da kullanılan bu opera binasında yapıldı. Kongre kentte her yıl tekrarlanan Edebiyat Festivali’yle eşzamanlı düzenlenmişti. 65 ülkenin PEN merkezi temsil edilmişti. PEN Türkiye Merkezi yönetiminden Halil İbrahim Özcan (İkinci Başkan), Tülin Dursun (Sayman) ve ben (Dış İlişkiler) katıldık.
Uluslararası PEN bir yandan dünya yazarları arasında iletişim ağları kurarken; yazar örgütleri arasında diyalog sağlarken, genç yazarları, tehdit altında olan dilleri desteklerken, bir yandan da düşünce ve ifade özgürlüğünün bekçiliğini yapıyor; düşüncelerinden, söylediklerinden ve yazdıklarında dolayı hapsedilen, baskı gören yazarların yanında yer alıyor. (Sözün nereye varacağını anladınız elbet!)

En kötülerden biri Türkiye:

Uluslararası Kongrede Hapisteki Yazarlar Komitesi Başkanı’nın sunduğu rapor şöyle başlıyordu:
“2012 Kasımı’nda Türkiye Devlet Başkanı Abdullah Gül, çok kalabalık bir uluslararası PEN heyetine, Türkiye’de hapisteki yazarlar için ne çok üzüldüğünü ve bu durumun Türkiye’nin başarısını gölgelediğini söylüyordu. Gelin görün ki, birkaç ay sonra Gezi Parkı’nda başlayan ve hızla ülkeye yayılan olaylar baskıcı hükümetin şiddetiyle, gazla, tutuklamalarla, ifade özgürlüğünü yok saymakla bastırıldı.”

Ve rapordan alıntılar:

“Kendi yurttaşlarına en çok şiddet kullananlar: Suriye, Mısır, Rusya, Vietnam, Bahreyn.”

“2012’de 87 ülkeden hapisteki 786 yazar, PEN’in özel ilgi alanına girdi. Bunların çoğu ve en kötü durumda olanları: Türkiye, İran, Meksika, Vietnam ve Çin’deydi.”

“Sanal ortamda özgürlükleri yok sayan ülkelerin en başında gelen 5 ülke şunlardır: Türkiye, Vietnam, Çin, İran ve Suriye.”

“Dünyada en çok gazetecinin öldürüldüğü ülkeler: Meksika, Honduras, Brezilya. (Sadece Honduras’ta 2009’dan beri 33 gazeteci öldürüldü.)”

Hayır bizde öldürülmüyor, süründürülüyor yandaş olmayan gazeteciler!

Sevgili Okurlar, artık uluslararası yazar birlikleri, Mustafa Balbay, Muharrem Erey, Ayşe Berktay, Büşra Ersanlı,
Ragıp Zarakolu gibi isimleri ezbere biliyor. Tıpkı İran, Vietnam, Kamboçya, Eritre’deki yazarlar gibi, kocaman bir ailenin parçası onlar.

Tıpkı Ayşe Berktay’ın Kanada PEN’inden gelen mektuba yanıtındaki gibi, hapisteki tüm yazarlara “yalnız değilsin!”

“Dünya senin farkında” mesajının gitmesiyse öyle önemli ki!

Rus Elçiliği’ne baskın

Kongre günlerinde 65 ülkenin resmi delegasyonu, bir de Reykjavik’deki Rus Elçiliği’ne baskın yaptık! “Dine hakaretten” ve Putin’i eleştirmekten hapis yatan 2 gazetecinin haklarını savunan ve “eşcinsel haklarını yasaklayan yasayı” protesto eden mektubu elden vermek üzere, Kongre salonundan Rus Elçiliği’ne yürüdük. Rus elçisi yüz kişilik heyeti sokakta karşıladı. Mektubu aldı. Sonra dağıldık.

Kongrenin sonunda hem Uluslararası PEN’in yeni yönetimi seçildi. Hem de Birleşmiş Milletler’e ve ülke yönetimlerine sunulacak raporlar ve belgeler hazırlandı. Bunların elbet yaptırım gücü yok. Ancak kendi halklarına ve dünyaya rezil olmak istemeyen ülke yönetimleri bunları dikkate alıyor, gerisi bildiğini okuyor…

Ama gördük işte, yazarını, gazetecisini hapiste tutan, halkına baskı uygulayana ne yapsalar boşuna: örneğin, olimpiyatları düzenleme hakkı verilmiyor.