KALKINMANIN YEŞİL BOYUTU

“…Sürdürülebilir kalkınma kavramı ekonomi, sosyal boyut ve çevre olmak üzere 3 sacayağı üzerine kuruludur. Ekonomik büyümeyi sosyal adalete taşımadığınız, herkesin faydalandığı bir kalkınma oluşturmadığınız ve ekosisteminizi korumadığınız sürece gerçek anlamda sürdürülebilir bir kalkınma olmuyor. Bunlara dördüncü bir boyut olarak temel hakları da ilave etmeliyiz. Ekonomiyi büyütebilirsiniz, sosyal dengeyi kurabilirsiniz, çevreyi koruyabilirsiniz, fakat iyi bir hukuk devleti olamadıysanız, temel hak ve özgürlükleri geniş bir şekilde yaşayamıyorsanız, şeffaf ve hesap verilebilir bir yönetim anlayışı oluşturamıyorsanız, özgürlüğü yaygınlaştıramıyorsanız kalkınmanın önemli bir ayağı eksik kalmış oluyor…” Altına imzanızı atacağınız sözler değil mi bunlar? Ben atarım valla. Ancak bu sözlerin sahibi bir bakan, üstelik 11 yıldır tek başına iktidar olan bir partinin bakanı ise işler değişir. Hangi sosyal adalet? Hangi çevre koruması? Hangi iyi hukuk devleti? Hangi genişletilmiş temel hak ve özgürlükler? Hangi şeffaf yönetim anlayışı? diye sorar ister istemez insan… Vatandaşların en zengin yüzde 10’luk kesiminin geliri, en yoksul yüzde 10’luk kesimin gelirinin 15 katına eşit ise bu rakamlarla Türkiye gelir eşitsizliğinde OECD birincisi ise… Hapisteki gazeteciler sıralamasında dünyanın en kötü ülkeleri arasında ise; mahkemeler adaletsizlik yuvası haline dönüşmüş ise; demokratik hak talepleri ile sokağa dökülen insanların barışçıl gösterilerine biber gazı, plastik mermiler ile karşılık veriliyor, hatta gencecik insanlar bu yüzden polisin hedefi haline geliyor ve can veriyorsa; ülkenin bütün nehirleri tartışmalı HES’ler ile kuşatılıyor, plansız termik santrallar açılıyor, ormanlar talan ediliyor ise…

Hele bakan 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nı bu anlayış ile hazırladıklarını söyleyip konuşmasına “Sosyal boyuta verdiğimiz önemin göstergesi olarak ilk defa bir plana sosyal konularla, ‘Nitelikli İnsan Güçlü toplum’ dediğimiz bir bölümle başladık. İkinci eksenimiz ekonomiyle ilgili olarak yenilikçi üretim ve istikrarlı yüksek büyüme. Burada bilgiyi temel aldık. Bundan sonraki büyüme stratejimiz bilgi temelli olacak. Üçüncü eksenimiz mekânsal boyutu içeriyor ve yaşanabilir şehirler oluşturmayı, bölgeler arasındaki dengesizlikleri azaltmayı içeriyor. Dördüncü boyut ise kalkınma ve işbirliği…” diye devam ediyorsa.. Yine o zaman “Peki esas olan nitelikli insan, güçlü toplum ise neden eğitimin kalitesini artırmak için çaba sarf etmek yerine tüm enerjinizi imam hatiplere harcıyor, onca öğretmen açığı varken en çok din ve ahlak öğretmenlerini atıyor, ara eleman ülkesi olmakla övünüyorsunuz?” sorusu geliyor akla. Ve devamında “Güçlü toplumun olmazsa olmazı olan kadının neden adı yok bu ülkede? Neden istihdamda, siyasette yok? Neden kadının bedenine karışıyor, 3 çocuk doğurmaya teşvik ediyor, neden lise döneminde evliliğin yolunu açıyorsunuz?” soruları…

Evet, bu konuşmayı yapan kişi AKP iktidarının Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz. Yer, İstanbul’da bu yıl 5’incisi düzenlenen Yeşil İş Konferansı. Sürdürülebilir kalkınmanın enine boyuna masaya yatırıldığı, daha doğrusu yatırılması gereken bir arena. Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından düzenlenen konferansta iki gün boyunca sürdürülebilir bir gelecek için sürdürülebilir iş modelleri tartışılıyor. Ana tema “Değişim Zamanı”. Sürdürülebilirlik son dönemlerin en moda kavramlarından biri. Sadece lafta kalmaması, doğru stratejilerle, doğru eylem planları ile uygulanır hale getirilmesi halinde son derece önemli. Yoksa fasa fiso… Altı boş bir marka değeri ya da süslü bir siyasi söylem olmaktan öteye gidemez. Devlet, özel sektör ve sivil toplum örgütleri ve “bilinçli tüketici”den oluşan 4’lü mekanizmanın hem ayrı ayrı sorumluluklarının bilincinde olmaları hem de ortak hareket edebilmeleri halinde başarılı olur.

Tıpkı, “doğal kaynakların bu şekilde tüketilmeye devam edilmesi halinde 2050 yılında 3 dünya gerekeceğine” dikkat çeken BASF Türkiye CEO’suVolker Hammes’ın, “Üretim ve tüketim şekillerini değiştirmeliyiz.

Sürdürülebilirlik uzun bir yolculuk ve bize iş yapışımızda yardımcı oluyor” dediği gibi…

Üretim ve tüketim modelleri nasıl değişir? Özel sektör bunun için ne yapıyor?“Yeşil iş”in yarattığı fırsatlar ne? Tüm bunlar 24 Eylül’de yayımlanacak olan Sürdürülebilir Yaşam dergimizde…