SABRİ UZUN NEDEN YOK?



Odatv davasında son duruşmada verilen ara kararlar birçok yönden tartışılmaya değer…

Ancak öyle bir karar verildi ki; Odatv davasında yeni bir skandal ve kırılma noktası olarak adlandırılmalı.

Önce son ara karardan ilgili bölümü okuyalım, sonra ne anlama geldiğini anlatalım:

“Her ne kadar 13/06/2013 günlü celsenin 5 nolu ara kararında, sanıklar müdafilerince bildirilen bir kısım tanıkların dinlenilip dinlenilmeyeceği yönünde sonradan karar verileceği belirtilmiş ise de; tanıkların dinletilmeleri yönündeki talebin davanın esasına ilişkin olmadığı ve yargılamaya yenilik katmayacağı anlaşıldığından yeninde tanık dinletilmesine ilişkin taleplerin REDDİNE”

Peki, bu karar aslında ne demek istiyor?

Avukatlarımız 1 Nisan tarihinde, Odatv iddianamesinde yer alan virüslü dökümanlarda ismi geçen kişilerin tanık olarak dinlenmesini mahkemeden talep etmişti.

O isimler; Av. Mehdi Öztüzün, Av. Turgut Kazan, Pınar Doğan, Dani Rodrik, Çetin Doğan, Dursun Çiçek, Av. İrem Çiçek,Mehmet Haberal, Mehmet Haberal Vekili Av. Feride Dilek Helvacı, Deniz Baykal, Sabih Kanadoğlu, Doğu Perinçek, Av. Mehmet Cengiz, Emniyet Müdürü Sabri Uzun, Metin Yılmaz ve Burak Akbay’dı.

Bu talep üzerine mahkeme 13 Haziran tarihli ara kararında; Ayşegül Kibaroğlu, İffet Temren Küçük, İrem Çiçek,
Dilek Helvacı, Pınar Doğan ve Deniz Baykal’ın tanık olarak dinlenmesine karar verdi.

Diğer tanıklar içinse, bu tanıklar dinlendikten sonra karar verileceğini açıkladı.

NEDEN DİĞERLERİ DİNLENMEK İSTEMİYOR

Gelelim son Odatv duruşmasına…

11 Eylül’deki duruşmada; Ayşegül Kibaroğlu, İffet Temren Küçük, İrem Çiçek ve Dilek Helvacı tanık olarak dinlendi.

Deniz Baykal’ın tanıklığına Ankara’da başvurulacaktı; Pınar Doğan ise yurtdışında yaşadığı için dinlenilemedi.
Ve…

Mahkeme 11 Eylül’deki duruşmada dedi ki özetle; “diğer tanıkları dinlemeyeceğiz, çünkü davanın esasına ilişkin değiller ve davaya yenilik katmayacaklar”!

Sahi, öyle miydi?

Bakınız…

Mahkemenin aldığı bu karar çok kritik.

Zira mahkeme Odatv davasında “suç delili” olarak gösterilen ve sahteliği kanıtlanmış dijital dökümanlarda adı geçenlerin dinlenilmesini istemiyor.

İlk olarak şu soruyu soralım:

Ayşegül Kibaroğlu, İffet Temren Küçük, İrem Çiçek ve Dilek Helvacı neden tanık olarak dinlendi de, diğerleri dinlenmek istemiyor?

Öyle ya iddianamede, dinlenilmek istenmeyen diğer isimler de Odatv sanıklarıyla işbirliği içinde gösteriliyor.

NE ŞİKAYETÇİ NE SANIK NE TANIK

Aslında…

Meselenin bam teli ne biliyor musunuz:

Sabri Uzun!

Sabri Uzun 1. Sınıf Emniyet Müdürü’ydü; kısa bir süre önce emekli oldu.

İşte o Sabri Uzun’un ismi 134 sayfalık Odatv iddianamesinde 13 kez geçiyordu.

Bununla da kalmıyor; “Sabri Uzun” adıyla bir sahte word dosyası Odatv bilgisayarlarına virüs yoluyla sokulmuştu.

İddianameye göre; Soner Yalçın’ın talimatlarını içeren “Sabri Uzun” adlı sözde “delilde” şunlar yazıyordu:

“Sabri’nin Kitap konusunda çekincesi var ikna etmeye çalışalım, kitabı seçimden önce yetişmeli. Nedim Ahmet Şık’la bu konuda görüşsün, Kitaba çalışırken cesur olun. Çıkarma ve ekleme yapmaktan çekinmeyin. Bu kitap Simondan daha kapsamlı olmalı. Nedimi kutlarım. Ahmet’i çalıştırsın. Hanefi çıkacak ve size katılacak. Emin ve Sabri’ye moral verin. Sabri adıyla çıkmasına zorlayın. Çabuk olması şart. Seçimden önce yetişsin.” (Bkz. Syf 13)
Bitmiyor şöyle devam ediyordu:

“ODATV ve şüphelilerden ele geçirilen delillere bakıldığında bu stratejinin aynen uygulandığı ve bu kapsamda Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’ya “Haliçte Yaşayan Simonlar” isimli kitabın yazdırıldığı, Ahmet Şık isimli şahsa ise “İmamın Ordusu” isimli örgütsel çalışmanın hazırlatıldığı, ancak elde edilen delillerden Ahmet Şık’a hazırlatılan örgütsel çalışmanın Emniyet Müdürü Sabri Uzun ismi ile kitap olarak yayınlatılmasının planlandığı anlaşılmıştır. Adı geçen kitapların Ergenekon Silahlı Terör Örgütü tarafından yazdırıldığını gösteren deliller Nedim Şener, Ahmet Şık ve Hanefi Avcı’ konumları anlatılırken ayrıntılı bir şekilde irdelenecektir. “HANEFİ” “SABRİ UZUN” “NEDİM” isimli örgütsel talimat içerikli belgelerin son kaydedicisinin “soner” isimli kullanıcı olması da Soner Yalçın’ın bu konuda yönlendirici bir pozisyonda olduğunu göstermektedir.” (Bkz. Syf. 64)

Şimdi…

İddianamede böylesine önemli bir yer tutan, adına düzenlenen sahte word dosyası “suç delili” kabul edilen Sabri Uzun, Odatv davasının nesi?

Sanık?

HAYIR!

Şikayetçi?

HAYIR!

Ya tanık?

Son duruşmada verilen kararla HAYIR!

Peki, Odatv soruşturması konusunda kendisinin ifadesi alındı mı?

Yine HAYIR! Hakkında “kovuşturmaya yer yoktur” kararı bile verilmedi!

O halde neden Emniyet Müdürü Uzun’un adı Odatv davasına karıştırıldı?

SABRİ UZUN’UN SIRRI

Sabri Uzun’un Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olduğu 2001 yılında, bir polis müdürü (Recep Güven) Uzun’un önüne bir şema getirdi. Şemanın üstünde “Ergenekon Terör Örgütü”, en başta da Orgeneral Çetin Doğan’ın ismi vardı.

Uzun bu şemanın kaynağının Tuncay Güney’in polise verdiği ifadelerine dayandığını öğrendi ve Güney’in ifadelerini okumaya başladı. Ancak gördü ki; şemadaki isimlerin hiç biri o ifade tutanaklarında geçmiyordu!

Sabri Uzun bunu görünce, şemanın hiçbir hukuki yanı olmadığını, delil olmadan TSK’nın zan altında bırakılacağını o polis müdürüne söyledi.

Aradan yıllar geçti…

2006 yılının başında, aynı şema yine gündeme, Sabri Uzun’un önüne geldi. İstanbul İstihbarat Şubesi Ergenekon adlı soruşturmayı başlatmak istiyordu. Sabri Uzun bu kez Genelkurmay’ı bilgilendirmek ve soruşturmayı birlikte yürütmek gerektiğini söyledi. Ancak İstanbul İstihbarat buna da yanaşmadı.

Ve…

Mayıs 2006’da Sabri Uzun İstihbarat Daire Başkanlığı görevinden alındı, yerine Ramazan Akyürek getirildi. Şubat 2007’de ise Ergenekon operasyonunu yürütecek olan polis müdürü Ali Fuat Yılmazer, Ankara’dan İstanbul’a atandı.

Yani…

Yanisi şu; ortada ne Ümraniye bombaları, ne Danıştay saldırısı vs. yokken bu soruşturma yapılmak isteniyordu.

Ancak bunun için Sabri Uzun’un görevden alınması gerekiyordu, alındı. Sabri Uzun saçma ve hukuksuz bulduğu şemayla böyle bir operasyonun / soruşturmanın yapılamayacağını biliyordu; Cemaat de onu uzaklaştırdı.

Böylece yapılan yeni atamalarla “dikensiz gül bahçesi” yaratıldı.

Keza Sabri Uzun geçtiğimiz Nisan ayında TBMM’deki Böcek Komisyonu’na bilgi verdi. Emniyet müdürü Uzun Meclis’te de, Ergenekon, Balyoz ve Odatv davalarının fos olduğunu açıkladı.

Şimdi, daha iyi anladınız mı Sabri Uzun’un neden hedefte olduğunu ve neden Odatv davasına önce sokulup sonra uzaklaştırıldığını?

Önce adı karıştırıldı; çünkü tıpkı Hanefi Avcı gibi yazacağı bir kitabın önüne geçilmek istendi. Sonra iddianamede şikayetçi / sanık / tanık yapılmadı; çünkü biliniyordu ki; Sabri Uzun mahkemeye gelirse tüm bu tezgahların iç yüzünü ortaya dökecekti.

Şimdi soru şu:

Odatv davasında bu kadar yeri olan, ancak ne şikayetçi ne sanık ne de tanık yapılan Sabri Uzun adına düzenlenen word dosyasıyla Odatv sanıklarına ceza verilecek mi?