ANADİL VE DEMOKRASİ

Hükümet “demokrasi paketi”ni, açıklayacak diyorlar. Bir türlü açıklayamıyor.
Açıklansa ne olacak ki?

Yargı bağımsızlığı sağlanacak, yargı yürütmenin sultasından mı kurtulacak?

Demokratik protesto hakkını, şiddete başvurmadan, kullananlar polis dayağından, biber gazı saldırısından, terör örgütü üyesi olma suçlamasından mı kurtulacaklar?

Yargı adına oynanan komediler mi son bulacak?

Hapishanelerdeki gazeteciler serbest mi bırakılacaklar?

Ne gezer!

Tam tersine, iktidarın el altından harekete geçirmesiyle, yeni davalar hazırlanmakta kimi önde gelen işadamları ile gazeteciler de, 28 şubatın sorumluları arasında oldukları gerekçesiyle içeri tıkılmaya çalışılmaktadır.

Demek herşeyden önce, açıklanacak paketin adı yanlış, bunun demokrasiyle falan uzaktan, yakından herhangi bir ilişkisi yok.

Paket, demokrasiyle uzaktan yakından ilişkisi olmadığına göre, açıklansa ne olur, açıklanmasa ne olur?

Yanlış anlaşılmasın! Kürt sorunu gerçekten bir demokrasi sorunudur.

Bu yüzdendir ki, kimi zaman yapılan şu açıklama yanlıştır:” Türkiye’nin bir numaralı sorunu Kürt sorunudur.”

Doğrusu ise şu olmak gerekir:”Türkiye’nin bir numaralı sorunu demokrasi sorunudur”;
Kürt sorunu da ancak bu bakış açısı içinde çözülebilir.

***

Doğru bir deyişle Türkiye’de Kürtler ile Türkler’in birbirlerinden ayrı sorunları değil, ortak demokrasi sorunları vardır. Nitekim, nasıl Diyarbakır’da esirken, Taksim Gezi’de özgür olanamaz ise, Taksim Gezi’de esirken, Diyarbakır’da özgür olunamaz.

Ama Erdoğan Hükümeti, soruna bu açıdan yaklaşmıyor,yaklaşamaz da…

Peki konnun öbür tarafı yani vatandaş cephesinde öyle bir yaklaşım var mı?

Bu soruya kesinlikle evet yanıtı verilemez.

Gerçi ister Türk kökenli olsun, ister Kürt soruna böyle bu açıdan yaklaşan yok değil.

Ama bir kısmı, Kürt sorununu, genel demokrasi sorunundan ayırarak, din üzerinden siyaset yapan bir iktidarın, dil üzerinden politika yapmak isteyenlerin etnik taleplerini karşılamakla yetinmesine razı görünmektedirler.

Din üzerinden siyaset yapanlar ile dil üzerinden siyaset yapanlar arasındaki en kritik müzakere alanı ise, anadilde eğitim konsu.

İktidar anadilde, eğitim konusunda, kendisine iletilen isteklere olumlu yanıt verebilecek gibi görünmüyor.

Konuyu daha demokratik açıdan ele almak konumunda olan CHP de anadilde eğitim konusuna dikkatli yaklaşıyor.

CHP’nin anadil konusunda sunduğu öneride başlangıçta, “Eğitim ve öğretim kurumlarında Türkçe’den başka dille eğitim yapılamaz” ibaresi yer alıyordu.

***

Tabii bu ifade, anadilin öğrenilmesini engellemiyordu.

Ama kabul etmek gerekir ki, dil biraz yasakçı dönemi çağırıştırmaktaydı.

CHP li Atilla Kart’ın TBMM Anayasa Yazım Komisyonunda okuyarak tutanaklara geçirttiği öneri ise şöyle:”Eğitim dili Türkçedir. Anadili Türkçe olmayan öğrencileri zorunlu Türkçe eğitiminin yanı sıra kendi dillerini öğrenme ve kullanma hakkına sahiptirler. Devlet bu hakkın etkin biçimde kullanımı için gereken önlemleri alır”.

Kürtlerin kimlikleri üzerindeki baskıyı reddeden, böyle bir önerinin temel taşı oluşturması, acaba konunun demokratik çözümü önünde engel oluşturur mu?

Kısacası Kürt sorununun demokratik çözümünün anahtarı illa Türkçe eğitimin yanı sıra Kürtçe eğitim midir?

Kürt sorununun bir demokrasi sorunu olduğu, demokrasi sornunun da, dilin üzerindeki baskıların kalkmasını gerektirdiği bir gerçektir. Ama ana dilin okullarda öğretilmesi, kullanım alınının genişletilmesi bu konuda yeterli adımlar olarak kabul edilemez mi?

Galiba en kritik tartışma konusu budur.

Demokrasi çerçevesi içinde Kürt kökenli yurttaşımız da Türk kökenli yurttaşımız da bu konuda görüşlerini açıklayacaklardır.

Bu tartışmadan çıkacak sonuç ise, çözümün niteliğini belirleyecektir.