AŞIKLAR LAMBASI

Tuncel Kurtiz’in sinema, tiyatro, edebiyat, şiir dolu hayatında başka mesleklerinde iz bırakıcı yeri vardır.

Nebil Özgentürk’ün hazırladığı “Sanatımızın Hatıra Defteri” adlı seri belgeselde Tuncel Kurtiz ile ilgili olan bölüm İstanbul Boğazı kıyısında esrarengiz sokak lambasını anlatır.

Tuncel Abi henüz yirmili yaşların başındadır. Yıl 1950’lerin ikinci yarısına denk geliyor. Edebiyatçı ve felsefeci Orhan Hançerlioğlu İETT (İstanbul Elektrik Tramvay Tünel işletmesi) Genel Müdürü olarak görev yaparken, sanata edebiyata gönül vermiş gençlere kurumda işe alır. Üç beş kuruş garanti aylıkları olsun diye… Diğer işlerle para kazanmanın mümkün olmadığını en iyi kendisi biliyordur. Tuncel Kurtiz’e de bir iş bulunur: Arnavutköy ile Bebek arasındaki sokak lambaları denetleyicisi ve röportörü!

Kurtiz düzenli aralıklarla görev bölgesini gezer, eksik-kırık lambaları saptar, bunları düzenli olarak bağlı olduğu birime iletir. Bir süre sonra Tuncel Abi karanlık bir köşeyi aydınlatan lambanın sıklıkla sönmüş olduğunu, bunun arızadan değil bilinçli olarak kırıldığını fark eder.

Bir gece gizlenip vukuatlı lambayı gözetlemeye başlar. Hava karardıktan sonra iki sevdalı genç lambanın aydınlattığı köşedeki banka otururlar. Delikanlı, sevgilisine sokulur, kız kendini sakınır. Sonunda genç adam yerden bir taş alır, tepelerindeki sokak lambasının ampulünü patlatır. Sonra büyük bir iç huzuruyla banka gelir, oturur sevgilisini öper!

Tuncel Kurtiz bunu görünce, gülümser. Not defterini çıkartıp, arızalılar listesinden bu “âşıklar lambasını” çıkartır!

Hikayeyi belgesel hale getiren Nebil Özgentürk diyor ki:

-O ne yaparsa yapsın üzerinde mutlaka bir “Tuncel Kurtiz” izi kalır!

Ekmek Barış Turizm!

Türkiye bir turizm ülkesi olarak kendini tanıtıyor. Bu kavramın en tepesinde de Antalya yer alıyor. Bu yüzden de özel bir adı var:

-Turizmin başkenti!

Turizmin en fazla ihtiyaç duyduğu şey ne yazık ki bizim ülkenizde sanıldığı gibi güneş-deniz-tesis-cazip fiyat politikaları değil! Bu yüzden Antalya Büyükşehir Belediyesi ile birlikte Antalya Ticaret Sanayi Odası düzenlediği sempozyumun adı şöyle belirlenmişti:

“Ekmeğini Barıştan Çıkartan Sektör: Turizm!”

Savaşa karşı çıkmak şimdiye kadar hep solculara ait bir “görev” olarak kabul edilirdi.
Oysa solcular “ahlaki” olarak savaşı karşı çıkıyorlar. Savaş karşıtlığından elde edilen bütün kazanç insanlığın olumlu hanesine yazılıyor.

Bir de savaş durumunda en ciddi biçimde sarsılan sektörler var. Bunların başında da turizm geliyor. Şimdiye kadar hiçbir turizmci, “savaşa hayır” diye ortaya çıkmadı. İlk kez Antalya’da bu denli özlü bir toplantı yapıldı.

Turizmcilere anlatmak istenildi ki, savaşın top sesleri bile sizi yerle bir edebilir!

Turizme Dost Terörizm!

Antalya’daki toplantıda eski turizm bakanları da katıldı. DSP’nin hükümette olduğu yıllarda turizm bakanı olan gazeteci Ahmet Tan, geride kalan yıllara ilişkin “devlet sırrı” niteliğinde bilgiler verdi.

Mesela PKK silahlı eylemler yaptığı dönemde nasıl oluyor da, Avrupalı turistler huzur içinde Türkiye’ye geliyorlardı?

Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına gelen bilgilere göre, Avrupalı istihbarat birimleri Türkiye’de faaliyet gösteren PKK ile “centilmenlik anlaşmaları” yapıyorlardı.

Ahmet Tan “terör yıllarında Türkiye’ye 200 milyon turist gelip-gitti” dedikten sonra başlığı da attı:

-Turizme dost terörizm!

Görüldüğü gibi PKK her zaman Türkiye’nin aleyhinde faaliyet göstermemiş. Devletin tepe noktaları bunları biliyorlarmış. Sadece vatandaşlarından saklamışlar o kadar!