KADINI ‘EVE SOKMA’ PAKETİ

Aslında her şey kadın istihdamı paketinin gerekçesini, “Hayatın bir gerçeği var, neslin devam etmesi gerekiyor” şeklinde özetleyen ve paketi “Hem genç nüfus olacak, hem sağlıklı bir aile olacak, hem de kadının istihdamını çalışma hayatına katılımını sağlayacak” şekilde son derece dikkatli hazırladıklarını belirten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in söylediği doğrultuda gerçekleşiyor.

Çocuk bakımına ve kadını evin içine sokmaya ya da evden dışarı çıkartmamaya, daha çok çocuk doğurtmaya endekslenmiş bir yasa taslağı hazırlıyorlar. Üstelik bunun adını da göğüslerini gere gere “Kadın İstihdamı Politikası” koyuyorlar. Kırmızı Başlıklı Kız masalı gibi. Hani büyükanne kılığına giren hain kurdun “Neden kulakların bu kadar büyük?” diye soran küçük kıza“Seni daha iyi duyabilmek için” dediği gibi…

Yasa tasarısı, kadına verilecek doğum izninin 18 haftaya çıkarılması, doğumdan itibaren 69 ay süreyle devlet memuru kadınların part-time (yarızamanlı) çalışması, çalışılmayan sürelerin emeklilik kesenek ve karşılıklarının devletçe karşılanması gibi maddeler içeriyor. Duyunca kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi… Tabii zaten işveren de tam öyle düşünüyor:“Benim işyerimde, fabrikamda çalışan kadınlar doğursunlar, doğurdukları çocuklarına gönül rahatlığı ile baksınlar. Maksat bu ülkede genç nüfusun artması, ailenin dirlik düzeni… Ehh benim de buna katkım olsun bari…”

Hiç şüphesiz işveren bu yasayı bile bile yeni personel alımında da kadınları tercih eder…

Kadın istihdamının artırılması için politika geliştirmek sadece renkli cilalı boya…

Gerçekten öyle bir dertleri olsaydı öncelikle çocuk bakımını sadece kadının sorunu olarak görmezlerdi. Bir; erkekleri de bu politikaya dahil ederlerdi. İki; kreş, çocuk ve yaşlı bakımevi gibi kadının yüklerini azaltacak hizmetleri devreye sokar, bunun altyapısını hazırlarlardı.

Ama bunu yapmak yerine tam tersine alelacele “Üç çocuk paketi”,“Hükümetten evlilik teşviki için paket” gibi teşvikler çıkarttılar.

Kadın istihdam paketi ise sadece bir göz boyama. Peki kime karşı? Türkiye’de kadın istihdamı artmıyor, tersine azalıyor diye konuyu gündeme getiren Avrupa Birliği’ne ve Batı cephesine; iktidarın kamuoyuna ve inanmak isteyenlere…

Daha tasarı yasalaşmadan işverenler kadınları işe almayacaklarını beyan etmeye başladı bile.

Çocuk bakımı nedeniyle bu istihdam politikasının sadece kadın üzerinden götürülmesi aleni bir cinsiyet ayrımcılığı. Kadın istihdamı tasarısını Bianet’e değerlendiren avukat Hülya Gülbahar’a göre “Bu mantık ile ‘çocuklu kadın’bir tür özel, kısıtlı, hukuki kategoriye sokuluyor. Toplumsal önyargılar içerisinde henüz aşılmamış olan ‘çocuklu kadının burada ne işi var’ kalıp yargısını yasalar düzeyinde kurumsallaştırıp yeniden üretilecek.”

Daha tasarı yasalaşmadan işverenler kadınları işe almayacaklarını beyan etmeye başladılar bile.

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, “Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Doğum yapan kadına sağlanacak ek haklar, kadınları iş hayatından etmesin” uyarısında bulunurken “ASO üyesi bir sanayicimiz düzenlemeden duyduğu kaygıyla bundan sonra fabrikasına kadın işçi almayacağını bana söyledi. Taslak bu haliyle yasalaşırsa, kadın işçi çalıştıran işletmelerin istihdam maliyetleri artacağından, yöneticilerine kadın yerine erkek işçi alınması talimatı vermiş. Fabrikada 40’ı kadın olmak üzere toplam 200 kişi çalışıyormuş” dedi.

CHP’nin ekonomik görünüm raporunda da, işsizlik rakamının 2009 yılının ekim ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaşarak 4.5 milyonu geçtiği ve artışta büyük payın kadınlardan kaynaklandığı belirtilerek “kadınların iş bulamadığı için ev kadınlığına döndüğü” değerlendirmesi yapıldı. Rapora göre son bir yılda işsiz sayısındaki her 100 kişilik artışın 85’i kadınlardan geliyor.

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) de söz konusu tasarının kadının aleyhine olduğunu dikkat çekerek “Şu an AB’de ülke uygulamaları farklı olmakla birlikte ortalama 18 haftalık annelik izni uygulanıyor. Ücretli izin süresi Almanya’da 14 hafta, Fransa’da ise 16 hafta. Ancak bu ülkelerde izin sonrası çocuk bakımı için devlet tarafından kapsamlı hizmetler sunulmakta. Türkiye’de ise söz konusu tasarıda izin sonrası çocuk bakımı için bir hüküm yok” derken KAGİDER olarak kadınların iş yaşamına katılmaları önündeki en azından çocuk bakım engelinin kaldırılması için yaklaşık üç yıldır çalışmaları AÇEV ile ortak yürüttükleri “çocuk bakım modeli”ni ilgili bakanlığa sunduklarını ve bakanlığın projeye desteğini talep ettiklerini hatırlatıyor.

Ancak belli ki bu talebi duyan olmamış ya da işlerine gelmemiş…