YAŞASIN OKULLAR AÇILDI!

Okullar açıldı ama sorunlarla birlikte açıldı. Habire değişen, neyin ne olduğu, ne veliler, ne öğrenciler, ne de öğretmenler tarafından tam bilinmeyen “ucube” 4+4+4 sistemi…
Kalabalık sınıflar… Onarımı bitmemiş binalar… Atanmayan öğretmenler… Öğretmensiz sınıflar…. 
Çocuklara, kadın erkek ayırımcılığını öğreten, savaşı kışkırtan, savaşı sevip istemelerini, yüceltmelerini öneren dersler, kitaplar… 
Okula başlama yaşı kaç? Çocuğuma rapor alsam mı? Dershaneler ne olacak? Sınav sistemi değişti mi, yine değişecek mi? 
Bizim çocuğun okulu ansızın imam hatip okulu oldu, şimdi ne yapmalı paniği… 
Üniversitelerden söz etmiyorum. Onların dertleri daha da çok!

‘Yaşasın!’ diyebilmek için…

Okul sistemimizde bunca sorun varken, başlığa bakıp, neden “Yaşasın okullar açıldı!”dediğimi merak edebilirsiniz. (Hayır, kıyılar boşaldı, sahiller bana kaldı diye değil!) 
Çooook eski günlere gittim, çocukluğumu hatırladım da ondan! Ben çocukken ve ilk gençliğimde, uzun yaz tatilinden sonra okulların açılmasını dört gözle bekleyenlerdendim. Neden mi? 
Arkadaşlarıma kavuşmak için… Yaz aylarının en güzel anılarını, yaramazlıklarımı, sevinçlerimi ve üzüntülerimi onlarla paylaşmak için… 
Sevinçleri, güzellikleri ve iyi şeyleri paylaştıkça, bunların çoğaldığını; ama üzüntüleri, kötü ve çirkin şeyleri paylaştıkça bunların azaldığını bilirdim. 
Sevdiğim öğretmenlere kavuşmak için isterdim okulların açılmasını… Öğretmenlerimin içinde sevdiklerim ve sevmediklerim vardı. En çok kimden öğreniyorsam, en çok onu severdim. Hiçbir şey öğrenmediğim derslerin öğretmenlerini sevmezdim. Beni ya da arkadaşlarımı tehdit eden, baskı kuran öğretmenleri de sevmezdim! 
Okul açılınca sadece dersler değil, sınıf gezileri, okul tiyatrosu, okulda müzik, edebiyat kulüpleri, basket, voleybol maçları, atletizm oyunları da başlardı… Bunun için de isterdim okulların açılmasını… 
Okullarım İzmir’de, tatillerim İstanbul’daydı. Ve çocuk kalbimle “âşık olduğum” çocuk İzmir’deyse, bir an önce İzmir’e dönmek için okulların açılmasını isterdim… Ama yok, eğer “o” İstanbul’daysa tam tersi olurdu. (N’olur okullar açılmasın, n’olur açılmasın, hep İstanbul’da kalayım!).

Yaşama sevinci

Demek istediğim, “Yaşasın okullar açıldı” diyebilmek için yüzlerce, binlerce neden bulurdum ya da icat ederdim kendime. Bir de şu ders çalışmak zorunluluğu olmasaydı! Ders çalışmadan öğrenemez miydi insan? Olmuyordu işte! Öğrenmek için çalışmak gerekiyordu! 
Günümüzle benim çocukluğum arasında dağlar kadar fark var. Dünyadaki ve ülkemdeki kötülüklere, şiddete, haksızlığa, savaşlara, bunca açık değildik bizler… Ve merak ediyorum, bugünün çocukları niçin okullar açılsın ya da okullar açılmasın ister… Keşke böyle bir anket yapılsa… 
Bir an için eğitim sistemimizi, koşulları, olanakları unutalım. Şu “Yaşasın Okullar Açıldı” yazısının sonunda ve yeni bir ders yılının başlangıcında, tüm velilerden, öğretmenlerden, müdürlerden tek dileğim var benim: 
Çocukların gönlünden yaşama sevincini eksiltmeyin; vicdanlarını, yüreklerini ve akıllarını karartmayın!