BİR PAZAR ŞİİRİ

Yazı başlığının Nâzım Hikmet’in “Bugün Pazar”ını anımsatması doğaldır.

Kısa, fakat olağanüstü güzel bir şiirdir gerçekten.

Güzelliği her şeyden çok, duyumsattığı gerçeklik duygusuyla ilgilidir.

Siz de şairle birlikte o güneşli Pazar günü sırtınızı hapishane avlusundaki duvara dayamış gibi olursunuz…

Bir sanat yapıtının ölümsüzlük ya da çok uzun ömre sahip oluşunun
sırrının en çok hangi özelliğinde olduğu çok tartışılmıştır ve herhalde sonsuzca tartışılacaktır.

Ben bu sırrın, gerçeklik duygusu uyandırmakta olduğunu düşünüyorum.

Gerçeklik duygusunu uyandırış, şiirde anlatılan şeyin ille de bir olay olarak yaşanmış olmasını gerektirmeyebilir.

İnsan yaşamadığı bir şeyi de yaşamış, ya da yaşıyormuş gibi bir duyguya sahip olabilir.

Önemli olan, öyle sanıyorum ki, sanatçıyla ürünü arasındaki özdeşlik, ürünün içselleştirilmiş olmasıdır.

Öyle olunca bu duygu okura ve izleyiciye de geçiyor.

Yukarıdaki Pazar şiirine gelirsek, böyle bir şiir yaşanmadan yazılabilir mi?

Sanmıyorum… Gerçi bunu söylerken aklıma aynı anda Oscar Wilde’ın (H.Yağcıoğlu çevirisiyle yıllar önceden belleğimde kalmış)“Reading Zindanı Baladı” adlı şiiri geliyor…

Wilde ( sadece giriş bölümü olduğunu sonradan öğrendiğim) bu şiirde, sevdiği kadını öldüren bir idam mahkûmunu anlatır.

Anlattığı şey kendi yaşamına ilişkin olmasa da, yine kendi hapishane yaşantısı sırasındaki güçlü ve somut gözlemidir..

Şiire gerçeklik duygusunu kazandıran da bu olmalı…

***

Nâzım’ın şiiriyle başlayıp Wilde’ın şiirine gelmiş olmakla birlikte, amacım o şiirlerin irdelenmesi değil.

Zaten yine bu sütunda “Bugün Pazar” üzerine yanlış anımsamıyorsam iki yazım yayımlandı.

Oscar Wilde’ın ünlü şiiri ise (Ö.Asaf, T.Alkan çevirileriyle) kitap olarak da yayınlanmış.

Bu Pazar yazısında ben, cezaevlerindeki dostlarla yurtseverlerle, 1982 Nisan’ında Maltepe Cezaevinde yazdığım ( şiiri esinleyen Joan Baez’e ithaf edilmiş) “Bir Pazar” adlı şiirimi paylaşmak istiyorum…

BİR PAZAR

Joan Baez’e

Tozlu,havasız,ışıksız koğuşta
Oturmadaydık suskun,kederli
Pazar günü tekdüze uzuyordu
Herkes kendi küskün düşündeydi

Küçük,transistörlü radyodan
Ansızın ışıklı bir insan sesi yükseldi
Işıdı durgun yüzler
Gün aydınlığınca gülümsedi

"Geçmiş günler" diyordu şarkıcı
Ama diriydi,umut doluydu sesi
Tutunup bu özlemli ezgilere
Aştık zindanın duvarlarını sanki

Karanlık koğuş aydınlanıverdi
Umutla canlandı yürekler
İnsana yaraşan özgürlüktür
Anladım bir daha ve sevinçle dolu gelecekler.

Kederli, bungun günlerim benim
Gün olup geçeceksiniz sizde
Ama ben herkes için istemekteyim
Özgürlüğü, kendim için değil sade

Işıklı sesi o şarkıcının
Bir insan yüreğinden taşan sevgi
İnanıyorum, yıkacak duvarlarını zindanların
Kurulacak sevginin ve özgürlüğün egemenliği…