BÜYÜK DEMOKRAT ERDOĞAN

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidardaki 11. yılında ülkenin demokrasiye de ihtiyacı olduğu kanısıyla bir paket hazırlayıp 30 Eylül 2013 günü Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ağzından ilan etti.

Ortak yargı demokrasi paketinde “demokrasi”nin bulunmaması idi. Ancak bu durum ilerde düzeltilebilirdi.

Nasıl?

Düzeltme yöntemini de AKP kendine göre bir biçimde halledecekti. Bunun için çok soru sorulmamalıydı. Çok soru Başbakan’ın asabını bozuyordu. Zaten bu yüzden de “devrim niteliğinde” açıklamalarını yaparken çıt çıksın istemedi. Yaramazlıkları tescilli gazeteler ve televizyonlar toplantıya sokulmadı. İçeri girenler de kurallar gereği soru sormadılar!

Başbakan kendisine soru sorumasını hakaret gibi algılıyordu! Kendisi gerektiği kadarını gerektiği zaman izah edebilirdi.

Demokrasi paketinin hiç kimseyi hoşnut etmeyeceğini Başbakan da biliyordu. O yüzden paketin kapağını açmadan uzunca bir girizgahla mazeretlerini açıkladı. Sonra demokrasi anlayışını ortaya koydu.

Erdoğan’ın paketinde büyük gelişmeler yer alıyor. Mesela yıllardır “memlekette Kürt yoktur” deniliyordu. Şimdi “Kürt varmış” çizgisine gelindi. Sadece Kürt değil, Kürtçe de varmış!

Üç adet de “harf” verildi ödün olarak Kürtlere: X,Q ve W!

Bu büyük yenilik Erdoğan hayranlarını şaşkına çevirdi. Klavyeler özgürlüğüne kavuşmuştu. Bodruma atılmış eski bilgisayarların tozlu klavyelerine bakmayı akıl edemeyenler onların “Q klavye” olduğunu da fark edemediler. Olsun devrim devrimdir!

Yazma-çizme işiyle ilgili olanlar, yıllardan beri Q klavye ile yazanlar büyük bir özgürlük getiren üç harfin sağlayacağı olanakları hesaplamaya koyulmuşken, güvenlik meseleleriyle ilgili içişleri bakanı duruma açıklık getirdi:

-Resmi yazışmalarda X,W,ve Q olmayacak!

Görüldüğü gibi Kürtleri ilgilendiren her şey mutlaka bir güvenlik noktasından geçecekti.

Örneğin Ahmet-i Xani ile ilgili bir toplantı yapılacak. İzin için yetkili mercilere başvuru yapılacak. Ne olacak? Ahmet-i Hani yazılacak!

AKP seçim çalışmaları sırasında ihtiyaç sahibi seçmenlerine paketler haline gıda yardımı yapıyor. O yüzden paketlenmiş her şeyin iyi olacağını düşünüyor. Bu sefer de büyük bir adım attı:

-Demokrasiyi paketledi!

Basın toplantısı

Basın toplantıları için yeni bir yöntem geliştirildi. Bundan sonra Başbakan basın toplantısı yaptığında soru sorulmayacak. Eğer bu yönde Batılı merkezlerden bir eleştiri gelirse, o zaman hafif bir geri adım söz konusu olabilecek.

-Arkadaşlar sadece üç soru alıyoruz. Evet, siz buyurun…

-Efendim sizi tebrik ediyorum!

-Teşekkürler. Başka?

-Gerçekten çok güzel izah ettiniz!

-Sağ olun, başka?

-Efendim ülke kalkınması yolunda bize bir emriniz var mı?

-Hayır, yok! Siz özgür basın olarak ne yazıp ne yazmayacağınızı bilirsiniz!

İzmitli Galilei

Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, 2011’de sanayi bölgesi Dilovası’nda yaptığı bilimsel araştırmanın sonuçlarını açıklayınca ortalık birbirine girdi.

Hamzaoğlu anne sütünde ve bebek dışkısında ağır metaller tespit etti!

Bilindiği üzere sindirim sistemine girmiş ağır metaller insanları sağlıklı olarak geliştirmiyor. Hatta kanser gibi mücadelesi zor bir sürece sürüklüyor. Onur Hoca, bulgularını açıklayınca Türkiye’nin bütün bilim ödüllerini alacağı beklenir, değil mi?

Burası Türkiye olduğu için farklı ama çok bildik bir yol izlendi. Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve Dilovası Belediye Başkanı Cemil Yaman, Onur Hoca’ya dava açılması istemiyle suç duyurusunda bulundular:

-Halkı paniğe sevkediyor!

Savcılık “görevsizlik” kararı verdi.

Ne de olsa bilime saygı vardı. Savcı ne bilecek ki, böyle şeyleri?

Onu ancak Onur Hoca’nın üniversitesi bilebilirdi. Rektörlük konuyla ilgilendi.

“Onur Hamzaoğlu, elde ettiği bilimsel sonuçları açıkladığı için hakkında idari soruşturma açtı!”

Bu durum bir üniversitenin kendi kendisini fes etme kararı kadar vahim… 1600’lü yıllarda “dünya güneşin etrafında dönüyor” dediği için Vatikan tarafından ev hapsine mahkum edilen Galileo Galilei’nin durumuna benzer bir durum var. Prof. Dr. Onur

Hamzaoğlu için ancak şu denilebilir:

-İzmitli Galilei!