BİR PAKET DEMOKRASİ LÜTFEN…

Ne zamandır çarşıya çıkıp bir paket demokrasi almak istiyordum. Acil ihtiyaç listemin en başındaydı! Sevgili “çArşı”m tehdit ve baskı altında olduğundan, demokrasi paketleri artık sadece AVM’lerde satılıyormuş! AVM’ler başkanı da öyle her isteyen her istediği an demokrasi paketi alamaz; bekleyin hele diye buyurmuş… Kendi paramla, ödediğim vergilerle alacağım, ama yok olmazmış… Bekle babam bekle!

AVM’ler başkanı konuştu, konuştu, sonunda “alın size demokrasi” dedi. Yok o öyle demez, “Al sana demokrasi paketi” dedi.

“Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane”… Nar değil ki, demokrasi paketi bu! Yani tam tersi! İlanlara baktım bin tane, eve geldim, içinden sadece ve sadece bir şey çıktı.

‘Bizde gelenektir’

Paketi açarken Aziz Nesin yanımda beliriverdi ve şöyle dedi:

“… Bizde gelenektir…

Satıcılar, karpuzu ‘kurabiye’… hıyarı ‘badem’… kavunu ‘reçel’… balığı ‘derya kuzusu’… armudu ‘tereyağı’ diye satarlar…

Kimi iktidarlar da, bu geleneğe uyup, zorbalığı ‘demokrasi’ diye yutturmaya kalkarlar…” ( Aziz Nesin’i bana anımsatan Doğan Sorguç’a teşekkürler…)

Eh gelenek bozulmamış oldu.

İtirazı olan gençlerin öldürüldüğü; polis şiddetinin, vahşetinin “destan” diye alkışlandığı, muhalif yazar ve gazetecilerin hapisle cezalandırıldığı, işten kovulduğu; valilerin gazetecileri tehdit ettiği; muhalefet edenleri savunan avukatların suçlu ilan edildiği; kadın cinayetlerinin, kadına tecavüzün sıradanlaştığı; Alevilere tahammülsüzlüğün ve şiddetin tırmandırıldığı, yoksulların ve “öteki”lerin yok sayıldığı bir ortamda, tüm bu saydıklarım ve sayamadıklarımla dolu beklentilerimi sırtlanmış açıyordum paketi.

Paketi açtığımda içinden çıkan şeye bakıp bakıp, “Yetmez ama evet” diyenlere içimden dualar okudum. Sonra bir kez daha “Yetti gayri, hayır!”diye haykırdım.

Paketi açtığımda, içinden çıka çıka sadece AKP’ye hizmet çıktı!

AKP’ye hizmet paketi

Öfkeliyim: Paketin sunuluş tarzına. Temel hak ve özgürlüklerin, gıdım gıdım verilmesine ya da verilmemesine… Lütuf dağıtırmış, sadaka verirmiş tavrına. Verilip de tutulmayan sözlere…

Yukarıda belirttiğim beklentilerimin hiçbirine yanıt alamamaktan öfkeliyim… İşkenceye, zulme, baskıya, şiddete, tehdide karşı hiçbir önlem alınmamasına, toplanma ve gösteri haklarının yok sayılmasına…

“Öteki” kavramının daha da geniş tutulmuş olmasına… Alevilerin, kadınların, çocukların, engellilerin, Müslüman, Sünni olmayanların yok sayılmasına…
Kürtlere “idareten” verilirmiş gibi görünüp de verilmeyen haklara. “Zengin Kürtlerin zaten bir sorunu yok” dendi ya!

Öfkeliyim, eğitimin dini eğitime her gün daha çok yönlendirilmesine! Yakında ilkokullarda da kızları kapatacaklarından hiç kuşkunuz olmasın!

En büyük öfkem ise seçim sisteminde barajı doğrudan indirmek yerine, katakullilere yönelmek! Partilere, Hazine’den yüzde 3 yardıma evet ama barajı yüzde 3’e indirmeye hayır! Öfkem tutarsızlıklara…

Ah evet, nefret suçlarının pakete girmiş olması harika!

Ancak nasılki adalet, iktidarın hükmündeyse ve bugün ülkemde adalete hiç güvenim kalmadıysa… Nefret suçunun da sadece hükümete yarayacağından hiç kuşkum yok. Bu suç sadece muhalefeti cezalandıracaktır; bu suçu her gün işleyen iktidardakileri değil!…