MÜREKKEBİ KURUMADAN

Türbanı serbest bıraktığını söyleyen zihniyetin aslında, gerçek özgürlükçü olmayıp, düpedüz yasakçı bir zihniyet olduğunu, türban serbestisi, kısa etek yırtmaç yasağı gibi şeylerin birbirlerinden ayrılamayacağı, sorunun herkesin, tabii ki, toplumsal yaşamın getireceği edep kuralarını çiğnemeden, inancına, meşrebine, keyfine uygun olarak, dilediği gibi giyinmesi özgürlüğü olduğunu salı günü bu sütunda yazmış, bize türban özgürlüğü gibi sunulanın aslında, çok zaman geçmeden, bir örtünmeme yasağına dönüşeceğini belirtmiş, kadınların hemen hemen, yüzyıl önce Osmanlı’nın son döneminde elde ettikleri bu hakkı, yüzyıl sonra cumhuriyet Türkiyesi’nde yitireceklerini vurgulamıştık.

Genelde bu tür oyunun iç yüzünü ortaya seren yazılar yazdığımızda, bizi gizli niyet okuyucusu ilan edip, hemen yanıt verirler:

-Nereden çıkartıyorsunuz efendim, hiç de öyle bir niyetleri yok. Bunlar sizin hüsnü kuruntunuz!

Söylediklerimiz gerçekleştiği, örneğin bir hanımın kıyafeti dolasıyla başına bir şeyler geldiği, mesela işinden atıldığı zaman da, yanıtları yine hazırdır:

-Nereden çıkarıyorsunuz bu lafları efendim! O hanım kıyafetinin uygunsuzluğu dolayısıyla değil, işindeki yetersizliği dolayısıyla atılmıştır.

***

8 ekimde bu konuyu irdeleyen yazı bu sütunda çıktığı gün, AKP’nin yandaş medyası içinde yer alan ATV televizyonunda “Veliaht” adlı bir yarışma programı sunan Gözde Cansu’nun işine son verildi.

İşin ilginç yönü, olayın bir gece öncesinde, pazartesi akşamı AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik yine AKP’nin yandaş kanallarından Beyaz Tv. deki “Ne Var Ne Yok” programında, Gözde Cansu’yu kastedederek şunları söylüyordu:

“Dün merkez medyada ( demek onlar “yandaş”a “merkez” diyorlar) bir kanalda bir yarışma programı vardı. Bir baktım sunucu öyle bir kıyafet giymiş ki olmaz böyle bir şey ‘public'( nedense bayılır bunlar böyle yabancı sözcük paralamaya) yani umuma açık yayın yapan televizyonlarda kıyafet seçiminin bir hassasiyeti vardır. Kimsenin kıyafetine karıştığımız yok. Aşırı bir gece kıyafetiyle gelip, çok seyredilen bir televizyonda sunuculuk yapabilin misin? Bu hoş karşılanır mı? Dünyanın hiçbir yerinde bu hoş karşılanmaz. Holywood’da bile dozu kaçırdın mı, ‘olmadı bu çok uçuk’ derler”

İşte Hüseyin Çelik’in bu sözlerinin üzerinden 24 saat geçmeden, bizim ,Hazretlerin gerçek niyetlerini açıklayan yazının daha mürekkebi kurumadan Gözde Kansu’nun işine son verilmiştir.

Açıklamaya göre,ise , işe son verilme nedeni kıyafet değil, mesleki yetersizlikmiş.

Yersen!

***

Aslında, kimsenin niyetini gizlediği falan da yok. Kimileri niyeti gizler gibi yapıyorlarsa eğer, bunun nedeni, hala pakette demokrasi arayan “ehli yalakayan”ı yalancı çıkarmama çabasıdır.

Ama bir yandan bunu yaparken, öte yandan da, Hüseyin Çelik aracılığıyla niyetlerini, hiç eveleyip gevelemeden, açığa vuruyorlardı.

Değerli meslektaşlarımdan Şükrü Küçükşahin, katıldığı bir televizyon programında, aynı görüşü paylaşıyor ve AKP Genel Başkan Yardımcısı’nın bir telefon konuşmasıyla halledebileceği bir işe son verme girişiminin neden kamuoyu önünde açıkça dile getirilen bir “istemezük”le bu hale sokulduğunu soruyor, “Hüseyin Çelik açıkça tehdidi tercih etti!” yanıtını veriyordu.

Gerçekten de Hüseyin Çelik’in pervası yok açıkça “bizim istediğimiz gibi giyineceksiniz, nerede ne giyileceğine de biz karar veririz” buyuruyor.

Peki biz Hazretlerin niyetleri konusunda ne diyorduk?

Söyleyin bakalım şimdi, haksız mıymışız?