PLATİN PORTAKAL

Altın Portakal Film Festivali’nin 50. Yılı icra ediliyor. Yarışmaya bu yıl 68 film başvuru yapmıştı. Bunlardan 10’u ön jüri tarafından seçilerek Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması oluşturuldu.

Yarışma filmlerinde gözlenen ilk özellik “gişe kaygısı” olmaması… Festival filmi adıyla bir kategori var. Önceki gün Altın Portakal Jürisi ile gazeteciler bir araya geldiler. En fazla beğeni alan tespit gazeteci Yüksel Aytuğ’a aitti:

-Festivallerde öyle filmler izliyorum ki, çıkışta kendimi psikolojik desteğe muhtaç halde buluyorum!!!

Salı gecesi (8 Ekim) festivale katılmayan bir film için “Özel Gösterim” yapıldı. Bir filmden çok sosyal sorumluluk projesi ruhuyla çalışılmış ve çok geniş bir oyuncu kadrosuyla, çok emek verilerek tamamlanmış “Halam Geldi” izleyen herkesin büyük beğenisini aldı. Salonda büyük bir coşku yarattı.

Gösterimden bir gece önce filmin senaristi Evrim Kanpolat, uyarmıştı:

-Mendilinizle gelin!

Ağlatma “garantili” bir film söz konusu olunca içimizden “eyvah” dedik:

-Yüksel Aytuğ durumlarına gireceğiz!

Ama daha ilk sahnesinden itibaren bir sinema filminde olduğunuzu hissediyorsunuz. Sonuna kadar da ne olacağını kestiremiyorsunuz. Evrim Kanpolat’ın önceden ipucunu verdiği sürprizli finalin ne olacağını katiyen kestiremiyorsunuz.

Film Türkiye’nin ve bütün Müslüman-Ortadoğu coğrafyasında görülen, kadınlar için büyük acılara sebep olan “Çocuk Gelinleri” konu alıyor. Ayrıca akraba evliliklerinin nasıl telafi edilmez tahribatlar yaptığını gözler önüne seriyor.

Film bittiğinde ekiple birlikte sahneye çıkan Sinemanın Sultanı Türkan Şoray güzel bir konuşmayla Halam Geldi ekibini kutladı. Sonra da onlarla birlikte haykırdı:

-ÇOCUK GELİNLERE HAYIR!

Halam Geldi, yarışma dışı gösterildi. Bu yüzden Altın Portakal alma şansı yok. Ancak filmi izleyen pek çok deneyimli gazeteci kendi aralarında onun ödülünü verdiler:

-Platin Portakal!

Antalya’yı kim kazanır?

Yerel seçimler 2014 Mart’ında yapılacak. Antalya iktidar partisi ve özellikle de Başbakan Tayyip Erdoğan açısından İstanbul’a eş değer bir öneme sahip bulunuyor. Hatırlanacağı üzere Prof. Dr. Mustafa Akaydın 2009’da

Antalya’yı AKP’den alınca, Erdoğan kent için yaptığı çalışmaları şöyle özetlemişti:

-Antalya’ya 28 kere geldim!

Eeeee…? Başbakan bunun bir “lütuf” olduğunu düşünüyordu. Ama Antalyalılar onu anlamadılar!?!

Altın Portakal’ın 50. Yılı acaba CHP’li Başkan’a ne getirecekti?

Deneyimli gazeteci Yazgülü Aldoğan, bunu şöyle sordu:

-Festival size oy olarak geri dönecek mi?

Akaydın Hoca, güldü “valla” dedi:

-Hiç umurumda değil!

Son kamuoyu araştırmanı 16 ay önce yaptırmıştı. Yüzde 40-45 oy ile birinci sırada görünüyordu. Başkan yaptığı istihbarat çalışmalarının da sonuçlarını açıkladı:

-AKP’nin düzenli yaptırdığı kamuoyu araştırmalarında da biz birinci çıkıyormuşuz!

Ama buna karşın Antalya’da pek çok aday var. Hem CHP’li hem de Doğru Yol Partisi’nden seçim kazanmış eski başkanlar Mart’ta Akaydın ile parti içinde yarışıyorlar.

AKP henüz Antalya’da kiminle seçime gireceğini açıklamadı. Eğer CHP Akaydın ile girerse o zaman iddialı bir isim
yerine eski başkanlarını arenaya süreceklermiş!

Bunlar Antalya kulislerinden ortalığa saçılan bilgiler. Seçim sandıkları açılana kadar da hepsinin geçerli bir yanı vardır.

Üniversite Camii

Antalya Akdeniz Üniversitesi öğrencilerin kente gitmeden zaman geçirecekleri güzel bir kampus alanına sahiptir.

Şimdi bu güzel kampus içine rektör İsrafil Kurtcebe kendi imzası olarak tarihe geçecek bir tesis yaptırıyor.

Samanyolu Televizyonunun haberine göre aynı anda 7000 kişinin ibadet edebileceği, otoparkı, dükkanları, alış veriş merkezi, olan bir cami şantiyesi canla başla devam ediyor.

Caminin kubbesi 35 metre çap ile Mimar Sinan’ın Selimiye Camii’nden 4.5 metre daha geniş olacak.

Kabul edersiniz ki, büyük bir yatırım bu tesis… Katkıya da ihtiyaç var. Eğer üniversite bünyesindeki ateistler temizlenebilirse yeliş sermaye para musluklarını açma sözü vermiş durumda!

Gençler üniversiteye niçin giderler?

Bu sorunun yanıtı çok kısa süre sonra Antalya’da şöyle yanıtlanacak:

-Namaz kılmaz için!