‘7 YAŞINDAYIM, NAMAZA BAŞLIYORUM’

Kampanyanın adı buydu: “7 Yaşındayım, namaza başlıyorum.” Başlıkta 7 yaş vurgusu yapılmıştı ama hedef kitle 3 ile 10 yaş arası çocuklardı. Haberi Cumhuriyet’te okuduysanız, minicik kız çocuklarının örtülü fotoğrafını da görmüşsünüzdür.

Tüm Din Hizmetleri Derneği (Tüm Din-Der) tarafından, çocuklara namaz kılmayı teşvik amacıyla başlatılan kampanyaya 3-10 yaş arasında 7-8 bin çocuk katılmıştı. (Açıklama dernek başkanından) Çocukların imam ve müezzinlik yaptığı etkinlikte, çekiliş yapılmış 10 çocuğa cumhuriyet altını verilmişti. Bütün katılımcı çocuklara da seccade, tespih, takke ve başörtüsü içeren paket, yemek ve tatlı dağıtılmıştı.

3 yaşındayım, örtünüyorum

Açıklanan “demokratikleşme paketi”nden sonra, her ne kadar liberal yazarlarımız, yaşasın örtülü kadınlara özgürlük geldi diye bayram etseler de yukarıdaki gibi kampanyalar karşısında ne düşündüklerini merak ediyorum. 
Üç ya da dört yaşından başlayarak kız çocuklarını örtmek, kafalarını sarmak, saçlarını saklamak mı onlara özgürlük sunmak? 
Efendim zorlama yok! Peki 4 yaşından başlayarak kapatılan çocukların günün birinde özgür seçim yapabileceğine inanan gerçekten var mı? 
“Biz kimsenin kılığına karışmayız, toplum böyle istiyor…” Bu savın hele hele ilk bölümünün geçerli olmadığını artık hepimiz biliyoruz. 
Erdoğan başta olmak üzere hükümeti bal gibi herkesin kılık kıyafetine karışıyor. Kadınların kaç çocuk doğurması gerektiğine bile karıştıktan sonra! 
Toplum böyle istiyor savına gelince…

Referansınız din olunca

Evet, muhafazakâr bir toplum yapımız var. Ama bu hükümet toplumu bunca ayrıştırmadan önce “muhafazakârlık” bireysel seçimdi, devlet politikası değildi. 
Bugün “Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her tür ayrımcılık, kesin bir dille cahiliye âdetidir, insanlık dışıdır, vicdan dışıdır” diye kükreyen Başbakan, örneğin yeni 4+4+4 eğitim sistemiyle, çocuk gelinlere adeta teşvik çıkarıldığının farkında mı? 
Okul öncesi kız çocukları, kendi özgür seçimleriyle kapanamayacağına göre, onların kapatılmaları, vicdan dışı değil midir? 
Kadına ilişkin özgürlük denince neden ilk akla gelen örtünme kapanma özgürlüğüdür de, örneğin, emeklerinin sömürülmesi, cinsel istismar, tecavüz ve tacizcisiyle evlendirilme, tecavüzcüsünün çocuğunu doğurma, kürtaj hakkının yasaklanması, “namus” cinayetleri, berdel olayı, kadının poliste karşılaştığı şiddet, yaşamın her alanında özellikle aile içindeki şiddet akla gelmez… 
Ne Başbakan, ne de hükümet bunları değil, varsa yoksa başörtüsünü ya da dekolteyi dillerine dolarlar. Nedenini ben söyleyeyim: 
Çünkü onların dertleri kadınların hak ve özgürlükleri değildir. (Söylemlerine bakın, o bile yeter!) Onların dertleri sadece dini kuralları yerine getirmek, yaşamın her alanına tartışılamaz, sorgulanmaz dini referansları egemen kılmaktır. 
Ne yazık ve ne acı ki, birçok kadın bu alanda sadece kullanıldığının farkında bile değil… 
Hepinize iyi bayramlar…