CHP VE ÖN SEÇİM

15 ekim salı günü, bu sütunda yayınlanan “Sarıgül Atanırsa”başlıklı yazıyla igili olarak, CHP Kocaeli İl Başkanı Yalçın Kuşkan telefonla aradı, CHP’nin önümüzdeki seçimlerdeki adaylarının bütün üyelerin katılacağı ön seçimlerle saptanması önerisine katıldığını bildirdi.

Kuşkan Kocaeli’nin 12 ilçesinde, 26.800 üyesi olduğunu söyledi ve şimdiye dek, 7 ilçede 18.500 üyeyle ön seçim kararı alındığını , kendilerinin Gebze ile ilgili de başvuruları olduğunu, onun da kabul edilmesi halinde, 22.5000 üyenin katılımıyla 8 ilçede ön seçim yapmayı başaracaklarını belirtti.Ve son sözleri şunlar oldu:

-Adayların tüm üyelerin katılacağı ön seçimle saptanmasını doğru buluyorum.

Buna karşılık, yılların gazete yöneticisi, CHP’yi yakından bilen kadim dostum Naim Kılıç’tan bu konuda kuşkularını dile getiren ilginç bir mektup aldım, yayınlıyorum:

“15 Ekim Salı günkü Sarıgül Atanırsa başlıklı yazıyı okuyunca düşündüm…

Yazı bana göre CHP Yönetimlerine uzatılan gerçek bir dostun eliydi.

Yazınızı kısaltıp, alıntılamalıyım ki, aklıma takılan noktaları ve bana göre, gerçeklerle çatışan yanlarını belirtebileyim:

‘Adaylar, mutlaka seçimle belirlenmeli.

Salt delegelerin katılacakları oylamaları kastetmiyorum.

Zira Belediye Başkanlarını yerel lordların ayak oyunlarına terk etmemelidir.

Tüm üyelerin katılımıyla yapılacak seçim sonucunda adayların saptanmasının bir başka yararı da böyle bir girişimin örgütü derinleştirip, dinamikleştirmesi olacaktır. CHP’nin bu yerel seçimlerde buna çok ihtiyacı var. Çünkü seçimlere geriden giriyor ve elindeki tek koz örgütün tabandan dinamik katkısı, hatta onu daha yukarılara çekecek coşkusu olacaktır.’

***

Sosyal demokrat bir parti ise CHP, böylesine demokrat bir yapıya kavuşmalıdır.

CHP’nin delege yapısını güvenilir görmüyorsunuz, ben de katılırım.

Yaşayarak tanık oldum ki, CHP delege yapısı neyse üye yapısı da aynen odur.

Delegeler nasıl masalarda belirleniyorsa, üyeler de lordlarca masalarda belirleniyor.

M.Kırıkkanat’tan alıntıladığınız örnekten yola çıkarak,hizipçiliğin yerleştiği illerimizde Genel Merkez atamalarının vazgeçilmez olduğuna inanıyorum.

Bir televizyon tartışma programında, CHP yetkili Genel B.Yardımcısının duruma göre ilden ile farklı uygulama kararında oldukları açıklamasını gerçekçi buluyorum.

B. hizbinin hala egemen olduğu başka bir ilimizden örnekler vererek anlatayım.

Bir ilçenin CHP li üye sayısı 250 den 500 e ulaşır ve yeni üyelerin tümü sadece bir beldede yapılan kayıtlarla oluşturulursa…

İlçe belediye başkanlıkları için başvurular sekize ona yaklaşırsa…

Ve adaylar Gürsel Tekin’in yaptığı gibi değil de rakiplerinin ne hırsızlığını ne ahlaksızlığını kahvehanelerde sergiliyorsa…

Yönetim kademesi İlçe Başkanından Genel Başkanına kadar, Parti’nin disiplin hükümlerine göz yummak zorunda kalıyorsa…

Bir Büyük Şehir Belediye Başkan adayı…

Demokratik seçim diye ortalığı ayağa kaldırmaya çalışırken sandığa itibar edilmeyip , Genel Başkanlıkça atama yapılırsa sokağa döküleceklerini açık açık kahvelerde meyhanelerde bağıra çağıra ilan edebiliyorsa…

Üstelik eski bir milletvekili ve benzer gerekçelerle partiden uzaklaştırılmış olan bu adayın gerçek işinin taşınmaz mallar üzerinde ticaret olduğu düşünüldüğünde…

Hayli zengin olduğu ve bol para yarrışa girdiği bilinirse…

Siyaset lordlarına güvenmektense, Kılıçdaroğlu’na güvenir ve hatta teslim olurum.

***

Sarıgül hakkında dijital alemde dolaşanlar doğru mudur, değil midir?

Öğrenmeye çalışmam; yaptıkları nedir bilmiyorum;

Genel Başkan olmak hedefiymiş, ona da karışmam, korkmam da…

Baykal tipi hizipçiliğin girdiği örgüte herkes girer ama demokrasi asla giremez.

Belki yararı olur umuduyla. Dostça saygılarımla…”

Aziz dostum Naim Kılıç’a üzerinde düşünülmesi gereken mektubu için teşekkür edip, söylediklerini yarın birlikte ele alıp, irdeleyelim isterseniz.