ALLAHIN EMİRLERİ ERKEKLERE İŞLEMEZ Mİ?

Televizyona çıkmış adam haykırıyor: "Allahın emri bu! Sen nasıl yasaklarsın!" "Allahın emirlerine uymuyor musun! "

Allahın emri dediği örtünmek! Erkeklerin değil, kadınların kapatılıp, örtülmesi!

Yanımda, torunlarımdan 10 yaşında olanı vardı. Duydu televizyondan eve yayılan öfkeyi… Uzun siyah saçlarını savurarak şöyle dedi: "Zeyno, Allah, kadınların saçları görünmesin isteseydi onları saçsız, yani kel yaratmaz mıydı?" (Yorum yok)

İnanç ve politika sömürüsü

AKP’li iki milletvekili kadının Meclis’e türbanlı geleceklerini açıklamalarıyla erkeklere gün doğdu! Yatıp kalkıp kadının bedeni, giysisi, kadının kafası, saçı, kadının dekoltesi üzerinden nutuk atmaya, kendi erkek egemen propagandalarını, parti ve ideoloji kampanyalarını sürdürür oldular.

Kadınları örtmenin, Sümer’lere, putperestlere, Hıristiyanlığa uzanan kökenlerini inceleyebilirsiniz…

Kadınları örtmeyi, sınıfsal açıdan ele alıp, Marksist kavramlarla diyalektik yöntemle irdeleyebilir ya da küresel emperyalizmin niyetlerine bağlayabilirsiniz…

Kadınları örtmekle ilgili Müslümanlıktaki farklı yorumları ilahiyatçılar arasında tartışmaya açabilir, dinde reform düşleri kurabilirsiniz… Allahın emirlerinin neden erkeklere hiç işlemediğini sorgulayabilirsiniz…

Bunlara gerek yok. Dün Bekir Coşkun yazmıştı: "Bütçeden 8 bakanlığın toplam bütçesi kadar parayı sadece Sünniliği temsil eden Diyanet İşleri Bakanlığına verirsen o Meclisin laikliği mi kalır"….

2 Kadın milletvekilinin türbanla Meclis’e girmeleri ya da girmemeleri değil benim derdim!

Benim derdim 10 yıldır AKP’nin sürdürdüğü politikalarla Cumhuriyet ilkelerinden kopmamız, yaşamın her alanına dini referansları, dini kuralları getirmeleri…

Benim derdim bu politikayı uygulamak için kadınlar üzerinden sürdürülen inanç ve politika sömürüsü. Benim derdim bu sömürüye kadınların alet olması…

O iki kadının örtülü- türbanlı- çarşaflı Meclise girmelerini önlemeye çalışmak bu mağdurluk politikasına, bu sömürüye hizmet eder, hepsi bu. Bunu dedikten sonra yaşamın her alanında, erkeklerin kadınları örtme çabası karşısında hissiyatımı açıklayayım:

Örtünmeye karşıyım. Neden mi?

Lafı dolandırmadan söyleyeyim:

"Türbana özgürlük" söylemi, benim için "kadına yasak" söyleminden hiç farklı olmadığı için….

Kadını kapatmak, hem kadını hem de erkeği aşağıladığı için… ( Kadına "sen günaha yol açansın"; erkeğe "sen kadın saçı görünce hayvanlaşırsın" demek gibi…)

Kadını kapatmak, kadın erkek eşitliğini yok saydığı için…

Kadını kapatmak, laik, demokratik, hukuk devleti ilkelerini çiğnediği için … Kamu’da , yargıda, kullanıldığında dini seçimlere ve ayırımcılığa alet edildiği için…

Günümüzde Cumhuriyet ilkelerine karşı gelme, meydan okuma, onları yok sayma simgesi olarak kullanıldığı için… Adeta Mustafa Kemal Atatürk’ten intikam alma şehvetine dönüştüğü için…

Din ve inançların bireysel tercihler olarak kalmasını istediğim için; devlet politikasına, ideolojiye dönüşmesini; bilim ve aklın yerini almasını istemediğim için…

Kadını kapatmak, doğaya, doğa yasalarına, doğa nimetlerine ve sağlığa aykırı olduğu için…

Artık bırakın kadının giysisini, erkeklerin kafalarındaki örtüleri kaldırmaya bakın!

Bach İstanbul’da

Hakan Erdoğan’ın mucizeler yaratarak gerçekleştirdiği "Bach İstanbul’da" festivali 10. yılını kutluyor muhteşem bir programla. Dün akşam genç Rus piyanist Konstantin Lifschiltz’in yorumladığı "Goldberg Çeşitlemeleri" ustalığın doruğunda bir meydan okuma, eşsiz bir şölendi!

Ah bir de konser boyunca önümde cep telefonuyla mesajlaşan o genç olmasaydı! Kendisini uyardığımda, " Bu benim özgürlüğüm, ben işimi yapıyorum, benim işim sosyal medya… Küçücük ekrandaki ışık sizi niye rahatsız etsin ki" dedi.

Özgürlük? Nerde başlar nerde biter daha çok yol almamız gerek. Ama siz yine de bu akşam Aya İrini’de Alexander Rudin- Hüseyin Sermet ; ve festivalin son etkinliği Barocco Sempre Giovane-Jiri Barta- Nazlı Erdoğan konserlerini kaçırmayın!