VURUN ŞAFAK PAVEY’E!

AKP’nin ve yandaşlarının öfkesi , kini bitmek bilmiyor! İki gündür Şafak Pavey’e yöneltilen saldırılar, iğrenç yalanlar, kışkırtmalar ve linç girişimi insan olanı, insanlığından utandıracak nitelikte!

Şafak Pavey’in Meclis konuşmasının her satırı sahiciydi, gerçekti ve doğruydu. Doğrulara dayanamayanlar, öyleyse vurun kadına! Hem de belden aşağı!

En ufak bir eleştiriye, bir sorgulamaya tahammülleri olmayanlar, gerçekten "adaletle, öç almak arasındaki farkı" bilmiyorlar! Çoktan öğrenmeleri gerekirdi ama öğrenemiyorlar ve şimdi de o konuşmadaki doğruların intikamını almak istiyorlar!

"Başörtüsüne özgürlük" diyenler , hemcinslerinin ifade özgürlüğüne karşı çıkarken, şiddeti linç boyutuna taşıyorlar. Şu son on yıldır, milleti mağdur edenler; kendi "kronik mağduriyetlerinin" öcünü, intikamını ala ala bir türlü bitiremediler!

Onların yandaş gazetecilerine de bir çift sözüm var: Bugün sımsıkı sarıldığınız iktidara, yarın öbür gün en ufak bir eleştiri getirdiğinizde, işinizden olduğunuzda, haksızlığa uğradığınızda, sizin de haklarınızı savunacak olan, sorgulayacak olan Şafak Pavey gibi cesur ve yiğit insanlardır.

FAZIL SAY ve CHOPİN

Sevgili Okurlar, bugün bu köşeyi sadece "Fazıl Say Chopin çalıyor" resitaline ayırmak isterdim. Olmuyor. Hayat izin vermiyor!

Önceki akşam, iki ilk yaşadım. Fazıl Say’dan ilk kez Chopin dinledim… Zorlu Gösteri Merkezi’ne ilk kez gittim… Sondan başlıyorum:

2300 Kişilik büyük salon tek sözcükle muhteşem! Yalın, rahat, büyük, şık ve uyumlu. En ama en önemlisi akustik şahane. Tek dileğim klasik müzik konserlere burada daha çok yer verilmesi. Buranın adı gülünç bir biçimde: "Zorlu Center Perforformans Sanatları Merkezi" diye konmuş. (Center, "merkez"in İngilizcesi, "performans" zaten bir sanat … Tekrarlar komedisi! ) Keşke bu yanlıştan dönülse de "Zorlu Sanat Merkezi" dense… Öyle ya da böyle büyük bir gereksinime yanıt vereceği ortada.

Biletleri çoktan tükenmişti. Fazıl Say her zamanki "bulutların üzerinde"ki haliyle piyanonun başına geçtiğinde soluklar tutuldu.

Önce kendi bestesi "Nietzsche ve Wagner", müthiş inişleri çıkışları olan dramatik bir eser; ardından Wagner (Liszt düzenlemesiyle) "İsolde’nin Aşk İntihari" ile büyük bestecinin 200 yıldönümüne bir saygı duruşu ve ardından Chopin 2 nolu Piyano Sonatı ve Noktürnler…

"Romantiklerin en romantiği" diye bilinen Chopin’i Fazıl Say’dan dinlemek, farklıydı. Şimdiye dek dinlediğim tüm Chopin yorumlarından farklıydı. Nasıl mı? Daha meleksiydi, daha şeytansıydı. Chopin’in ezgilerinde insanın ruhuna işleyen bir hüzün, bir acı, bir sevinç vardır. Bu kez hüzün bin kat derinlere kök salıyor, sevinç bin kat gökyüzüne uzanıyordu. Abartılar, coşkular, susuşlar daha derine, daha derine iniyordu. Piyanonun başında Fazıl Say, sanki üçüncü bir boyuta geçmiş gibiydi…

Zatenn kendisi de diyor ya: "Polonyalı’nın sol eli "Azrail", sağ eli "melek"tir… Aynı anda ölüm ve yaşamak ile yüz yüzedir, o yüzden bu müzik; derindir… Polonyalı’yı iyi çalmaya çalışmamalı. Sadece hissetmeye çalışmalı."

İşte o hissedişin her anı ruhumuza işledi.

Katı kuralcılar bu yorumdan hoşlanır mı bilenmiyorum ama salon nefesini tutmuş dinliyordu. Finalde Chopin’in "Ninni"sinin son notasıyla, ise millet ayağa fırlamış alkışlıyordu.