KENTLERİ BİRAZ DA KADINLAR YÖNETSE…

Evet kentleri biraz da kadınlar yönetse diyorum. Biraz kadın eli değse şu betonlaşan, ranta kucak açan, obez bir insan gibi sürekli büyüyen, üstelik çarpık gelişen, insanlıktan giderek uzaklaşan, kimliğini kaybeden, yeşilini zaten çoktan kaybetmiş kentlerimize, ilçelerimize, beldelerimize…Kadın dostu, çocuk dostu, engelli dostu, yaşlı dostu kimlikler kazansalar. Yerelde kadının güçlü olması, yereli yönetmesi, şu giderek kadük hale gelen demokrasimiz açısından da önemli bir adım olmaz mı?

İstanbul’da Kadıköy İlçesi’nde CHP’den aday adayı olan İnci Beşpınar örneğin. 24 yıldan beri belediyecilik deneyimi olan bir kadın. 1994-2009 arasında Kadıköy’de önce yönetici, ardından 10 yıl belediye başkan yardımcısı olarak görev yapmış biri. 2009 yılında Ataşehir’in Kadıköy’den ayrılmasıyla yerel seçimlerde Ataşehir’den aday adayı olmuş ancak seçilememiş. Buna karşın küsüp köşeye de çekilmemiş. Şimdiki başkana destek vermiş. Kadıköy’de uzun yıllar sosyal belediyeciliğin ve katılımcı demokrasinin ilk yerel örneklerini başarı ile uygulamış bir kadın: Aile Danışma Merkezleri, Meslek Edindirme Atölyeleri, ücretsiz çocuk kreşlerinin, üretim kooperatifleri, kadın sığınma evleri…Üstelik bunların bir kısmının kaynaklarını da kendi yaratmış. Örneğin kimini Avrupa Birliği’nin Sosyal Riskleri Azaltma Projesi kapsamında, kimini başka fonlardan yararlanarak. Halen İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis üyesi olarak görev yapıyor. Oynanan imar oyunları, kentsel dönüşüm yalanlarını hepsini çok iyi biliyor. Kendinden öyle emin ki. “Bu ilçeyi nasıl yöneteceğimi çok iyi biliyorum” diyor ve ekliyor “eşit bütçe yapacağım öncelikle, kadın ve erkeğin eşit yararlanacağı. 21 mahalle var burada ama hiç çocuk evi yok. Kadın istihdamına yönelik programlar örneğin. Engelli istihdamına yönelik projeler..Parklar, sokaklar…Ve gündelik hayatı tehdit eden uygulamalara birlikte direneceğiz. Örneğin Göztepe ve Kuşdili’ni birlikte koruyacağız.. Sosyal belediyecilikle insanları gülümsetiyor hayatlarını değiştirebiliyorsunuz diyor. 5 aday adayı var Kadıköy’ün CHP’den. Ve tek kadın İnci Beşpınar. Neden bu kez ona fırsat verilmesin ki?

İkinci örnek İzmir’den. CHP’nin Bornova belediye başkan aday adaylarından biri Selma Nalbantoğlu. Onun da 2004’te Bornova belediye başkan yardımcılığı ile başlayıp, Büyükşehir Sosyal Kültürel Hizmetler Daire Başkanlığı ile 2007’de sonlanan bir belediyecilik deneyimi var. Konusuna hakim. Sosyal belediyeciliği önemsiyor. Hayata geçirmek istediği onlarca projesi var.

Ya da İstanbul Beyoğlu’ndan aday adaylığını açıklayan Gülseren Onanç. KAGİDER’in (Kadın Girişimcileri Derneği) eski Başkanı. CHP Parti Meclisi üyesi. Evet belki belediyecilik deneyimi yok ama inanılmaz bir azmi, yılmadan çalışma isteği var. İş dünyasından gelen bir isim olduğu için hem sorunları iyi biliyor hem kadın duyarlılığı ile kısa sürede çözüm yaratabilme becerisine sahip.

Bir isim de Adana’dan . Çukurova CHP belediye başkan adayı Avukat Elif Doğan Türkmen. Köklü bir sosyal demokrat geçmişe sahip. SODEP üyeliği, SHP Adana İl Kadın Kolları kurucu üyeliğiinin ardından CHP’ye geçmiş. 1994-1999 arasında CHP Belediye Meclis Üyeliği yapmış. Aynı zamanda Anadolu’nun ilk iş kadınları derneği olan İŞKAD’ın başkanı. Adana’da 2 kez Yılın Kadını seçilmiş. “Temel hedefimiz kadın dostu belediyecilik” diyor.

Saydıklarımın tümü CHP’den aday adayları. CHP Belediye Başkanlığı ve meclis üyesi adaylığında kadınlara yüzde 33 kota uygulaması ile önemli bir adım attı. Umarız sözünü tutar ve başarılı, kendini kanıtlamış bu kadın adayları kısır siyasi çekişmelere kurban etmez. Batıda HDP adı altında seçimlere girecek olan BDP zaten kadın kotasını başarı ile uyguladığı için ona sözüm yok. AKP’nin ise kadını evin içine hapsetmeye çalışan zihniyeti ile zaten bu arenada varlık göstereceği yok, göstermelik bir iki aday çıkarsa bile onların AKP’nin itaatkar kadın milletvekillerinden farkı olmayacaktır.

Türkiye’nin, yaşanabilir kentler için kadınların gücüne ihtiyacı var. Türkiye’de kadınların her düzeyde eşit temsili için16 yıldır mücadele eden Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin (KA.DER) önemli bir saptaması var: “Erkek siyasetçilerin genellikle “iş ve gelir alanı” olarak baktıkları yerel yönetimler, biz kadınlar için “hizmet” alanını ifade ediyor. Kadın bakış açısından yoksun olan kentlerde, okuma-yazma kursları, yaşlı bakım evleri, sığınma evleri, kreş, spor alanları gibi sosyal ihtiyaçlar “gereksizler” listesine giriyor. Belediyeler hizmetlerinde de erkek ihtiyaçlarını ön plana çıkararak, kadınların ihtiyaçlarını göz ardı etmeye ve “kadın erkek demeden herkese eşit hizmet verilmelidir” ilkesini çiğnemeye devam ediyor” diyerek tüm partilere çağrıda bulunuyor ve “2014 yerel seçimlerinde büyükşehir ve şehirlerin en az yarısında kadın adaylar görmek istiyoruz. Belediye ve il genel meclisi aday listelerinin adalet, demokrasi ve eşitlik için BİR ERKEK-BİR KADIN olarak düzenlenmesini istiyoruz. FERMUAR denilen bu sistemin uygulanmasının sosyal adalet gereği olduğunu yine, yeniden hatırlatıyoruz” diyor.

Artık tüm bunlara kulak vermenin zamanı gelmedi mi sizce?