KÜRT REALİTESİYLE TANIŞTILAR!

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın en başarılı olduğu alan, hiç şüphesiz siyasi taktik değişikliği konusundaki hızlı hareket kabiliyetidir.

Kürt Açılımı adıyla başlatılan süreçte, gözle görülen en önemli gelişme dağlarda gençleri ölmüyor olmaları. Bunun dışında Kürt Hareketi’nin kolaylıkla kabul edilebilecek taleplerine bile “evet” demeden barış inşa ediyor!!!

Bunların dışında bakarsak, Türkiye Cumhuriyet’i Kürtlere karşı ilk kez bu kadar “saygılı” davrandı.

Peki içten mi?

Orası tartışmalı kalacak daha bir süre… Çünkü Erdoğan bir slalom kayakçısı kadar hızlı yön değiştirebiliyor. Bu da başında bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti devletin genetik kodlarına son derece uygun!

Hatırlayalım: 1991 Genel Seçimleri sonunda kurulan DYP-SHP Koalisyon Hükümeti, ilk bakanlar kurulu toplantısını Diyarbakır’da yapmıştı. Dönemin Başbakanı
Süleyman Demirel de (yine) “tarihi bir konuşma” yaparak şöyle demişti:

-Kürt realitesini tanıyoruz!

Sadece bir gün sonra böyle bir şeyin mümkün olamayacağı ortaya çıkmıştı. Mardin Valisi Yahya Gür, Demirel’in “Kürt Realitesi”nden cesaret alarak Başbakana sormuştu:

-Efendim bölgede askeri otorite mi sivil otoriteye bağlı, yoksa sivil otorite mi askeri otoriteye?

Odada bulunan Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, sorunun Başbakana yöneltilmiş olmasına bakmadan atılmıştı:

-ÖH-höö!.. Dili sürçtü!!!

Valinin dili sürçmemişti ama Başbakan dilini yuttu, sustu! Gerçek realite ortaya çıkmıştı! Sonra faili meçhul cinayetler geldi!

İşte bu devlet 16 Kasım 2013 günü Diyarbakır’da Kürt Realitesini sahiden tanıdığını ilan etti. Tanıyoruz diyen Başbakandan tam 22 yıl sonra!..

16 Kasım Diyarbakır gösterileri için Kürtlere “öyle yapılmaz-böyle yapılır” diyecek pozisyonda hiç kimse yoktur.

Bu devletin siyaset yapma ve yönetme dilini en iyi Kürtlerin çözdüğünü tarih bir kez gösterdi:

-Savaş mı, barış mı? Hepsine varız!..

Devlet uzun yıllar “savaşarak” Kürtleri bitirileceğine inandırdı tüm ülkeyi. Bu konuda en büyük suç ortağı da basındır tabii!

Şimdi aynı devlet, Kürtlerin “başkentimiz” dediği Diyarbakır’a- Amed- ilk kez “resmen” gitti.

Başbakan’ın doğrudan Belediye Başkanlığına gitmiş olması, 1991’de yarım kalan gelişmeyi noktaladı:

-Devlet Kürt Realitesini kabul ettiğini gösterdi!

Ciğerci gazetecilik!

Yıllardır Bölgede kelle koltukta görev yapan ünlü muhabir Ferit Demir, 16 Kasım’da twitter hesabından bir not geçti:

“Artık gazetecilik yapılmıyor, ciğer yiyerek haber takip eden köşe yazarları dönemi başladı!”

Yurttaş Tümer de Ferit’e bir katkı yaptı:

-Canım ciğerim gazeteciliği! dedi.

Böylece mesleğimizin yeni bir kademesi daha oluştu:

-Ciğerci gazetecilik!

Mazlum Çimen ve Lal Figan

Değerli sanatçı Mazlum Çimen’in yeni albümü “Lal Figan” piyasaya çıktı. Ama bu çok kolay olmadı tabii… Çünkü albümün bütün hazırlıkları tamamlanıp, stüdyo kayıtları bitirilmişti ki, “Türkiye Gezi Parkı Dönemine” girdi!

O güzel Haziran günlerinde kimsenin yeni albümü görecek hali yoktu. Buna Mazlum Çimen de dahildi!.. En iyisi yaz bitsin, güz gelsin denildi. Albümler Esen Müzik’te beklemeye konuldu. Lal Figan, derslerine çok iyi çalışmış bir öğrencinin ikmale kalması talihsizliğini yaşadı.

Gelelim albüme… Allah İçin, Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim, Bugün Nalan’ı efkarım, Çıksam Issız Dağlara, Gel Gönül, Zehir Zıkkım, Ne Kadınlar Sevdim Zaten Yoktular, Sen Olsaydın, Bıktım Ben, Zeren.

Hepsi 10 eserden oluşan Lal Figan Allah aşkından başlayıp, baba aşkı, doğa aşkı, insan aşkı, sevgili aşkı böyle gidiyor.

Nesimi Çimen gibi büyük bir halk ozanının oğlu olan Mazlum’un bağlama taksimlerine dalıp sesinin güzelliğini atlayabilirsiniz. Ama sözlerini yazıp, besteledikten okuyan
Mazlum’un yeni albümü geniş bir alana yayılıyor.

Unutulmaması gereken “küçük” bir nokta var: Mazlum bağlamayı konuşturuyor ama tahsilini başka bir alanda tamamladı. İstanbul Devlet Konservatuvarı Keman Bölümünde başlayıp Bale Bölümünden mezun oldu.

Eğitimini klasik batı müziği alanında tamamlayıp sahnelere bağlama ile ilk çıkan büyük sanatçı Ruhi Su olmuştu.

Mazlum’un yeni albümü öncekilerden daha faklı… Seçkin bir ekip çalışmasının ürünü. Can Yücel, Attila İlhan, Menderes Samancılar dizeleriyle yerlerini almışlar. Şiirleri Selçuk Yöntem okuyor. Albüm fotoğrafları bir İstanbul filminden çıkmış da gelmiş gibi. İmzaya bakıyorsunuz: Reis Çelik!

Mazlum Çimen’den yeni albümle birlikte bir konser beklemek bütün sevenlerinin hakkıdır her halde?…