HERŞEY SATILIK DEĞİLMİŞ

Bundan bir ay önce, 24 Ekim tarihli Esintiler köşesinde “Bu hayatta her şey satılık mı” diye soruyordum… Sanat ve kültür yaşamımızın dinamolarından İKSV’nin merkezi, mekânı olan, içinde sayısız sanat eseri bulunan, “Salon” ve “Leyla Gencer Evi”ni de barındıran Deniz Palas’ın satılacağı açıklandığında, neye uğradığımı şaşırmış, tepki göstermiştim. Tamam, borçlar, banka faizleri, aklımın ermediği bir sürü ekonomik gerekçe, satış için geçerli nedenler olabilirdi. Tamam, akıllı ve mantıklı olanı satıp borçların ödenmesi olabilirdi… Benim tepkim hiç ama hiç akla mantığı uymayabilir, sadece duygusal olabilirdi… “Ama yine de hayatta her şey satılık değildir; her şey ekonomiye bağlanamaz” diyordum. “Eğer oraya verilen emeği, o mucizenin nasıl gerçekleştiğini bilseniz; oranın tarihsel gelişimini izlemiş olsanız satamazsınız” diyordum. 

Orası bir simgeydi, emekti, birikimdi, yaratıcılıktı. Değerler hiyerarşimizde yeri vardı.

Deniz Palas’ın satılması ruhumuzu satmak gibi bir şeydi benim için… 
Deniz Palas satılmıyor: 
Birkaç gündür İstanbul’dan uzakta, İKSV’ye ilişkin haberleri okuyorum: Vakfın tüm borçlarını Bülent Eczcıbaşı’nın üstlendiğini, Deniz Palas’ın satılmayacağını…

Eczacıbaşı Holding tarafından yapılacak 46 milyon TL düzeyindeki yeni bir bağışla borçların sıfırlanacağını… Binanın on yıllık bir süre içinde satışa çıkarılmamasının da taahhüt edildiğini… 
Ama beni asıl sevindiren, Bülent Eczacıbaşı’nın yaptığı açıklamada bu kararı almalarına, gelen tepkilerin neden olduğunu söylemesi oldu. Gelen tepkiler, gösterilen duyarlılık… Kamuoyunun, sanatseverlerin İKSV’nin temsil ettiği değerlere verdiği önem… İKSV’nin kimliği ile bütünleşmiş değerlerin elden çıkarılmasına kıyamamak… Özetle bu duyarlılığa göz yumulamamıştı…
Bülent Eczacıbaşı’na, ekonomiden hiç ama hiç anlamayan ben, çok çok teşekkür ediyorum bu karar için.

Hayatta her şeyin satılık olmadığını gösterdiği için. Ekonomi dünyasının insanlarının da duygulara, duyarlığa, tepkilere kulaklarını tıkamadıklarını, gözlerini kapamadıkları için… 


Tepkinizi esirgemeyin 
Bir çift sözüm de, Deniz Palas’ın satışına tepki gösterdiğim için beni ti’ye alanlara ya da öfkelenenlere. “Sana ne oluyor, onların malı ister yıkar ister satar” diyenlere! Yok öyle! 
Bu mahallede, bu kentte, bu ülkede, bu kıtada, bu dünyada, bu gezegende olup biten her şey benden de sorulmalı… Alınan her kararda benim de düşüncem ve duyarlılığım bulunmalı… Her yanlışa ben de tepki göstermeliyim… İnanın bunu dediğiniz andan başlayarak bu mahalle, bu ülke, bu kıta, bu gezegen daha güzel, daha yaşanılası olmaya başlar…