HAY SİZİN AHLAKINIZA!

SES Tiyatrosunda, hükümetin sanata ve sanatçıya yönelik amansız kıyımını ortaya koyup irdelemek bu hoyratlığa, saygısızlığa karşı çıkmak için bir araya geliniyor.

Hoyratlık… Saygısızlık… Bunlar bence bugünkü tutumu anlatmakta yetersiz kalan sözcükler… Yapılan, yapılmakta olan ahlaksızlıktır!

Tiyatrolara devlet yardımı “Gezi”ye destek vermek ya da vermemek koşuluna bağlamak ahlaksızlıktır!

“Bana muhalefet eden tiyatrolara yardım yok” demek ahlaksızlıktır.

Dağıtılan ulufe değil, sadaka değil, rüşvet, bahşiş değildir. Hele hükümetin bir lütfu hiç değildir! Hayır efendim! Devletin görevidir sanata ve sanatçıya destek olmak. Özel tiyatrolara ayrılan ödenek, bizlerin vergileriyle sağlanmaktadır. Bu ödenek, özel tiyatroların ayakta durabilmesi için bir destektir ve kriteri siyasal değil sanatsaldır.

Bu ödeneği, siyasal tercihlere bağlamak ahlaksızlıktır!

Neden mi doladım bu “ahlaksızlık” sözcüğünü dilime! Hükümet yüzünden! Yardım verdikleri tiyatrolardan “oyunun tam metnini istiyorlar” (yani ön sansür getiriyorlar) ayrıca oyunun “genel ahlak kurallarına uygun” sahnelenmesi için protokol imzalama zorunluluğu getiriyorlar! Çüş!

İlk duyduğumda, hay sizin genel ahlakınıza demekten kendimi alamadım!

Sizinkini bilmem ama benim genel ahlakıma göre ayırımcılık, milleti, sanatı, sanatçıyı, benden olanlar, benden olmayanlar diye ayırmak en büyük genel ahlaksızlıktır!

Hrant için, adalet için

3 Aralık Salı günü saat 10.00’da Çağlayan Adliyesi’nde “Hrant’ın arkadaşları” bir kez daha “Gerçek katiller yargı önüne çıksın” diyecekler. Çünkü “müsamere” devam ediyor hâlâ…

Hrant’ın arkadaşlarının çağrısı şöyle: “Her şeyi iyi bildiğiniz gibi, Hrant Dink’ingerçek katillerini de iyi biliyorsunuz. Çoğunu tanıyorsunuz, devleti birlikteyönetiyorsunuz. Ve perdeyi kaldırmıyor, tetiğin arkasındaki elleri korumaya devamediyorsunuz… Sahneye koyduğunuz müsamerenin 2. perdesi ÇağlayanAdliyesi’nde devam ediyor biz orada olacağız…”

Kulaklarımda Dink ailesinin sözleri: “Yalanın su gibi içildiği, zorbalığın ekmek gibi yendiği, yaşam hakkı, insan hakkı, doğruluk, dürüstlük, hak ve hukukun ayaklar altına alındığı o duruşma salonları” demişlerdi… Doğruydu..

“Bu davada devletin cinayet mekanizmalarının ve suç ittifakının ortaya çıkarılması konusunda gereken tek şey siyasi iradeydi. Siyasi İktidar kamuoyu önündeki sözlerine, vaatlerine karşın bu iradeyi göstermekten ısrarla kaçındı” demişlerdi. Doğruydu.

Katilleri yücelten görevlilerin kimi emniyet müdürü ya da müsteşar kimi bakan ya da ombudsman oluverdi! Süper terfiler aldılar!