VURUN SANATA!

Sevgili okurlar, bugün sizlerle henüz genzimde dumanı tüterken Paris’te Sonbahar Festivali’nde izlediğim opera ve oyunları paylaşacaktım. Gelin görün ki, ülkemde sanata karşı hoyratlık, despotluk ve çağdaş evrensel değerlere vurulan darbeler…

Atatürk’ün kurumlarından biri daha, Devlet Opera ve Balesi tehdit altında. Hükümet operayı özelleştirmekten söz ederken ne dediğini bilmiyor. Hazırlanan yeni yasa tasarısına göre 1309 sayılı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü kuruluşu hakkındaki kanun yürürlükten kaldırılacak, kapanma süreci başlatılmış olacak.

İDAM FERMANI GİBİ

Yeni yasa uyarınca kurum bünyesinde kadrolu olan sanatçılar isterlerse il kültür müdürlüklerinde idari sözleşmeli personel olarak istihdam edilecek. (Solist sanatçı, arşiv memuru olarak görevlendirilecek vs.) Sanatçılar, memur olarak istihdam edildikten sonra ancak amirlerinin izniyle sanatsal projelerde yer alabilecekler!!!!

Tüm ödenekli kurumların sanatsal etkinlikleri 5’i hükümet tarafından atanan üyelerden oluşan 11 kişilik ”Sanat Kurulu”nun idare ve yönlendirmesine bırakılacak.Ancak bu kurulun onayladığı projeler gerçekleştirilecek. Projelere yüzde elli destek devletten ( o da Milli Piyango gelirleri- ki Milli Piyango Dairesinin de özelleştirilmesi bekleniyor) ve yüzde elli destek sponsorlardan bekleniyor. Tasarıya göre kurumların taşınmazlarına da el konacak.

Şu üsteki iki paragraf bile bana opera ve balenin idam fermanı gibi geliyor. Konuştuğum görüştüğüm birçok opera bale sanatçısından derlediğim bilgiler ışığında işte nedenleri:

GENEL AHLAKA UYGUN OPERA BALE

  1. Opera ve bale devamlık, günlük ve düzenli çalışma gerektirir. "Bir gün çalışmadığınızda kendiniz, iki gün çalışmadığınızda meslektaşlarınız, üç gün çalışmadığınızda da seyirci fark eder." denir. Gündelik çalışma disiplini ve kontrol mekanizmaları çok önemlidir. Taşınmazı, prova salonu ve sahnesi olmayan sanatçıların sanatını icra etmesi beklenemez.
  2. Hangi projelerin destekleneceğini özel tiyatrolara destek yardımında gördük. Genel ahlaka uygun opera ve bale aramaya başlanacak.
  3. Taşınmazlara el konulduğundan prova ve temsiller için, hatta orkestra ve çalgılar için fazladan mekan arayışı ve finansal yük ortaya çıkacak.
  4. Opera sanatı, koro, orkestra, solistler, çalıştırıcılar, sahne önü, sahne arkası ekibiyle kalabalık bir ekiple gerçekleşir. Elbette maliyeti yüksektir. Kar etmeye odaklı bir işletme değildir. Sponsor desteğiyle dokuz ay boyunca haftanın en az dört günü temsil gerçekleştirmek olanaksızdır. Masraflar sadece gişe ile karşılanamaz. Dünyanın her yerinde bu böyledir.

OPERA BALE ÖZELLEŞTİRİLEMEZ

  1. Kültür Bakanı, şimdiki düzenin sadece Çin’de uygulandığını söyledi. Bu doğru değil. 1309 sayılı yasa bazı değişikliklerle ABD hariç bütün dünyada uygulanan devlet desteğinin geçerli olduğu sisteme uyarlanabilir.
  2. Opera Balenin küçültülmesi ve giderek yok edilmesi, konservatuar ve benzeri kurumların da varlık nedenini ortadan kaldıracak, sanatçı yetiştirilmesinin önünü kapatacaktır.

Kültür ve sanat kurumlarının ticarileştirilmesi, tümüyle iktidar kontrollü, güdümlü ve yönlendirilebilecek bir yapıya dönüştürülmesi demokrasiye, halkın sanat seçimi özgürlüğüne, çağdaş değerlere aykırı sonuçlar doğuracaktır. Devletin görevi bu kurumları korumak, kollamak, desteklemek ve geliştirmektir.

Operayı özelleştirdiğiniz ve kar getiren bir kurum olarak görmeye çalıştığınız anda kapanması kaçınılmazdır. Ama belki de hükümetin amacı budur!

Öyleyse direnmek, başta seyirciler olmak üzere topyekun direnmek boynumuzun borcudur.