DEVRİK PUTUN ÖFKESİ

Çin’den sonra dünyanın en eski uygarlık beşiği ve en kalabalık ülkesi olmakla kalmayıp, modern zamanların çekim merkezi Hindistan ; kadınların otobüs, tren gibi toplu taşıma araçlarında sık sık toplu tecavüze uğradığı, hatta tecavüz sonucu öldürüldüğü bir vahşet beldesi olmakla şaşırtıyor.

Oysa Hindu kültüründeki «pipi » egemenliğine bakılırsa, bu toplu tecavüzler tahtından devrilmekte olan bir tanrının öfke tezühüründen ibaret ve şaşmak abes !

Hindu müminlerin, varlıkta taştan, yoklukta tahtadan oydukları 12 adet « pipi tanrı »sı var. Bunlara « lingam » deniyor. Tanrıların tanrısı Shiva’nın, yeraltından çıkıp gökyüzüne uzayan, yani sonsuzluğu simgeleyen pipisi, insan boyunu çoook aşıp tasvir edilemiyor. Ama Shiva’nın « bölünmez bütün » kabul edilen kutsal pipisine iman, daha ulaşılır boyutlarda 12 lingam’a ibadetle mümkün oluyor.

Bu 12 sayısında ne var, bilmiyorum ama, gördüğünüz gibi çoktanrılı olsun, tektanrılı olsun, en eskisinden en yenisine, hemen tüm dinlerde ne bir eksik, ne bir fazla, hep 12 makamdan oluşan kutsal bir heyet var… Ve « Baba Tanrı »nın kutsadığı bu makamlara ister 12 put otursun, ister 12 kutlu kişi, hepsinin ortak özelliği ; parça ya da bütün halinde erkek oluşları.

***

Neyse… Hindu’lara saralım biz yine:

İngiliz araştırmacı yazar Tom Hickman’a göre : «Batılılaşma, lingam kültünü küresel çapta azalttı. Ama Hindistan, penise tapınmanın gelenek, görenek ve efsaneleriyle tarih öncesinden beri kesintisiz sürdüğü yegane dünya köşesi. »*

Öyle bir dünya köşesi ki, 1947 yılından öteye bağımsızlığını kazanan Hindistan’da, binlerce yıllık bir ayin biçimi, Kraliçe Victoria dönemi İngiliz sömürgecilerine zor anlar yaşatırdı : Her gün belli bir saatte tapınaklardan çıkıp sokakları dolaşan çırılçıplak Shiva rahipleri, ellerindeki küçük çanları çalarak kadın müminleri « kutsal takım taklavatı » öpmeye çağırırlardı !

Bir ölçüde Hristiyanlığın, büyük ölçüde de İslamiyet’in yayılması ve zaten hemen hiç bir ülkenin dışında kalamadığı batılılaşma, Hindistan’ı da değiştirdi zamanla. Shiva yine etkin ve yetkin bir tanrı, ama rahip pipisi öpüp, 12 lingama tapan kadın sayısında ciddi bir azalma var. Buna karşılık, ülkede pipiperestliğe düşman bayrak açan kadın nüfusu giderek artıyor.

Oysa erkek Hindu nüfusun küçükbaşı, bin yıllardır öpüle koklana tapıldıktan sonra, ne bu ilgisizliği sine-i testise çekebiliyor, ne de düşmanlığı… Paldır küldür tahttan indirilmek kolay mı ? Küçükbaş hindu, artık pipisine tapmayan kadını, yalnız yakaladığında, hemcinsleriyle birlikte alçalıp, toplu tecavüz gibi « tanrısal » bir hınçla cezalandırıyor.

***

Ne var ki, bu hınç türü salt Hindu’larda yok. Çünkü Kama Sutra’nın çevirmeni Fransız tarihçi Alain Danielou’ya bakılırsa, bilimsel adıyla «Phallus kültü » diye anılan pipiperestlik izi taşımayan hemen hiç bir din yok…

Dolayısıyla –kuşkusuz İslamiyet hariç !!!- tektanrılı dinlerde bile, erkeğin « kutsal takıntısı »na düşmanca yaklaşan kadınların şiddetle cezalandırılması öngörülüyor. Yahudilik, erkeğin « gizli bölgesi »ne saldıran kadının elini kesiyor. Hristiyanlık, ilk başlarda değilse bile Ortaçağ’da, böyle bir suça teşebbüs eden kadını «içine şeytan kaçmış » diye, işkence, ateş falan, topyekün imha ediyor.

Zaten Hristiyanlar, « pipi put »larına veda etmekte de çok zorlanıyorlar. 5.inci Yüzyıla kadar, kiliselerde haç ile penis yontusu, yanyana duruyor. Ruhban sınıfı pipiperestliği bitirmek için canhıraş bir mücedele veriyor, ama pek de başarılı olamıyor. Ortaçağ Avrupa’sında bile papazlar, cinsel sorunları olan müminleri son çare, her bölgede mutlaka bulunan antik bir taş pipiye yönlendiriyor.

O çağlardan günümüze kiliselerde kalan « phallus kültü » izi, ayinlerde yakılan ve eritilmişi vaftiz kurnasına spermayı temsilen dökülen mumlar.

Ama « pipiperestliğin » istisnasız tüm toplumlarda asıl bıraktığı izi, iman ve itaat edilmeyen erkeğin, kadına yönelttiği şiddette görüyoruz, sayın seyirciler… Tanrılıktan azledilmek, kolay değil.

*God’s Doodle/Square Peg, 2012

Hristiyanların Tanrısı, çocuklarından çok elmalarıyla meşgul bir babadır.

Denis Diderot

«G» NOKTASI

Bugün saat 15.30’dan öteye Kadıköy Belediyesi’nin birbirinden güzel etkinlikler düzenlediği Caddebostan Kültür Merkezi’nde olacağım. Gazeteci, yazar ve beş yıldan beri hapis yatar Tuncay Özkan’ın müthiş romanı « Ötekiler »i, Kırmızı Kedi Yayınevi’nin standında, onun adına imzalayacağım.

Ali Sirmen’in dün Cumhuriyet’te yayımlanan nefis yazısında söylediği gibi : « …Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, polis zulmüyse ve astığı astık kestiği kestik özel yetkili mahkemelerse ve de kılıfıysa eğer vatan, faili meçhul cinayetlerinizin…»

Evet, ben de vatan hainiyim ve vatan hainliğinden müebbede mahkum arkadaşım Tuncay Özkan’ın yerine imzalayacağım kitabını !