EGE’Lİ ŞAİRLER

Çukurova denildiğinde akla ilk elde nasıl roman ve sinema, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Yılmaz Güney geliyorsa ; benim için Ege ve özellikle de İzmir, öncelikle şiir ve Attila İlhan demektir…

Kuşkusuz Çukurova yöresinde yetişmiş şairleri, ya da Ege’nin romancılarını, öykücülerini görmezden gelmek aklımdan geçmez.

Fakat söz konusu Ege olduğunda, önceliği şiire veririm…

Alsancak Garının önünden geçtiğimde, dilime Attila İlhan’ın dizeeleri gelir.

İçinden İstanbul geçen şiirleri belki sayıca daha çoktur ve çok da güzeldirler.

Fakat yine de İstanbul öncelikle Yahya Kemal, Orhan Veli, Sait Faiktir…

Attila İlhan şirinin dokusunda, renginde, kokusunda ise, nedense hep İzmir’in,Ege’nin tatlarını duyumsarım…

Biraz bohem, serüven duygusu, alıp başını uzak iklimlere açılmak…

İstanbul bir başka yere gitmek duygusu uyandırmaz…

Kendi içinde, kendisine kapalıdır…

İzmir ise başka yerlere, başka denizlere kışkırtır insanı…

Attila İlhan, yaşamın önemli bir bölümünü ve son yıllarını İstanbul’da geçirmiş olsa da, şiiri İzmir’de doğup gelişmiş olmasaydı, başka bir Attila İlhan şiir olurdu bence…

***

Necati Cumalı çok değerli romanlarının, öykülerinin, oyunlarının yanı sıra, Ege’nin has bir şairidir…

Şiirindeki güneş Ege güneşi, rüzgârı İzmir’in imbatı, denizi Ege denizidir…

Nahit Ulvi Akgün, Şükran Kurdakul, Ege’nin, İzmir ve yöresinin şairleridirler…

Kurdakul’un toplumcu şiirinde, reji tütün işçilerinin devrimci geleneğinden sürüp gelen bir şeyler duyumsarım…

Kavruk Orta Anadolu’nun, Sivas’ın, Tokat’ın unutulmaz şiirlerini yazan Külebi, “İzmir’in denizi kız/Kızı deniz/ Sokakları hem kız/ Hem deniz kokar” dizeleriyle, içinde “yaz” sözcüğü geçmese de İzmir yazına, Ege yazının kösnüllüğüne yine unutulmaz bir selam göndermiştir…

Refik Durbaş, Özkan Mert, Hüseyin Peker, az daha genç Sina Akyol, aynı ya da yaklaşık olarak aynı kuşaktan olduğumuz İzmir’li şairlerdir.

Şairlerin, yazarların, sanatçıların yaşadıkları mekânlarla yapıtları arasındaki ilişki, konulardan çok, ses, renk, koku, üslup özellikleri bakımından irdelense, çok ilginç sonuçlara ulaşılır…

Edebiyatı edebiyat yapan da, konudan çok sanki bu türden özelliklerdir…

***

Ege çocuğu olmasam da, o coğrafyayla akrabalığım, bir içsel yakınlığım vardır…

Ege’de kendimi daha çok kendim gibi duyumsarım…

İçlerinde son yıllarda yazdıklarımdan da olan bazı şiirlerimin, Ege esintileri taşıdığını bilirim…

***

Ege, İzmir ve yöresi, günümüzde de şiirle,şairle dolup taşıyor …

Bu yılın yaz aylarının büyük bölümünü geçirdiğim İzmir’de ve daha çok Foça’da, yaklaşık olarak aynı kuşaktan şair dostlarımla, Hüseyin Yurttaş’la, Hidayet Karakuş’la güzel günlerimiz oldu…

Daha genç kuşaktan Tuğrul Keskin, Namık Kuyumcu, Ünal Ersözlü, Halim Yazıcı, İstanbul çocuğu olmakla birlikte artık Foçalı da olan Hasan Öztoprak kardeş kadar yakın arkadaşlarımdır…

Daha az görüşsek de Fergun Öztelli’yi, Yusuf Alper’i, adları şimdi bir çırpıda aklıma gelmeyen başkaca şair arkadaşlarımı bu listeye eklemeliyim…

Bir de, müzisyen, romancı, şiir sevdalısı, şair dostu , bence gizli şair, “Türkiye Üzgün Yurdum” adlı şiirimin harika bestesinin yaratıcısı Erhan Doğan’ı listenin belki de en başına koymalıyım…

***

Değişik sanat dallarından Egeli sanatçıların sanat ve sanatçı üzerinde her türlü baskıya karşı “Ege Sanatçılar Girişimi” adıyla bir ortak buluşmada bir araya geldiklerini önce Hüseyin Yurttaş’ın iletisinden, sonra da girişimin basında yayınlanan bildirisinden öğrendim.

Çoğu kez olduğu gibi bu oluşumun gerçekleşmesinde de şairlerin öncülük yapmış olması doğaldır…

Başta Egeli şairler, Egeli bütün sanatçı dostlar, her alandaki özgürlük düşmanlığına karşı bu sanatçı direnişini desteklemeli, içinde yer almalıdır…