KESİN GÖTÜRMÜŞLER BE ABİ!

Yakın Tarihimiz “En Büyük Skandalı” olarak kayıtlara geçen ayakkabı kutulu, takım elbiseli, bavullu, para sayma makineli operasyon AKP’yi sallamaya devam ediyor.

Genel kabul gören bir söz vardır:

-Bizim millet gözleriyle inanır!

En kapalı gözler bile bu rezaleti gördü bir kere… Zaten operasyonun hedefinde olan zanlılar bile “biz böyle bir şey yapmadık” diyemiyorlar:

-Bize haber vermeden bunu nasıl yaparlar? diye dertleniyorlar.

En saf vatandaşımız gazeteleri açıp okursa aşağıdaki ifadeleri görecektir:

Barış Güler: R.B. uzaktan akrabamızdır, bizim onda paramız vardı, ödeyemiyordu. Reza Zarrab’ın yanında maaş+prim çalışmaya başladı. Primleriyle borcunu ödeyebileceğini söyledi. Yüzde 10’unu da bu şekilde ödedi!

Reza Zarrab: R.B. Bana 200 bin dolar verdi. Ben de onu Barış Güler Beyefendiye verdim!

(Burada R.B. borcunu niye kendisi ödemiyor diye sormayacaksınız!)

Kaan Çağlayan: Reza Zarrab aramızdaki dostluğun gereği bana bir takım elbise ve beğendim bir valizi hediye etmiştir!

Reza Zarrab: Yeni Şafak gazetesinin beni için yazıp yayınlamamak için 1 milyon dolan istediği haber metnini Egemen Bağış Bey’e de verdim!

Reza Zarrab: Beni takip eden emniyet müdürü hususunu Bakan Mehmet Şimşek Bey’e götürdüm.

Reza Zarrab: Yol yordam öğrenmek için Bakan Muammer Güler’e gittim!

(Ne kadar güzel değil mi? Henüz 30 yaşına gelmemiş bir çocuk Hükümetin koordinasyon bakanı gibi elini kolunu sallayarak, bakanlıklar arasında dolaşıyor).

Süleyman Aslan: Sadece Reza Zarrab’ın şirketi değil, bir çok şirket bu işi yapmaktadır!

Süleyman Aslan: Sedace Reza Zarrab ile değil, birçok şirketle görüşmelerim olmuştur!

Süleyman Aslan: Ayakkabı kutularındaki paraları bankaya koyduğumuz da kimin adına ve ne için konulması gerektiğini tutanakla belirtmek lazımdı.

Bunların hepsi görülmüş olduğuna göre, ne yapılması hususunda aklı fikri olan hemen herkes birbirine şöyle fısıldıyor:

-Abi bunlar kesin götürmüşler!

Güneş, balçık ve sıvanma!

On bir yıllık AKP Hükümetini derinden sallayan 17 Aralık Operasyonu için Usta yine esip gürlüyor:

-Güneş balçıkla sıvanmaz!

Tamam doğru, güneş balçıkla sıvanmaz…

Ama ortada işaret ettiğinden farklı bir durum var:

-Adamların rüşvet bataklığına gömülmüş (yani .oka batmış) durumda!

Devlet böyle olur!

Büyük Skandal ile ilgili olarak ne suya ne sabuna değmeden ortalama bir günü kurtarma yazısı döktüren başyazar ağabeylerden biri geçen gün şöyle yakınıyordu:

-Devlet kurumları arasındaki bağlantıların bu kadar kopuk olması kabul edilemez bir zaaftır.

Halbuki eskiden ne kadar güzel bağlantıları vardı bu devletin!

Mesela bir gün “Yeşil” kod adlı devletin resmi katili Mahmut Yıldırım, Ankara’da eğlenirken pavyonu karıştırıyor.

Mekan sahibi polis çağırıyor. Yeşil polislere de posta atınca, kendisini bir güzel ıslatıyorlar! İfadesi alıp adliyeye sevkedilecekken, karakol bir telefon geliyor:

-O bizim adamımızdır, bırakın!

-Siz kimsiniz?

-MİT Müsteşar Yardımcısı Mehmet Eymür!

Devlet dediğin böyle olur, değil mi?