DEVLET, ADALET, VİCDAN TÜKENİNCE…

Tarih 28 Aralık’tı. Perşembeyi cumaya bağlayan gece. Yıl 2011. Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Gülyazı / Roboski köyü. Irak sınırına yakın… 34 vatandaş. 34 sivil. 34 yoksul insan… İçlerinden 19’u çocuktu. En küçüğü 12 yaşındaydı. İçlerinden dördü 13 yaşındaydı… Yükleri silah değil, uyuşturucu değil, katırlara yükledikleri mazottu, undu, şekerdi… Sonra… Sonra…

Sonra cehennem. Önce top ateşi, sonra “topçu atışı yetmez” denmiş, “hava harekâtı”kararı alınmış, Necdet Özel onay vermiş, sonra F-16 bombardımanı: Birinci bomba 21.30’da sınırda bekleyenlere… İkincisi 21.43’te güneye gitmeye çalışanlara… Üçüncüsü 22.02’de kuzeye gitmeye yeltenenlere… Dördüncüsü 22.24’te hareketsiz duranlara…

‘Kaçınılmaz hata’

Dehşet içinde, önceki gün yayımlanan Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nın kararını okuyorum. Yukarıda özetlediğimi, buz gibi askeri sözcüklerle ve tüm ayrıntılarla açıklıyor. Okudukça insanın kanı donuyor. Sonuç: Askeri savcı “Takipsizlik kararı” vermiş… Takipsizlik kararı, çünkü “kaçınılmaz bir hata” yapılmış! Yani yanlışlık olmuş. Meğer onları “terörist” sanmışlar!

Katliamın sabahında analar babalar çocuklarının dağılan bedenlerini, dağdan taştan topraktan kurtarıp, kucaklarındaki battaniyelere sararken, Başbakan Erdoğan’ın Necdet Özel’i tebrik ettiğini ben unutmadım… Birkaç ay sonra “Uludere soruşturmasının dosyası, Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacak” dediğini de… Hani üstü örtülmeyecekti. Hani sorumlular bulunacaktı!

Sonra Meclis’teki Uludere Komisyonu’nun “mış gibi” yaptığını, katliamı adeta akladığını da unutmadım. Ve bir tek CHP’li Levent Gök’ün itiraz ettiğini…

Artık sözün bittiği yerdeyiz! Devletin, adaletin, vicdanın tükendiği yerde! Sivil yargıya da askeri yargıya da yuh olsun!

Milletle alay ediyorlar

Bunlar milletle alay ediyor! Başka türlü açıklanamaz. Askeride “benden olanlar -benden olmayanlar” diye ayırdılar.

Bakanların çocuklarını gözaltına alan polisi cezalandır; Gezi protestolarında genci vuran, öldüren, sakat bırakan polisi ödüllendir! Senin adamını sorgulayan savcıyı sürgün et, senin düşmanını sorgulayanı terfi ettir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk’ün izinde yürüyen komutanlarını “terörist” ilan et; 34 vatandaşı çocuk çocuk demeden bombalayıp kömüre dönüştürenleri tebrik et!

Evet bizimle alay ediyorlar. Yok devlet içinde paralel devletmiş, yok çeteymiş… “Ne istediler de vermedik”le başlayan ve süren kavgaya da inanmıyorum!

İşlerine geldi mi çeteyi de, devleti de, askeri de, dini de, imanı da “benden olanlar – benden olmayanlar” diye ayırıp kendilerini korumaya çalışıyorlar. Kutulara sakladıkları milyon dolarları unutturmaya çalışıyorlar.

Artık sözün bittiği yerdeyiz! Devletin, adaletin, vicdanın tükendiği yerde beni ayakta tutan tek güç, bir gün hesap vermek zorunda kalacaklarını bilmem… O güne dek hayatta kalmaya niyetliyim!