HANGİNİZ DEVLET, KİM İKTİDAR?

Başbakanın siyasi baş danışmanı, en yakını, milletvekili ve gazeteci gibi Yalçın Akdoğan, özetle tanıtmak gerekirse AKP’nin yeni bülbülü.

Şahsın biçim verilmeyi bekleyen bir hamur anlamsızlığındaki suretine bakarak, bülbül kuşunun böyle bir benzetmeyi hak etmediğini düşünebilirsiniz. Ama zat, kesinlikle bülbüle özeniyor.

Hicran şakıyor. İktidarın iktidarsızlığına dem çekiyor. AKP’ne komplo kuranları ötüyor.
Nakaratına kulak verilecek olursa…

Neredeyse 12 yıldır tek başına iktidar AKP, « canavarlaşan bir yapı » kurbanı olmuş. Bu hastalıklı yapının mağduruymuş, koskoca iktidar partisi. Türkiye’de « asalak ve hayalet gibi » bir « paralel devlet » varmış meğerse. « Medya manipülasyonlarıyla yargısız infaz ve itibarsızlaştırma operasyonları », bu paralel devletin marifetiymiş. « Şantaj çetesi gibi, muhalif ve farklı kim varsa, tehditle hizaya » getiriyormuş bu çete. « Devlet imkanlarını kullanarak yasadışı her türlü tertibi ve tezgahı » bu çete yapıyormuş… « İftira, yalan ve çarpıtmayı hiç bir kutsal tanımadan bunlar yapıyor »muş !

Daha neler neler, ne sızlanmalar, ne iç çekişler.

***

Yerseniz…

Demek ki Türkan Saylan’ın sabaha karşı evini basan ve ölümünü hızlandıran paralel devletti. Cumhuriyet gazetesine Cumhuriyet gazetesinin bomba attırdığı gerekçesiyle İlhan Selçuk’un yüreğine indiren de paralel devletti. « Ergenekon’un Kasası » diye atıldığı hapiste, parasızlıktan tedavi edilmeyen Kuddusi Okkır’ı da paralel devlet öldürdü…

Diyelim ki Mehmet Haberal, İlhan Cihaner, Fatih Hilmioğlu ve genç yaşlı, yüzlerce masum insan, devlet içinde devletleşen, canavar bir çetenin kurbanı oldular, tutuklandılar, hüküm giydiler.

Vay darbe yapmak için saklanmış, vay darbeciler gömmüş diye bulunan silahlar, kayıtlar, kanıtlar ; düzmece darbe planları, hatta Tuncay Güney gibi sanık/tanık müsveddeleri, çakma casusluk, sahte kadın ticareti vb. gibi tüm aşağılık suç düzenekleri, devlet içindeki devlet memurları tarafından hazırlandı. Çetenin marifeti.

***

Kahraman subaylar, bu çetenin komplosuyla darbeci ilan edildiler. Kimileri casusluk, kimileri « pezevenklik »le suçlandı, dayanamayıp intihar etti kimileri. Onurlu, yiğit komutanlar mahkum edildi. Bir Genel Kurmay Başkanına « terörist » denildi, 15 yıl mahkumiyet verildi.

Diyelim ki dünya çapında akademisyen Fatih Hilmioğlu, hala bu çete yüzünden hapis ve demir parmaklılar arasında ölümünü bekliyor. Ömür boyu hapis cezası kesilen Tuncay Özkan, Yalçın Küçük, Doğu Perinçek ve daha yüzlerce muhalif aydın, hepsi hepsi ; devlet içinde yuvalanan çetenin, paralel devletin kurban ve mağdurları.

Peki.

AKP bülbülünün iktidarın da mağduru olduğunu şakıdığı bu paralel devlet, hükümetin 17 Aralık 2013’ten beri giriştiği misilleme hedeflerine bakılırsa, sadece polis ve yargıda yuvalanmış görünüyor. Ona da peki.

***

Öyleyse 2007 yılında Tuncay Özkan’ın Kanaltürk’ünü 40 küsur maliye müfettişiyle “batırmak” için denetleyen vergi dairesi hangi devletti? AKP denetimindeki devlet mi, paralel devlet mi?

Doğan Medya’ya muhalif yayınları kessin diye milyarlık borç takan ve zaten ana medyayı “penguenleştirmek” hedefine ulaşan kimdi? İktidar mı, cemaat mi?

2008’de Sabah ve ATV’ni satın alması için Çalık Grubu’na Halkbank ve Vakıfbank’tan 750 milyon dolar kredi kullandıran, hangi devletti? Grubun CEO’su damadı olan devlet mi, yoksa devlet içindeki zürriyetsiz devlet mi?

Hrant Dink cinayetinde, eğer daha ötesi değilse, en azından ihmali olan İstanbul Emniyet Müdürü’nü ; önce kim vali, ardından milletvekili, sonunda da istifa ettirmek zorunda kaldığı iç işleri bakanı yaptı? AKP iktidarı mı, yoksa FG iktidarı mı?

Peki, hangi devlet paracıklarını ayakkabı kutusunda saklıyor?

İki olasılıkla karşı karşıyayız:

Ya devletin başında iktidarsız bir iktidar var, ya da paralel maralel dedikleri, düpedüz devlet!

Benim görüşümü savunmayanları bağışlarım. Ama kendi görüşünü savunmayanları,
asla! Talleyrand

“G” NOKTASI

Daha birkaç ay önce, ülkenin devletten sonraki en büyük işvereni Koç Grubu’nu “bitirmek” için düğmeye basan, hep aynı yöntem, “vergi incelemesi” gerekçesiyle hem Koç’un, hem bu yönteme isyan eden diğer özel girişimcilerin ve zaten nedense hep TÜSİAD üyesi iş adamlarının ümüğüne çöken ; salt Atatürk’ün mirası diye İş Bankası’yla uğraşan Maliye Bakanlığı, kimin bakanlığı? İkdidar hükümetinin mi, yoksa cemaat hükümetinin mi?

Tüm amaç ve ereği yoksul çocukları eğitmek olan ÇYDD’nin bağış makbuzlarını vergilendiren memurlar, kimin memurları? E tipi mi, F tipi mi?

FB’ne kumpası kim kurdu, Aziz Yıldırım’ı kim devre dışı bırakmaya çalıştı? İktidar mı, paralel iktidar mı?

Eğer bütün bunları yapan paralel devlet ve paralel iktidar ise, devlet kim, iktidar kimde, senin o koltuklarda işin ne?

Haydi oradan…