10 KÜRESEL RİSK VE TÜRKİYE

Önümde Dünya Ekonomik Forumu’nun 2014 Küresel Riskler raporu. Endişe kaynağı olan en önemli 10 riski sıralamışlar: 


  1. Önemli ekonomilerdeki mali krizler, 

  2. Yapısal işsizlik/ eksik istihdam,

  3. Su krizleri, 

  4. Şiddetli gelir eşitsizliği,

  5. İklim değişikliğinin hafifletilmesi ve adaptasyon sağlamada başarısızlık,

  6. Aşırı hava olaylarının etki alanının büyümesi (örneğin seller, fırtınalar, yangınlar),
    
7. Küresel yönetişim başarısızlığı, 

  7. Gıda krizleri,

  8. Büyük finansal mekanizma/ kurumların başarısızlığı, 

  9. Şiddetli siyasi ve sosyal istikrarsızlık. 
Okuyunca “Eyvah” dedim.

Ne ararsan hepsi bizde… Dolar mayıstan beri yüzde 25 yükseldi. Enflasyon tırmanışta.

Devalüasyon adı iktidar çevrelerince asla telaffuz edilmese de TL’nin değer kaybı her geçen gün artıyor. Eskiden 1 lira olan simit bile 1.4 TL. Buna karşın maaşlara en küçük bir zam bile yok ufukta. Bırakın ücret artışını çalışma süreleri günde 10-11 saate kadar çıkmış durumda. İşsizlik zaten kronik halde. Uluslararası camiada “en kırılgan 5 ekonomi” içinde tanımlanır olduk. Gelir eşitsizliğinin en fazla olduğu ülkelerin içindeyiz.

OECD 34 ülke sıralamasında Çin ve Meksika ile birlikte eşitsizliğin en yüksek olduğu 3 ülkeyiz
Kurumlarımız çökmüş… Yargı, emniyet, ordu… Hukuk ayaklar altında. Erdoğan-Davutoğlu ikilisi dış politikayı ayaklar altına almış. Eğitim zaten fiyasko, son SBS sınavında bile skandal yaşandı. Din sınavına girmeyenler 0 almış muamelesi gördüler.

Siyasi istikrarsızlık zirvede… Haşhaşiler, paralel yapılar derken AKP-cemaat savaşının açığa çıkardığı rüşvet ve yolsuzluk sarmalı genişledikçe genişliyor… Kuraklık kapıda…

Bunun etkilerini şimdiden yaşamaya başladık… 
10 Küresel Risk’in 10’una da tamamen uyan ülke sıralaması yapılsa herhalde başa geçeriz. Sonra da iktidarda olduğu 11 yılda ülkeyi bu hale getiren AKP’yi yine seçeriz…

Komşular… 
Savaşlar… Petrol adına, din adına, iktidarı korumak adına… Ve yoksulluk, göç, açlık, çocuk gelinler, hâlâ “adı bile olmayan” kadınlar… Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge coğrafyasının acı ve makus talihi… Ama dün bambaşka bir boyuttan baktık bölgeye İstanbul Modern’in yeni açılan “Komşular” sergisini gezerken. Bir gece önce hemen her televizyon kanalında karşımıza çıkan Suriye’deki savaşın insanlık utancı o görüntülerini belleklerimizden silmedik ama Suriyeli sanatçı Adib Fattal’ın Ortadoğu mimarisinin esintilerini taşıyan masal kentlerinin resimleri ile tanıştık. Ermeni sanatçıların 1 metrekarede gerçekleştirdikleri sanat performanslarından, Azerbaycan’da küçük bir dağ köyü olan Kınalık’taki insanların yaşamlarından görüntülere, Arnavutluk’un siyasi çalkantıları süresince sanatçının rolünün izini süren Adrian Paci’nin Pictori’sine kadar…

17 ülkeden 35 sanatçı. Avrupa’nın doğusundan, Asya’ya, Kafkaslar’dan Kuzey Afrika’ya uzanan koca bir coğrafya. Her birinin kendi özgün hikâyesi var ama hepsi de bir anlamda tarihi ve kültürel yakınlığın izlerini taşıyor. Serginin küratörlerinden biri olan Çelenk Bafra’nın hoş anlatımı ile daha da zenginleştirdiği sergiyi gezerken “keşke sanat birleştirici bir tutkal olabilseydi” diye düşünüyorum. Kuruluşunun 10. yılı kapsamında bu anlamlı sergiyi hazırlayan İstanbul Modern’i takdir etmemek mümkün değil. Tabii sadece sergi değil, çağdaş müzeciliğe interaktif, disiplinler arası bir yaklaşım sunan İstanbul

Modern’in Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı’nı da…