HAD SIFIR, İHTİRAS TAVAN

Demokrasiyi bir amaç değil, bir araç gibi gördüğünü, henüz İstanbul Belediye Başkanı olduğu 1997 yılında açıklayan Başbakan Erdoğan; Brüksel’in altına çektiği AB marka demokrasiyi iktidarının ilk yıllarında bol bol kullandıktan sonra garaja atmış, otomatik vitesi Şark işi bir otokrasiye takmıştı. 
Ama 17 Aralık’ta patlayan yolsuzluk kanalizasyonu ekonomiyi batırınca, Erdoğan da AB’yi garajdan çıkarmak ve 5.5 yıldır uğramadığı Brüksel yolunu tutmak zorunda kaldı. 
Başbakan’ın çıktığı her ikna turundan zaferle dönmesine alıştığımızdan, Brüksel ziyaretinin hezimetle sonuçlandığını; onun bunun beslemesi olmayan biz bir avuç gazeteci, at izi, ot izi sürerek saptadık. İlk işaret, “ikna ettik” iddiasına rağmen doların ateşinin yükselmesi oldu. İkinci işaret, HSYK tasarısının durdurulması. Derken Avrupa Parlamentosu’ndaki görüşmelere katılan Daniel Cohn Bendit açtı ağzını, yumdu gözünü, durum belli oldu.

***

Ama asıl ağır salvo, bir zamanlar AB Karma Parlamento Komisyonu eşbaşkanı olup AKP reformlarına bakarak inciler dizen, Erdoğan iktidarına övgüler düzen Joost Lagendijk’ten geldi. Bu zat, Zaman gazetesindeki köşesinde, Başbakan’ın Brüksel ziyaretine katılan gazetecileri, “Erdoğan’ın papağanları” diye tanımladı. Başbakan’ın HSYK’ye yönelik düzenleme konusunda Avrupalıları ikna ettiği iddiasını, “Hüsnü kuruntu ile kendini kandırma arasında bir propaganda çalışması” olarak niteledi, vb. 
Lagendijk’in yazdıkları doğru. Ama Lagendijk’in kendisi yanlış. Çünkü dün de bugün de durduğu yer eğri ve zatın hem şahsiyeti hem de haysiyeti sorunlu!
Hani 17 Aralık’tan beri yolsuzluktan her dem vuranı “vatan haini, komplocu, kumpasçı, cemaatçi” ilan eden Başbakan Erdoğan, çıkıp Joost Lagendijk için “haşişi” dese, doğrusu ilk kez, kendisine hak veririm.

***

Ta 1999’dan beri Türkiye- AB Karma Parlamento Komisyonu’nda görevli Lagendijk’in Türkiye’ye olan aşkı öyle derin, egosu öyle şişkin ve boş zamanı var ki; Türk gazeteciyle evlendikten sonra eşinin bıraktığı siyasal gazeteciliğe, kendisi Radikal’de başladı, şimdi Zaman’da ve Today’s Zaman’da sürdürüyor. 
Benim Cumhuriyet’te yazdığım gibi haftada iki yazı yazıyor, kuşkusuz çok daha fazla para kazanıyor; pek de zamanını almadığı anlaşılan Avrupa Parlamentosu’ndan da tıkır tıkır politikacı maaşını alıyor… 
Ama Türkiye’de demokrasinin nasıl olması gerektiğine dair her daim, mangalda kül bırakmayacak kadar otorite!

***

6 Mart 2007 tarihinde, AKP iktidarını alkışlayan Joost Lagendijk’e yayımladığım (kendisinin de cevap verdiği) açık mektupta şöyle yazmıştım: 
“Sizin ne tarif ettiğiniz yer Türkiye, ne de önerdiğiniz çözüm bu coğrafyada var. TÜSİAD dışında, hangi güçlü sivil toplum örgütünden söz ediyorsunuz? 1999’dan beri sendikacılığın nasıl öldürüldüğünü ve dirilmesine izin verilmeyeceğini anlamadınız mı? 
Hangi özgür basından söz ediyorsunuz? AKP iktidarına alkış tutan özgür basından mı, yoksa ABD’den gelen Fetolarla bedava dağıtılan en çok satardan mı? Belki de uhrevi mucize yaratmakta illüzyonistlere taş çıkaran televizyonların din istismarı ile Kurtlar Vadisi arasında kalan televole özgürlüğünden söz ediyorsunuzdur. 
Kısacası Sayın Lagendijk, sizin AKP iktidarının Türkiye’de özgür basını nasıl bağladığından, zaten zayıf ve az sayıda sivil toplum örgütlerini nasıl sindirip susturduğundan haberiniz var mıdır? Varsa, niçin konuşmuyorsunuz? Yoksa, niçin susmuyorsunuz?”

***

2007’den 2014’e görüldü ki, meğer Joost Lagendijk, sivil toplum örgütünden “cemaat”i, zaten 180 derecede hidayete erince de özgür basından Zaman’daki köşesinden AKP’yi eleştirip, çaktırmadan Hocaefendisi’ni desteklemeyi anlıyormuş!
Üstelik bu hinliği, sırtını Avrupa Parlamentosu’na dayayıp, Türkiye sevdalısı, demokrat Avrupalı kimliğiyle yapıyormuş… 
Haydi oradan, densiz Hollandalı! 
Kabahat, elbette ki senin gibi rüzgâr gülü bademleri Avrupalı diye adam sayıp, Türkçe bile yazamadıkları yazıları yayımlayan dominyon medyasında. 
Türkiye, senin gibi boş muhterisler yüzünden AKP’nin diktası altında eziliyor ve AB de senin gibi boş muhterisler beslediği için irtifa kaybediyor.

Günümüzde paraya, iktidar deniyor.

Jean Paul Tardivel

"G" NOKTASI 


2010 yılından beri “Hizmet”in hizmetinde Zaman’da köşebentlik yapan Joost Lagendijk, 2011’de Medya Derneği’nin düzenlediği bir seminerde nutuk atarken, Odatv’nin gazeteciliği etiket olarak kullandığını iddia etmişti. “Bu tarz gazeteciliğin Batı’da yer bulamayacağını” söylemişti. 
Çünkü o sıralar, AKP ile cemaat, el ele diz dize, birlikte yargılı infaz yapıyorlardı muhalif medyaya. 
Odatv, Batı basınında hem yer buldu, hem de çok destek… Lagendijk’in utanmazlığını anlamak için, Mehmet Ali Güller’in Odatv’de yayımlanan 17.10.2011 tarihli makalesini okumanızı öneririm.