SOĞUK SAVAŞ KURBANI ÜLKE

« Ergenekon ve Balyoz davalarıyla esas olarak bürokrasideki ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki son Kemalist kadronun önemli bölümü tasfiye edildi. Cumhuriyetçi muhalefet ezilerek, sol ve sosyalist muhalefet ise lekelenerek itibarsızlaştırılmaya ve böylece etkisizleştirilmeye çalışıldı. Bu davalar, siyasal, ideolojik ve toplumsal bakımdan yeni bir hegemonya kurmanın ; rejimi değiştirmenin ve dinci-faşizan bir karşıdevrimin aracı olarak kullanıldı.
Eğer davaya inandırıcılık kazandırmak için araya serpiştirilen JİTEM ve kontrgerilla bağlantılı isimleri bir kenara koyarsak, Ergenekon ve Balyoz davlarında yargılanan askerler ağırlıklı olarak NATO’dan çıkmak isteyen ; Rusya, Çin, İran ve Suriye’yle Avrasya odaklı bir ittifak kurarak ABD’yi ve NATO’yu dengelemeyi planlayan subaylardı. Dahası bu davalarla, Kürt sorununu savaşmak yerine, Türkiye merkezli olarak, siyasal yöntemlerle ve adil biçimde çözme çizgisine yaklaşmış bir ekip imha edildi.

Böylece, bu topraklarda yaklaşık 150 yıldır kesintilerle sürdürülen Osmanlı-Türk modernleşmesi ve aydınlanma süreci sert bir kırılmaya uğradı.

***

İdeolojik bakımdan burjuva aydınlanmasının önemli ocaklarından biri olan Harbiye, imam-hatip karşısında yenildi.

Tanzimat’tan beri iki çizgi arasında süren mücadelede inisyatif, İslamcı-muhafazakar kanadın eline geçti.

Tasfiye edilen ekip, bürokrasi ve ordudaki son Kemalist kadrolardı. Bunlar ağırlıklı olarak sağcı Kemalist’ti. Çünkü TSK ve bürokraside “solcu Kemalist” yoktu. Kalmamıştı.

Soğuk savaş döneminin başlamasından sonra, yaklaşık 60 yıldır solcular, sosyalistler ve sol Kemalistler, devletten tasfiye ediliyor. Öyle ki, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinin bir amacı solu ve sosyalistleri imha etmekse, çok önemli bir diğer amacı da bürokrasi ve TSK’nden “solcu Kemalistleri” tasfiye etmekti.

Cumhuriyet’in başlangıç ilkelerini ve kuruluş varsayımlarını terkeden, Cumhuriyet’i bazı simgelere indirgeyerek içini boşaltan, deyim uygunsa kendi devrimine ihanet içindeki TSK egemen eğilimi ve Batıcı sermaye çevreleri, dinci gericilikle ittifak halinde 60 yıldır Cumhuriyet’in solunu tasfiye etmekle uğraştılar. Sol, Cumhuriyet’i aşmaya, onu tarihsel ve kategorik olarak daha ileriye taşımaya çalışıyordu. Solun bu iddiayı güçlü şekilde ortaya koyması, Cumhuriyet’in daha geriye çekilmesini önlüyor ve bir denge kuruluyordu. Bu nedenle solu tasfiye edilen Cumhuriyet, aslında bütün gücünü de yitirdi.

***

Solu hoyratça ezen, onun karşısına İslamcıları, ırkçı milliyetçileri ve faşistleri dikerek, gericiliği besleyen sağcı Kemalistler, bu tutumun bedelini AKP-Cemaat iktidarının 2007-2008 örtülü darbe ve karşıdevrim operasyonundan sonra çok ağır şekilde ödediler. NATO ve ABD tarafından soğuk savaş döneminde solla kavga etmeye formatlanmış TSK, bu gerici saldırı karşısında şaşırdı, bir şey yapamadı ve adeta elleri kolları bağlı bir kurbanlık gibi kaderini bekledi.

Dinciliği ve muhafazakar-ırkçı milliyetçiliği destekleyerek solun yükselişini engelleyeceklerini düşünen bu Kemalistler, sonuçta kendilerini Türkiye gericiliğiyle baş başa buldular. Artık yalnız kalmışlardı ve kendi Cumhuriyet’lerini savunacak güçleri de yoktu. Sonuçta, kollayıp büyüttükleri güç, kendilerini tasfiye etti. Olay bundan ibarettir.”*

*MERDAN YANARDAĞ’ın Türkiye Neden Feda Edildi (Destek Yayınları, 2013) başlıklı araştırma kitabından alıntıdır.

***

Sevgili arkadaşım ve onurlu meslektaşım Merdan Yanardağ’ın sade, vurucu diliyle yazdığı bu billur gibi kitap, Türkiye’nin geçirdiği son 12 yılın en anlaşılır, en doğru ve çarpıcı analizi. Okumanızı hararetle öneririm!

Senin partini bırakıp başka partiye geçene hain, başka partiyi bırakıp seninkine geçene değişti, denir.
Georges Clémenceau

“G” NOKTASI

Kopya çeken bir öğrencinin savunması:

  1. Sınavda kopya çektim, önceden de çekiyordum, şimdi yakalanmam manidar!
  2. Sınavda kopya çektiğim araştırılsın, ama niye şimdi? Bu bana yapılan bir komplodur ve yakalayanlar cezasını çekecektir.
  3. Eğer biz matematik sınavında kopya çekseydik, tarihten 10 alabilir miydik, edebiyat sorularını çözebilir miydik?
  4. Bir kopyacı bunu yapar mı? Bakın bizden önce de kopya çekiliyordu. 1946’da tek parti döneminde Mehmet de kopya çekti. Ona niye sustunuz?
  5. Sınavda kopya çektiysem, soralım bakalım sınıfa çekmiş miyim çekmemiş miyim? Bu sınıf beni üç dönemdir sınıf başkanı seçiyor!
  6. Sınavda kopya çektiysem bana bildirin, somut bir şey varsa gereğini yaparım…

Y.N. Bir okurumun gönderdiği bu muzip savunmayı, “kopya” çeken öğrenci değil de politikacıymış gibi okuyun, çok lezzetli oluyor!