KADIN YOKSA, DEMOKRASİ DE YOK…

30 Martta yerel seçimler var. Adaylar kıran kırana yarışacak… O yarışa kadınlar yine en en arkalardan, ve çoook gecikmeli katılıyor… Bugüne dek Türkiye’nin hiç ama hiç bir yerinde, yerel yönetimlerde kadınlar , eşit oranda temsil edilmedi. Bırakın eşitliği, insanı insanlığından utandıracak bir durumdayız. Halen 2950 Belediye Başkanının sadece 28’i kadın! Yani yüzde biri bile değil! Belediye Meclislerindeki kadın oranı ise sadece yüzde 4! Gerçekten, insan olan utanır! Kendine saygısı olan bir toplum, utanır bu sayılardan! Ama bizde utanan yok! ( Yaşadığımız şu son olaylara baktıkça Millet olarak bu duyguyu çoktan kaybettik kanısındayım!)

Kadınlar erkeklerden daha akılsız, daha tembel, daha eğitimsiz, daha beceriksiz, daha dayanıksız değil. Genellikle daha çalışkan, daha dayanıklı ve daha yaratıcı olduklarına bahse bile girebilirim… Tamam, erkekler kadar zengin ya da varlıklı değiller, yarışta bu çok büyük bir dezavantaj. Ama asıl neden erkeklerin koltukları bırakmak istememeleri!

KARNELER ÇOK ZAYIF

Bir süre önce "Kadın Koalisyonu" Meclisteki partilere Cinsiyet eşitliği açısından karne verdi. Sonuç hepsi sınıfta kaldı. Karneler çok zayıf! Kadın Koalisyonunun verdiği sayılar şöyle:

AKP’de, 81 belediye başkan adayının sadece 1’i kadın (%1.23); CHP’de 745 belediye başkan adayının 31’i kadın (%4.16); (Ancak dünkü Cumhuriyet’te Urtku Çakırözer’in yazısında CHP, 47 yerde kadın aday gösterdiğini söylüyordu. O zaman oran % 6.3 ) MHP’de 1064 belediye başkan adayının 12’si kadın (%1.12); BDP’de 182 belediye başkan adayının 32’si kadın (%17.58). Ancak BDP 49 yerde kadın eşbaşkan gösterdi. O zaman kadın oranı %44.50’ye çıkıyor.

Özetle, evlerimizin içinde yaşam biçimini belirleyen, mutfakta ne pişeceğine karar veren, çocuklarının geleceğini şekillendiren, güncel yaşamı çekip çeviren kadın, evinin dışında yok! Sokakta, mahallede, semtte, kentte, kent planlamasında, ulaşımda, kaynakların nasıl kullanılacağında, oraya park mı yapılsın yoksa kreş mi, yok pazar mı kurulsun ve benzeri konularda söz hakkına sahip değil! Gündelik hayatımızın planlanmasında, düzenlenmesinde, şekillenmesinde kadın yok! Kadın olmayınca demokrasi de yok!

Oysa kadınların siyasete katılmalarını sağlayacak mekanizmalar çoktan kurulmalıydı. Hayatımızı belirlerken eşit katılım , eşit temsil için politikalar üretilmeli, kadın adaylara her tür teşvik, destek verilmeliydi…

Bunu sağladığımız gün, kentlerimiz betona teslim olmaktan, ucubeye dönüşmekten kurtulabilir … Bunu sağladığımız gün, ele geçen ses kayıtlarında ne bir "iş adamı" ne de bir politikacı, analarımıza küfür edebilirdi…

YARIN 14 ŞUBAT

Hemen "Sevgililer Günü" deyip geçmeyin. 14 Şubat ayni zamanda "Dünya Öykü Günü" olarak da kutlanıyor. Yani her insanın bir öyküsü olduğuna göre , yarın sevdiğinize kendi öykünüzü anlatarak ya da onun öyküsünü dinleyerek başlayabilirsiniz güne…

Ne demiş Sait Faik: "Bir İnsanı sevmekle başlar her şey"…

Bu arada Haymana Nuri Bektaş Anadolu Lisesi felsefe öğretmeni Atalay Girgin’den bir mektup aldım. Yarın okulun Felsefe Kulübünde yine harika bir etkinlikleri var:

Uluslararası V-Day Hareketi’nin dünya genelindeki “Bir milyar , adalet için ayaklanıyor” etkinliği ile öykü gününü birleştirmişler… “Adalet için bir öykünüz, söyleyecek sözünüz olsun!” diye yola çıkmışlar… Yarın 14:00’de "Adalet isteyen" öyküler geçit törenine Haymana halkını bekliyorlar. .

Pislikleri , yozlukları, yolsuzlukları değil, güzel öyküleri paylaşmak dileğiyle…