O NAMUS SİZDE YOK!

Dinden politikaya ve düşünceden eyleme, tartışılmayan her konu ve tabuda korkulan ya da utanılan bir gerçek vardır. Bayrağından kutsal kitabına, özel kişiliğinden tüzel kişiliğine herşeyini ‘namus’la ölçen bir toplumda namussuzluğun da aynı enlem ve boylamda yaygın olması raslantısal değildir.

Yarası olan gocunur ve insanlar en çok eksik değerleriyle övünür, yokluğundan kuşku duyduklarına takarlar. Kim gençlik güzellik peşinde koşuyorsa, yaşlandığı içindir. Vatanseverlikten en çok o vatanın içine edenler nasiplenir. Ahlaktan en çok söz edenler ise bilin ki, en büyük ahlaksızlardır.

Türkiye’de bol bol çalınıp çırpılıyor, ama mümin Müslüman toplumun anladığı ‘namus’, cinsellikle tartılıyor, cinsel ilişki biçimiyle ölçülüyor. Bu ilişkide yasal bile değil, eğer dini meşruluk varsa ‘namuslu’ olunuyor, gayrı meşruluk ya da sadakatsizlik varsa ‘namussuz’. Erkek egemen toplumda, tabii ki mezura ‘kadın’: Orospuluk, hem kadının hem de erkeğin namusunu bağlıyor, daha doğrusu namussuzluğunu belirliyor.

Tinsel tanımı yapılmayan bir ‘namus’ kavramına yüklenen cinsel boyut, dinsel ölçülere de pek uyduğundan, ekonomiden politikaya her alanda, ‘orospuluk’ ve ‘orospu çocukluğu’nun bir antitezi olarak çıkıyor karşımıza. Yani Türkiye’de namus, tinsel tezle kanıtlanamayan, ancak cinsel antitezle ‘var sayılan’ bir değer.

Felsefi, siyasi ve sosyal namusun bulunmadığı yerde de ahlakın günah keçisi de elbette kadın. Namussuz kadın orospu, namussuz erkek orospu çocuğu. Sübyancılık bile namustur, oğlancılık da, yeter ki işin içinde kadın cinselliği, özellikle de kadın cinsel özgürlüğü olmasın. Türkiye’de namussuzluk kadına endeksli, namus da erkek erkeğe bir vasıf.

Bu erkekler vatanı da milleti de böyle sever ve kadının cehaletiyle tesettürü, işte onların namusudur.

***

Yukarda okuduğunuz ve ülkemiz antropolojisine özel “namus” analizini, 2005 yılında yayınlamıştım, sevgili okurlar. O gün bugündür tek satırı eskimedi, her gün doğrulanıyor, hatta günde birkaç kez doğrulanıyor.

Türkiye’de namus, ancak ve yalnız kadın iffetine odaklı olduğu içindir ki boğazına kadar yolsuzluğa batmış muktedirler, hiç bir yaptırıma uğramadan, en kötüsü de utanmadan, arsızca oturuyorlar makamlarında. Dahası, muhalefeti de kadının cehaletiyle tesettürüne dayalı “namussuzluk”la itham ve karalamak, siyasal mücadele sayılıyor. Son örneği, bizzat Başbakan’ın meclis kürsüsüne taşıdığı, AKP’deki ve medyadaki bendelerinin de yaydığı Kabataş’taki sahte taciz olayı.

AKP’li Bahçelievler Belediye Başkanı’nın gelininin uğramadığı taciz kumpasına Elif Çakır, Abdülkadir Selvi, Eyüp Can, Mustafa Akyol, Mehmet Metiner, Mustafa Karaalioğlu, Nihal Bengisu Karaca gibi isimlerin düşmesini hiç garipsemiyorum. Çünkü onların namus anlayışı, zaten kadın cinselliğiyle sınırlı.

***

Ama Balçiçek Pamir ile İsmet Berkan gibi etik yoksunu, döngeç olsalar ve İslamcılara çalışsalar da İslami sayılmayacak medyatiklerin, böyle bir taciz yalanına nasıl inandıklarına doğrusu şaşırdım.

Çünkü malum geline ya erkek akıl hocalarının ezberlettiği ya da kendi uydurduğu taciz öyküsü, ancak kadın tesettürüne odaklı namusa baş koyanların üretebileceği, en uçuk cinsel fantezileri içeriyor.

Tacizin sahteliği, AKP’li gelinin polise verdiği ifadede yer alan ve akıl dengesi yerinde bir insanın yüzünü kızartacak iğrençlikteki bu fantezilerden zaten belli: “…Üç dört kişi üzerime idrarını yaptı…Üç dört kişi, başörtüsüne işeyin, diye bağırıyordu…Bir şahıs benim başıma (Y.N.Yani türbanlı başına!) doğru erkeklik organıyla sürtünmeye başladı…Başka bir şahıs da arkama geçerek cinsel organıyla sürtünüyordu…. yine vücudumun değişik yerlerinden cinsel saldırıda bulunanlar vardı…” vb.

İnsanın içinden, “Yuh!” demek geliyor, değil mi? Ama cinselliği bastırıldığı için sapık fanteziler üreten zavallı bir kadına değil, Balçiçek Pamir ve İsmet Berkan gibilerine kocaman, sunturlu bir “Yuh!” demek, gerekiyor.

Çünkü gazeteci geçinen bu ikili, Gezi Gençliği’ni oluşturan dinamiği hiç mi hiç çözememiş. O cesur gençleri anlamaya, tanımaya çalışmamış.

Oysa Türkiye’nin bilincini ve vicdanını uyandıran, estirdikleri taze rüzgarla yarınlara hala umutla bakmamızı sağlayan o gençlerin namusu, kadının cehaletiyle tesettürüne odaklı değil.

O gençlerin özgür düşünce namusu var. Düşünce ile eylem arasındaki uyuma da ahlak diyorlar.

Balçiçek Pamir ile İsmet Berkan gibilerinin, namus ve ahlakın böylesini kavrayamaması, normal.

İktidar, en etkin cinsel uyarıcıdır.
Henry Kissinger

“G” NOKTASI

Soğuk, karlı bir gündür.
Ağıldaki koyunlar birbirlerine sokulmuş, ısınmaya çalışmaktadırlar.
Birden ağılın kapısı açılır, eşikte kurt görünür.
Koyunlar korkudan donakalırken, kurt konuşur:
-Selamünaleyküm!
Koyunlar rahat bir soluk alıp, sevinçle melerler:
-Şükürler olsun, Müslümanmış!