NAFİLE İPTAL

HSYK’yı, dolayısıyla tüm yargıyı doğrudan Tayyip Bey’in sultasına sokacak olan HSYK Yasası Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün önünde. Cumhurbaşkanı bunu onaylayabilir, yeniden görüşülmek üzere TBMM’ne gönderebilir( gönderilen yasa aynen kabul edilirse, artık yayınlamaktan başka çaresi yoktur)ya da Anayasa’ya şekil veya esastan aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne yollayabilir.

Sayın Gül’ün bu seçeneklerden hangisini yeğleyeceğini göreceğiz.

Son zamanlarda, Sayın Gül’ün, ılımlı açıklamalarından umuda düşenler, onun yasayı yeniden görüşülmek üzere geri göndermesini bekliyorlar.

Bu beklentiye bel bağlayanlara katılmak güçtür.

Böyle bir beklenti içinde olanlar, Abdullah Gül’ün 2007 yılında Çankaya’ya neden aday gösterildiğini unutmuş görünmektedirler.

Anımsanacağı üzere, 2007 yılına kadar Çankaya’da oturan Ahmet Necdet Sezer, AKP iktidarının rejimle ilgili emellerini paylaşmıyor, laik sistemin kuşatılması, demokratik rejimin çiğnenmesi yönündeki girişimleri, yasal dayanak bulduğu zaman, engellemek için Anayasa’nın 104.maddesinin kendisine verdiği yetkileri kullanıyordu.

***

Tayyip Erdoğan’ın 26 nisan 2007 de yasal adaylık süresinin açıklanmasına 36 saat kala “adayımız yola beraber başladığımız kardeşimiz Abdullah Güldür”derken, amaçladığı, mutlak iktidarının karşısındaki Çankaya engelini ortadan kaldırmaktı.

Nitekim o engel Sayın Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasıyla ortadan kalktı da. Ve yeni Cumhurbaşkanı, hiç bir zaman oraya neden seçildiğini unutmadığını gösteren davranışlar içinde oldu.

Gerçi, siyaset kulislerinde, Cemaat – Erdoğan çekişmesinden sonra, Tayyip Bey ile cemaate yakınlığı olduğu vurgulanan Abdullah Bey’in aralarının açılabileceği öngörüsünde bulunanlar yok değil.

Ama güçler dengesinin bugünkü aşamasında, henüz Tayyip Bey ile Sayın Gül arasındaki ilişkilerin zayıfladığını gösteren bir durum olmadığı gibi, böyle bir olasılığı vurgulayan bir emare de bulunmamaktadır.

Bu yarın öbür gün söz konusu ikilinin ilişkilerinde değişiklik olmayacağı anlamını taşımaz ama, bugün henüz o gün değildir.

Bu durumda, bütün ılımlı açıklamalarına karşın Sayın Gül internet yasasını özündeki sansürcülük baki kalacak şekilde iki küçük değişiklik vaadi karşısılığında onayladı. Cumhurbaşkanı’nın HSYK Yasasının görüşülmek üzere yeniden TBMM’ye veya Anayasa Mahkemesi’ne göndermesi ihtimali de çok zayıftır.

Sayın Gül, şu anda Tayyip Bey ile ilişkilerini zedelememek için bu yolu da tutmayacakt görünüyor.

***

Varsın Gül Anayasa Mahkemesi yolunu tutmasın nasıl olsa CHP bunu yapacak diye düşünmenin de bir anlamı yoktur.

Bu görüşümüzün ana dayağı yalnızca Anayasa Mahkemesi’nin kompozisyonu değil, aynı zamanda, verilebilecek olası bir iptal kararının da fiilen bir anlam ifade etmemesidir. Gerçekten de, yasa bir kere yayınlandıktan sonra Tayyip Bey HSYK’yı tümden dilediğince şekillendirecek, Anayasa Mahkemesi’nin vereceği iptal kararı da, geçmişe işlemeyeceği için nafile olmaktan öteye geçemeyecektir.

Anayasa Mahkemesi böyle bir nafile iptal kararını verebilir mi?

İlk bakışta, HSYK yasasının kör kör parmağım gözüne çok açık aykırılıkları göz önünde tutulunca, zaten fiilen bir anlam taşımayacak bir iptalin, biraz da bu yüzden, verilebileceği düşünülebilir.

Kimileri Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir yol tutarak ne şiş yansın ne kebap bir çözüme yönelmesini bekleyebilirler.

Ancak bu konuda da çok dikkatli olunması gerektiğini, böylesine nafile bir iptal kararının bile tasarrufun Anayasa’ya aykırılığının tescili anlamını taşıyacağını unutmamak gerek.

Bu bakımdan, HSYK Yasası ile ilgili konuda ne Sayın Gül’ün bir kere daha görüşülmek üzere geri gönderme yolunu tutacağını, ne de Anayasa Mahkemesi’nin fiiliyatta, bir anlamı olmayacak olan nafile iptali göze alabileceğini düşünüyorum.

Umarım yanılırım!