RIZA EFENDİ VE AZİZ YILDIRIM

Sevgili,

Bugün pazar yine lig maçları var. Herkes kendi takımını stadyumda destekleyecek veya tv. den izleyecek, galibiyeti bekleyecek.

Bugün herkes kendi takımını tutuyor.

Oysa 1 hafta önce geçen pazar Bağdat caddesinde Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, başka takıma gönül vereni, herkes. Ama herkes Fenerbahçeliydi.

Yüz binler, Fenerbahçe bayrakları altında yürüyorlardı, adalet ve hukuk devleti için.

Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi Kasımpaşa maçını Şükrü Saraçoğlu’nda Fener formasıyla izliyordu. Fenerbahçe’nin eski
yönetici Ali Koç ne güzel söylemişti:

-Adaletin rengi olmaz.

Fenerbahçe’nin renkleri forması o gün adalet ve özgürlük özleminin simgesi olmuştu.

Günün kahramanı kuşkusuz Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’dı.

Onu izlerken aklıma “Rıza Efendi” geldi.

Gebzeli Dalgıç Rıza Efendi İstanbul’da işgalin en karanlık günlerinde, Yeni Cami’ye bir mahya çekmiş :

“Feda olsun Kanımız “

18.05.1963 tarihli, bu olayı anlatan yazısında İlhan Selçuk, Gebzeli Dalgıç Rıza Efendi’nin bu mahyası ile birden günün kahramanı haline geldiğini yazıyor.

***

“Vatan bizim canımız/ feda olsun kanımız” çağırışımı işgal İstanbul’unda büyük heyecan yaratıyor. İnsanlar akın akın Yeni Cami önüne koşuyorlar. İşgal Kuvvetleri komutanlığı dört gün sonra, mahyayı yasaklıyor.

Olay belleğime kazılmış, İlhan Selçuk’un eşsiz ustalığıyla kaleme aldığı “Hürriyet Mücadelesi Bitmez” başlıklı 50 yıllık, o unutmadığım yazıyı bulup çıkaran arkadaşımız Şenay Baran’a candan teşekkür ederim.Bir an geçmişe gittim.

Zamanın eskitemediği yazıyı benim için unutulmaz kılan İlhan Abi’nin şu satırları oldu:

“…Ve eğer İşgal Kuvvetleri’nin zulmü olmasa Rıza Efendi’nin halka söyleyeceği ne olabilirdi?”

Gerçekten de, İşgal Kuvvetlerinin zulmü Gebzeli Dalgıç Rıza Efendi’yi birkaç günlüğüne de olsa ulusal kahraman, özgürlük mücahidi yapmıştı.

Ve gerçekten eğer içinde yaşadığımız dönemin zulmü olmasa, Aziz Yıldırım acaba bir adalet ve özgürlük mücahidi olabilir miydi?

Onun Fenerbahçe ve iş alemi alanında yapacakları, söyleyecekleri vardı. Yanlış anlaşılmasın özgürlüklere adalete aldırmazdı demiyorum, ama ana iştigal temalarından değildi kuşkusuz.

Yalnız Aziz Bey’e özgü değil durum. Futbol ile ilgilenenlerin uzun süre toplumsal sorunlara pek eğilmemeleri şu tekerlemeyi darbı mesel haline getirdi:

“Ne sağcıyız ne solcu/ Futbolcuyuz futbolcu”

***

O zaman durup sormalıyız kendi kendimize:

-Futbol takımı formasını, özgürlük adalet arayışı simgesi, Aziz Yıldırım’ı demokrasi ve adalet mücahidi haline getiren nedir, kimdir?

Hiç kuşkusuz bu sonucu doğuran, içinde yaşadığımız baskıcı sansürcü, adaletsiz rejimin zulmüdür.

Bu zulüm bizleri bir yandan eziyor, bir yandan da, olmadık köşelerden, olmadık kişilerden, özgürlük ve adalet mücahitleri çıkarıyor.

Damla damla biriken, kahredici zulüm ve yolsuzluğun bu biri esir edici, öteki özgürleştirici birbirine zıt iki etkisinin özgürleştirici yanı, henüz yeterli olmayabilir.

Ama, süreç bir kez başlamıştır.

Nasıl ki, işgal Kuvvetlerinin zulmü Gebzeli Dalgıç Rıza Efendi’den bir özgürlük ve bağımsızlık kahramanı yaratmışsa, içinde yaşadığımız dönemin zulmü de, futbol kulüplerinden, Fenerbahçe Başkanları’ndan adalet ve demokrasi mücahitleri yaratmaya başlamıştır.

Merak etme Sevgili, bunun arkası gelecektir! Çünkü rejimin yaratmakta olduğu adalet ve demokrasi mücahitlerinin sayısı çığ gibi artmaktadır, daha da artacaktır.