SEÇİMLER ÖNCESİ UYARILAR (4)

İlk üç yazıda olası bir Merkez Sağ , yanı sıra MHP ve Kürt siyaseti konusunda düşüncelerimi yazdım.

Sıra CHP ve soldaki örgütlerde.

Soldaki örgütler derken de düşündüklerim öncelikle İP ve TKP’dir.

***

CHP’nin nasıl bir ideolojik tabana dayandığının ayrıntılı bir irdelemesine girişmek bu yazının konusu olmadığı gibi bu gün için gerekli de değil.

Seçimlere doğru bugünün başlıca sorununun AKP iktidarından, daha da doğrusu başındaki kişiden kurtulmak olduğu sağduyu sahibi herkesin ortak görüşüdür.

Bu nasıl olacak?

CHP’siz bir kurtuluş olası mıdır?

Kuşkusuz herkesin hayal kurma özgürlüğü bulunmaktadır.

Fakat siyasette hayal kurmanın sınırlarını da sağduyu, bilim, akıl, sorumluluk duygusu belirlemelidir.

Günümüzde CHP’ye karşı soldan gelen ya da gelebilecek yıkıcı eleştiriler, onu yıpratmaya çalışan iktidar partisi ve başındaki kişiden başkasının işine yaramaz.

CHP’de aday olamadıkları için DSP’den aday olan kişileri kınamak için söylenebilecek her söz ise yetersiz kalacaktır.

CHP örgütünün dışında kaldığı herhangi bir siyasal vb. kuruluş ya da girişimin, ülkeyi gitgide daha büyük yıkımlara, sonuçta da yok olmaya sürükleyen bu siyasal iktidardan kurtulmada başarı şansı yoktur.

Fakat bu saptama CHP’nin kayıtsız koşulsuz desteklenmesi, hiçbir biçimde eleştirilmemesi, uyarılmaması gerektiği anlamına da gelmiyor.

Önünde sonunda bir kitle partisi olan CHP’nin günümüzdeki yönetiminin kendi sağından arayışlara girişmesini çok fazla yadırgamamak gerektiğini düşünüyorum.

Geçmişe körü körüne saplanıp kalmamak gerektiğini de buna eklemek gerekir.

CHP yönetimi seçimlere yönelik girişimleriyle, ataklarıyla, hatalarının yanı sıra, bu partinin kemikleşmiş, halktan kopuk, durağan kimliğinde de bir hareketlilik yaratmayı başarmıştır.

Buna karşılık kendi soluna duyarsız ve ilgisiz duruşu, ciddi eleştiri konusudur.

Soldaki partiler bu günkü adaletsiz seçim sistemi bakımından ne kadar dikkate alınmaz görünürse görünsünler, kendini sola, sosyalizme kapatmayan bir CHP’nin seçimlerde ve genel olarak bir “sinerji”(katlanarak artan bir güç) yaratacağından kendi payıma kuşku duymuyorum.

Böyle bir yakınlaşma, ülkedeki çürümüş, küflenmiş, boğuculaşmış siyasal havaya, bir arınma, temizlenme, nefes alabilirlik getirecektir…

Günümüz CHP yönetimine dostça önerim ve uyarım, bu adımı belirgin biçimde, içtenlikle, gecikmeksizin atmaları, ısrarla sürdürmeleridir…

Özellikle İP ve TKP’nin, ya da CHP’li olmayan solcu bir adayın, kazanma şansı bulunan bir küçük yörede desteklenmesi, Belediye Meclisi üyeliklerinde bu partilere kontenjan ayrılması, CHP’ye hiçbir şey kaybettirmez. Tersine, ona da ülkeye de çok şey kazandırır…

***

İP ve TKP’nin ayrıntılı irdelenmesine de bu yazı dizisinin amacı bakımından giremeyiz.

İkisi de ciddi ve birikimli yönetici kadrolarına,daha da önemlisi büyük gençlik potansiyellerine sahip sol örgütlerdir.

Bu iki partinin gençliğinin hedefleri de, amaçları da, duyguları da aynıdır…

Buna CHP’li gençliği de katarım…

TKP cumhuriyetin, aydınlanmanın değerlerini, İP sosyalizmin değerlerini reddetmiyor.

Kendi ideolojik, örgütsel kimliklerini, ayrılıklarını kuşkusuz koruyarak, seçimler için güç birliği yapmalarında, CHP’ye de bu güç birliği için, açıkça, içtenlikle, ısrarla el uzatmalarında ne gibi bir sakınca olabilir?…

***

Dört yazıdan oluşan uyarılar dizisini burada noktalıyorum…

Eğer AKP önümüzdeki yerel seçimlerden, sonrasındaki Cumhurbaşkanlığı ve Millet Meclisi seçimlerinden az bir farkla da olsa başarı kazanarak çıkacak olursa, bu ülkenin antik tragedyalardaki gibi Tanrıların lanetine uğramış olduğunu, hep birlikte yok olmayı hak ettiğimizi düşünmekten kendimi alamayacağım.