KLEPTOKRASİ

Çeşit çeşit ülke yönetimi var: Demokrasi, Monarşi, Oligarşi, vs… Bu terminolojiye bir yenisi eklenmiş: "Kleptokrasi"…

Bizim ülkemizdeki bunlardan hiç biri değil. Bizimki, başbakanın açıkladığı ve bildiğiniz gibi "İleri Demokrasi"…

Bizim ülkemizdeki yönetim biçmiyle yakından uzaktan hiç bir ilgisi olmayan şu "Kleptokrasi"yi biraz açmak istiyorum.

HASTALIK OLARAK

Malum, "Kleptomani" sözcüğü hırsızlığı anatan bir tür hastalıktır. Ruh doktorları, kleptomaniyi "çalma dürtüsünün denetlenememesi" olarak açıklar.

Kleptomanlar, daha çok gereksinme duyulmayan nesneleri çalmaya yöneliktirler. O nedenle özellikle geri kalmış toplumlarda, zengin çalarsa "kleptomani"; yoksul çalarsa "hırsızlık" denir…

Kleptomani, tedavisi olan bir hastalıktır. Ölümcül değildir. Hasta tedavi olduktan sonra normal yaşama dönebilir. Tedaviyi kabul etmezse, yaşamının sonuna dek çalmaya devam eder, çocuklarını da, yakın çevresini de çalmaya teşvik eder…

YÖNETİM BİÇİMİ OLARAK

Gelelim yönetim biçimi olarak Kleptokrasi’ye…

Kleptokrasi , halkın kendi hırsızını kendi oylarıyla seçmesidir. Bu yönetim biçimi üzerine biraz araştırma yaptım. İşte bulduklarım:

Vikipedi , Özgür Ansiklopedi’ye göre: " Kleptokrasi, bir ülkede iktidarı ele geçiren bir ailenin ya da siyasal grubun, o ülkenin kaynaklarını sistemli olarak soyması demektir ve kısaca Hırsızlar rejimi anlamına gelir. Demokrasinin bütün kurumlarıyla yerleşmediği ülkelerde görülen bu durum, o ülkelerin gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri olmaktadır."

Bu tür bir yönetimn sonuçları ise şöyle belirleniyor:

"Hırsızlar rejiminin egemen olduğu bir ülkede, yerli sanayi ve tarımsal üretim zayıflar ve iç pazar büyük sermaye gruplarına açılır. Siyasal alanda da insan haklarını çiğneyen, baskıcı bir yönetim kendini gösterir (düşük ücretler, rüşvetsiz iş yapmayan bir bürokrasi vb). Etnik milliyetçiliği, ırkçılığı ya da dini kullanarak geniş kitleleri yönlendirmeleri, bu tür yönetimlerin en karakteristik özellikleri arasındadır."

DÜNYADAN ÖRNEKLER

Bizim ülkemizde asla olmayacak bu yönetim biçimine yazık ki dünyada sık rastlanıyor. Yolsuzluk karşıtı çalışmalar yapan NGO Tranparency International (STK Uluslararası Saydamlık) Örgütü 2004 raporunda şu örnekleri vermiş:

  • Eski Endenozya devlet başkanı Suharto (15 Milyar ile 35 Milyar Dolar arası)
  • Eski Filipinler devlet başkanı Ferdinand Marcos (5 Milyar- 10 Milyar Dolar arası)
  • Eski Zaire (bugünkü Kongo) devlet başkanı Mobutu Sese Seko (5 Milyar Dolar)
  • Eski Nijerya devlet başkanı Sani Abacha (2 Milyar – 5 Milyar Dolar)
  • Eski Yugoslavya ve Sırbistan devlet başkanı Slobodan Milošević (1 Milyar Dolar)
  • Eski Haiti devlet başkanı Jean-Claude Duvalier (300 Milyon -800 Milyon Dolar )
  • Eski Peru devlet başkanı Alberto Fujimori 600 Milyon Dolar)
  • Eski Ukrayna başbakanı Pavlo Lazarenko (114 Milyon- 200 Milyon Dolar)
  • Eski Nikaragua devlet başkanı Arnoldo Alemán (100 Milyon Dolar)
  • Eski Filipinler devlet başkanı Joseph Estrada (78 Milyon-80 Milyon Dolar)

Ve hepsinin sonları malum…