UKRAYNA VE AB

Kiev “Meydan”ındaki gösterilerle kendi sınırları dışına taşıp, dünyanın bir numaralı siyasi krizi haline gelen Ukrayna’yı iflasın eşiğine getirmiş bulunan ekonomik krize çare bulunması için dün toplanan AB zirvesinde AB bütçesi ile AB temelli Uluslar arası kuruluşlardan Kiev’e 15 milyar dolar sağlanacağı belirtildi.

Bilindiği gibi, Ukrayna’daki siyasal krizin nedeni de Yankocviç’in, AB ‘nun sunduğu yedi yıllık 26 milyar dolarlık paketi reddetmiş olmasıydı.

Yankoviç’in gitmesine , AB karşıtı ve Rus yanlısı politikası neden olmuştu.

Öyle midir değil midir tartışmasına girmeden söyleyebiliriz ki, olgu öyle olmasa bile algı öyledir ve Yankoviç diğer nedenlerin yanı sıra, AB karşıtı damgası yediği için devrilmiştir.

Dünyada Putin’in dışında kimse Yankoviç için göz yaşı dökmüyor. Herkes de Putin’e döktüğü göz yaşını kana tebdil etmesin diye korkuyla bakıyor.

Yankoviç rejimine göz yaşı dökülmemesi doğal. Kimse bu kadar kokuşmuş bir rejimin arkasından ağlamaz.

Ne var ki, Ukrayna Yankoviç’ten önce de, gırtlağına kadar pisliğe batmıştı. Ama tepki bugünkü kadar büyük olmuyordu.

Neden artık kanıksanmış gibi görünen kokuşmuşluğun ufuneti birden insanları rahatsız etti?

***

Bunun nedenini, tam bir hafta önce bu sütunda yazmaya çalıştım. Bozuk düzenlerde, özellikle rant ve yağma ekonomilerinde, insanlar, zaman içinde kanıksayıp, tepki göstermedikleri yolsuzluklara, kendi canlarını da yakan ekonomik bunalım dönemlerinde duyarlılık kazanmaya başlıyorlar.

Değerli yazar Yalçın Doğan çarşamba günkü köşesinde Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin İsveç ve Moldovya örneklerini baz alarak yaptığı bir araştırmadan söz ederek, ekonomik bunalım dönemlerinde toplumlarda yolsuzluğa tepkinin arttığını vurguluyordu.

Ukrayna’da da aynı olay yaşandı ve benzer durumda olan her ülkede de yaşanması doğal.

Halk Ukrayna’da, kendi yoksulluğu ile lüks içinde yüzen ve kokuşmuşluk simgelerinden biri olan oligark Yankoviç’in, yolsuzluğunun irtibatlandırıverdi.

Bu husus ekonomik krizin eşiğinden içeri girmekte olan başka ülkelerin de yolsuzluk timsali olmuş olan yöneticilerinin dikkatine sunulur.

Tabii arada sırada dile getirdiğimiz bir husus, Ukrayna konusunda da geçerli. O da ülkenin müstebit ve yolsuz yöneticisi Yankoviç’in sebep mi sonuç mu olduğu sorusu.

Yankoviç’in rakibi muhalif Timoşenko da, aynı vasıflara sahip olunca, kişilerin sonuç olduğu, Ukrayna’nın yapısının başka sistem üretmediği düşüncesi insanın aklını ciddi biçimde kurcalamaya başlıyor.

***

Batı ve Avrupa tutkunu Ukraynalılar, AB’ye girerek,bu sorunlarının üstesinden gelmeyi kuruyorlar.

Avrupa’nın Ukrayna’ya kaynak akıtması bu bakımdan da önemli ve umut verici.

Yankoviç’in Kiev’den kaçmasının ertesi günü, AB’nin başkenti Brüksel’e trenle 75 dakika uzaklıktaki Paris’te, gazeteci, siyasetçi ve akademisyenlerden oluşan konuşmacıların katıldığı bir açık oturumu televizyonda izleyince,

Ukraynalılar’ın nasıl bir boş hayal peşinde olduklarını görüp, bizimle olan benzerliklerini de fark edip, fena halde hüzünlendim.

-Ukraynalıları yalanlarla avutmayıp, artık doğruyu söyleyelim, diyordu biri.

Ve ardından ekliyordu:

-Avrupalı olarak sorunlarını çözmek , illa AB üyesi olmak demek değil.

Ukraynalılar da, Türkler gibi, yolsuzluk ve despotluk batağında debeleniyorlar.

Türkler Ukraynalılar’dan farklı olarak, henüz ekonomik bunalımın doruğuna ulaşmadılar. Bu yakında ulaşmayacakları anlamına gelmiyor.

Ama hem Türkler hem de Ukraynalılar, sorunlarının AB’ye üye olmakla çözüleceğini sanıyorlar.

Ne hata!

Aslında arabayı öküzün önüne koşmak dedikleri bu olsa gerek. Çünkü üye olarak sorunları çözemezler ama, sorunları çözerlerse, üye olurlar. O da Türkiye için “belki bir gün” kaydıyla söylenebilecek bir şey ancak.