ADANA’DA İTİRAF ETTİ: ÇILDIRDIM!

Başbakan Tayyip Erdoğan kendisini aklamak için herkesi karalamaya devam ediyor.

Seçim konuşmalarının her biri ayrı bir nefret suçu oluşturuyor. Bu konuda Erdoğan’a “lütfen sakin ol” diyecek kimse yok.

Eh vaziyet böyle olunca o da ağzına geleni söylüyor. 15 Mart 2014 Cumartesi günü Adana’da konuşurken olaylar karşısında içine düştüğü ruh halini gayet net olarak açıkladı:

-Çıldırdım!

Adana’da MİT’e ait TIR’ların durdurulup aranmasını televizyondan izlemiş. O anları görünce de çıldırmış!

Çıldırmak…

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde Çıldırmak kelimesinin karşısında şunlar yazıyor:

-Delirmek, aklını oynatmak!

Başbakanın içinde bulunduğu ruh hali siyasetin sınırlarını aşıyor. Doğrudan tıbbi bir gelişme haline geliyor. İnsan böylesi durumlara düşebilir. Amiri, yöneticisi onu düşünüyorsa “sen git biraz dinlen” diyerek izne ayırır. Ama o kişi ülke yönetiminin en tepesinde olursa ona kim böyle bir şeyi söyleyebilir ki?

Başbakan’ın çok yoğun bir temposu var. Her gün bir başka kente uçuyor. Genellikle bir günde iki miting yapıyor. Sağlığı konusunda endişe ediliyordu. Mehmet Barlas atv’deki programda sordu. O da yanıtladı:

-Bal ve kaymak yiyorum!..

Başbakanın şeker hastası olduğu, altın çilek yiyerek kan şekerini düşürdüğü daha önce açıklanmıştı. Her gün bal yiyerek şeker seviyesini makul düzeyde (140-160 tokluk) tutmak mümkün olabilir mi?

Bir de çok öfkeleniyor. İnsan sinirlenince vücut kortizon salgılarmış. Korntizonun da doğrudan şeker olduğunu Diyabet Uzmanı Dr. Neslihan Aydın söylemişti bu satırların yazarına…

İlerde bugünleri inceleyip yazacak tarihçiler, hekimlerin de görüşlerine başvurmadan sağlıklı bir analiz yapamayacaklardır.

Çünkü Türkiye’nin 1 numaralı siyasi figürü çevresinde gelişen olayların kendisi ne hale getirdiğini aleni olarak söyledi:

-Çıldırdım!!!

En çok tayyip olunan makam: İmar Komisyonu

Yerel seçimlerde belediye başkanlığı makamı önemlidir. Siyasetin içinde bulunanların pek çoğunun gönlünde bir belediye başkanlığı vardır. İstanbul Belediye Başkanı olmak için CHP’ye geçen Mustafa Sarıgül, yıllar önce milletvekilliği ile belediye başkanlığı arasında şöyle bir kıyaslama yapmıştı:

-Milletvekilliği rica makamıdır, belediye başkanlığı ise icra makamı!

Ancak belediye başkanlığından daha fazla cazibe merkezi olan bir belediye birimi daha vardır: İmar Komisyonu başkanı ve üyelikleri!..

Bu komisyon kenti çiçek gibi bakıp koruyabilir. Ya da altını üstüne getirebilir!

İmar Komisyonu üyeleri göreve başladıktan sonra aralarındaki siyasi ayrılıkları bir kenara bırakıp, faydalı ortaklıklar(!) üzerinden birlik ve beraberlik içinde yoğun bir tempo ile çalışırlar!

O yüzden yerel seçimlerde başkan adaylarından sadece biri kazanır. Ama imar komisyonu üyelerinin hepsi her koşulda kazanır!

Sonra hep birlikte seçim başarılarını “afiyetle” kutlarlar!

Batsın Böyle Gazetecilik:‘Hasan Cemal’i atarlar mı?’

Milliyet Gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Derya Sazak, geçtiğimiz günlerde anılarını yayınladı. Kitabın adını da Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bir söylevinden aldı:
“Batsın Böyle Gazetecilik!”

Üst başlığında ise herkesin merakına mucip “İmralı Zabıtları/Gezi/17 Aralık” konuları var.

Büyük boy 390 sayfalık kitap, hem içerdiği konular hem de Derya’nın gazetecilikten gelen yazarlık avantajıyla kolay okunuyor.

Kitabı okuyunca bir gazeteci bu kadar mı özgür olabilir? diye soruyorsunuz. Hani “her şerden bir hayır doğar” atasözü var ya işte o çerçevede değerlendirebiliriz, bu güzel gazetecilik çalışmasını…

Derya Sazak sadece “onları” değil kendisini de anlatıyor. Muhabirlerin ücret dengesizliğini gidermek için emeklilik yaşı gelmiş bazı yazarları yolluyor. Bunlardan biri de Metin Münir… Derya, ayrılık sonrası Münir’in değişik gazetecilere verdiği söyleşileri de kitabına almış.

Metin Münir’in isabetli tahlilleri ve tahminleri konusunda hakkını teslim etmek gerekiyor.

T 24’ten Hazal Özvarış’ın sorularına cevap veren Münir, “Hasan Cemal de Milliyet’ten atılabilir mi?” diye soran Hazal’a bakın ne diyor:

-Eğer Başbakan isterse atılır!