SARIGÜL’ÜN PROJELERİ: ÖNCELİKLER

Bir kenti yönetenlerin zihniyetin ideolojisi görünümünden, önceliklerinden belli olur.

Talancı iktidarların egemen olduğu kentlerde, yeşilin azlığı, arabalara ranta verilen öncelikler hemen dikkati çeker. Orada yeşil alanlar, kaldırımlar, yürüyüş bisiklet yolları ikinci plandadır.

İki farklı dünya görüşü arasındaki uygulama farkı, 1990 lı yıllarda İzmir Kordonboyu’nda somut olarak yaşandı.

Kordon’u, Çeşme – Üç Kuyular yolunun devamı olarak, üç gidiş üç gelişli bir otoyol yapmak için denizi dolduran Özfatura kentin içinden geçen ve halk le denizin ilgisini kesen bir otoyol yapmakta iken seçimleri kaybetti, Yerine sosyal Demokrat Ahmet Priştina İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olunca, dolgu alanını şehrin içinden geçen bir otoyol yapma yerine yayalara bisikletlilere de yollar içeren 450 000 m2lik bir yeşil alana dönüştürdü, sürekli sergiler açtı, fotoğraflarla İzmir Tarih müzesi oluşturdu.

Priştina insan öncelikli, doğayla dost sosyal demokrat politikanın uygulayıcısıydı.

Sarıgül’ün projelerinde de aynı öncelikleri görmek mümkün.

Ama İstanbul’un bunlardan önemli ilk önceliği depreme karşı hazırlıklı olmak olmalı ki, projeler arasında bu var.

Başta öncelikli yapılar, kamu binaları, hastahaneler, okullar depreme dayanıklı hale getirilecek. Deprem vukuunda toplanma alanları sağlanacak ( bunların çoğu, geçen dönemde yanlış yapılanmayla yok edilmiş bulunmaktadırlar).

***

Prof. Dr. Nigan Beyazıt, “ülkemizde otomobiller ve tünellere verilen önemin yanında yayalar için, gayret sarfedilmediğini” belirtiyor, bir yazısında. Haklıdır ve sanırım Sarıgül’ün projelerini görünce şaşırmıştır. Çünkü ilk kez kaldırımlardan söz edilmekte, yayalara öncelik verilmekte, bisiklet yolları ile, ilki Eminönü’nden başlayıp Harbiye’de bitecek kesintisiz yaya yolları vaat edilmektedir.

Kaldrım deyip geçmeyin! Kaldırım yayaya, insana gösterilen saygının ölçüsüdür.

Ülkemizde 12 milyon engelli var. Kabataslak hesapla İstanbul’da da 2, 5 milyon dolayında engelli yaşadığı düşünülebilir. Ulaşımda, çevrede, istihdamda, sosyal ve ekonomik yaşamda engellilerimize yönelik engellerin kaldırılması projeler arasında yer alıyor. Unutmayalım! Engellinin en büyük handikapı, toplumsal yaşamda önlerinden kaldırılmayan engellerdir.

İki yakaya iki dünya ölçütlerinde park, Taksim, Kadıköy, Üsküdar, Aksaray , Beyazıt, Beşiktaş’a altı büyük kenti meydanı yanı sıra 39 ilçeye 39 yaşam merkezi, kimyasal arıtma tesisleriyle Marmara’nın kurtarılmasının yanı sıra, iki yakada iki büyük hayvan barınağı hep hemşehrisiyle, doğayla, barışık insana öncelik veren kent konsepti içinde el alınan hususlar.

***

Avrupa’nın metropolleri, kentsel dönüşümü sanayi devrimiyle 19. yüzyılda yaşadılar.

İstanbul büyük kentsel dönüşümü, hemen hemen 150 yıl arayla, 21. yüzyılda yaşadı. Kent, insan, sosyal devlet konularında zaman içindeki gelişmeler özümsenebilmiş olsaydı eğer, bu gecikmenin yararları olur, İstanbul Londra ve Paris’te yaşanmış, romanlara konu olmuş olan çarpıklıklara, insanların evlerinden mahallerinden semtlerinden sürülmelerine, aç sefil kalmalarına tanık olmazdı.

Ama ne yazık ki, öyle olmadı. Rant yaratıp, onu, kentliye değil yandaşa dağıtmak düsturuna dayalı, kentsel dönüşüm ( aslında rantsal dönüşüm okuyun!) son on yıl içinde, kişiyi ezen yoksullaştıran yerinden yurdundan etmesiyle, ölümleriyle romanlara (Ahmet Ümit ,”Beyoğlu’nun En Güzel Abisi” ) konu olan bir çarpıklık içinde hoyrat bir rant yağması şeklinde gelişti.

Bu vahşi dönüşümden o kadar ağzı yandı ki, insanların yeni bir kavramı “kentsel gelişimi” geliştirmek farz oldu.

Demokratik, katılımcı; şeffaf yönetimle planlı bir gelişim yöntemiyle gerçekleşecek “kentsel dönüşüm. ” Sarıgül’ün programında.