TWİTTER’İ YASAKLAYABİLİRSİN…

Twitter’i ve interneti yasaklayabilirsin…

"Hepsinin kökünü kazıyacağız" diye bas bas bağırabilirsin.

Dünyaya rezil olabilirsin. Ülkeni de rezil edebilirsin.

Ama yasağı delmenin yolunu bir iki dakikada bulan gençliğin, çocukların önünü kesemezsin. Onlardan öğrenmemizi engelleyemezsin. Haberleşmemize , okumamıza, paylaşmamıza, söylememize, düşünmemize son veremezsin!

***

"Facebook", "Youtube", " İnstagram"’dan çok korkabilirsin…

Her akşam dinlediğimiz ses bantlarına montaj dublaj diyebilirsin.

Ayakkabı kutusunu, uluslararası komplo; evde sıfırlanması zor parayı cep harçlığı sanabilirsin.

Ayni yalanı defalarca tekrarlarsan milletin bir bölümünü kandırabilirsin.

Dinine küfür eden, inancına alay eden eski bakanına arka çıkabilir, gerçekten inananları kahredebilirsin.

Ama korku duvarını çoktan aşmış insanları artık korkutamazsın!

***

Milleti her alanda benden olanlar ve benden olmayanlar diye ayırabilirsin…

Senin gibi düşünmeyenleri ezebilirsin.

Sana biat etmeyenleri yok sayabilirsin.

Kadınları kapalı ya da açık diye ayrıştırabilirsin.

Dilediğini ötekileştirebilirsin.

"Yetmez ama evet" çilerle bir süre daha idare edebilirsin.

Ama baskıya, zulmüne direnenleri , hava kurşun gibi ağır olsa da dirençlerinden döndüremezsin!

***

Savcıların, emniyet müdürlerinin yerlerini değiştirebilirsin.

Dilediğini rektör seçtirebilir, istemediğin gazeteciyi kovdurabilirsin.

Kim sürgüne, kim Silivri’ye gidecek, yol gösterebilirsin.

O ihale kime , bu ihale nereye verilecek, bilirsin.

Ama aynaya bakamazsın. Bakacak olsan bile aynada yalandan ve talandan başka bir şey göremezsin!

***

"Hırsıza oy yok" diyeni polislerine dövdürebilirsin…

Karşı çıkanları, tomalarla, gazla, tankla tüfekle ezebilirsin.

Öfkeni, kinini, silahını başka ülkelere yayabilirsin.

Çocuğun cebindeki misketi bomba sanabilirsin.

Şiddeti tırmandırmak , gerilimi arttırmak için elinden geleni yapabilirsin.

Ama yine de ülkemin her yanına yayılan Gezi Ruhunun intikamını alamazsın. İçimizde büyüyüp duran Berkin’lerin, Ethem’lerin , Ali İsmail’lerin gülen gözlerini belleğimizden silemezsin!

***

"İki ayyaş" diye nitelediklerinden hazzetmeyebilirsin…

Günde beş vakit Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının seni mağdur ettiklerini düşünebilirsin…

Bunca yıl iktidarda olup , hala mağduriyet edebiyatı yapabilirsin.

Demokrasiyi, sadece işine geldiğinden kullanılacak bir araç sanabilirsin.

Çağdaş , evrensel değerleri , akıl yolunu yok sayıp, emeği küçümseyip, varsa yoksa değişmez dini dogmalara sarılabilirsin.

Ama bu milletin yüreğinden Atatürk sevgisini ve saygısını; bu milletin aklından "muasır medeniyet" tutkusunu çekip atamazsın!

***

Beğenmediğin heykeli yıktırabilirsin…

İstemediğin tiyatroyu, filmi, kitabı yasaklatabilirsin.

Opera baleyi günah sayar; nitelikli müziği anlamayabilirsin.

Sanat ve müzik kurumlarımızı yok edecek, edemese bile geriletecek, sanatçıyı boyunduruk altına alacak yasalar çıkartabilirsin.

Ama iktidarların gelip geçici olduğunu; nitelikli sanatın , müziğin , şiirin ise her daim kalıcı olduğunu ; zorbalığın, yaratıcılığın karşısında ölüme mahkum olduğunu bilemezsin!

Twitter’ı yasaklayabilirsin. Her kuşun etini yiyemezsin!

Internet’i yasaklayabilirsin. Vicdanları asla!